Sarıgül’den Yakup Aktaş’a: Gel kardeşim ol, birlikte çalışalım

Sarıgül’den Yakup Aktaş’a: Gel kardeşim ol, birlikte çalışalım  TDH’nın hazırlıklarını sürdüren Mustafa Sarıgül dün İstanbul’da Yakup Aktaş’la görüştü ve “Gel kardeşim ol, birlikte çalışalım” çağrısı yaptı. Aktaş çağrıyı kabul etti ve yeni bir yol çizildi…


Türkiye Değişim Hareketi adıyla partisini ocak ayında kurmaya hazırlanan Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün dün Bursa’dan özel konukları vardı.

Daha doğrusu…

TDH’nin Bursa İl Başkanlığı görevini üstlenecek olan Şenol Seven’in yanı sıra, Sarıgül’ün özel konukları arasında biri daha fazla dikkat çekiyordu:

Yakup Aktaş.

2 dönem Anavatan Partisi’nden, bir dönem de Adalet ve Kalkınma Partisi’nden seçilerek Emek Belediye Başkanlığı yapan, “insanı seven yaklaşım” sergilediği görevi süresince Emek’in görüntüsüyle birlikte sosyal yaşamını da değiştiren Yakup Aktaş 29 Mart’taki yerel seçimlerde AK Parti’den Emek kapatıldığı için Osmangazi’ye aday adayı olmuş, fakat partisi aday göstermeyince Demokrat Parti’nin Osmangazi adayı olarak seçime girmişti.

Yıllar önce polis-adliye muhabirliği yaptığımız dönemde gencecik Savcılık yazı İşleri Müdürü olarak tanıdığımız Aktaş’ın AK Parti’ye ve DP’ye üye olmadığını biliyoruz.

Nitekim…

Mustafa Sarıgül de bunu bildiği için dün Yakup Aktaş’la görüşmesinde açık çağrı yaptı:

“Sevgili başkan, gel kardeşim ol, bundan böyle birlikte çalışalım.”

Çağrıya aktaş da olumlu yaklaştı:

“Elbette sizinle birlikte olurum. Hatta, size dahpa yakın olmak ve dolu dolu çalışmak istiyorum.”

Bu sözlere Sarıgül birkaç kez “Çok mutlu oldum” diyerek karşılık verdi.

Aslında…

İlk kez dün karşı karşıya geldiler ama, Sarıgül ve Aktaş daha önce telefonla görüştüler. Hatta, Aktaş trafik kazasında oğlunu kaybettiğinde Sarıgül arayıp başsağlığı diledi.

Böylece…

Dün İstanbul’da yeni bir yol çizildi. Dahası, Sarıgül’ün TDH’sı, ilk önemli transferini Yakup Aktaş’la yaptı.

Bu gençlerin gözlerinde umut var: Üniversiteli Dağlılar, Anadolu’nun her yanında örgütlenip yöre için projeler üretiyorlar

Yakın zaman öncesine kadar, Uludağ’ın arkasında yer alan Keles, Orhaneli, Büyükorhan ve Harmancık’tan oluşan dağ bölgesi Bursa’nın gözden uzak, unutulmuş, ihmal edilmiş bölgesiydi.

Gerçi…

İhmal edilmişliğinin biriktirdiği sorunlar yine sürüyor.

Ama…

Dağ yöresi artık gözden uzak ve unutulduğu için bilinmeyen bir yöre değil.

Öncelikle…

Yöreyi temsil eden ve Bursa’nın en güçlü yöre derneği olan Dağ-Der çok önemli işler başarıyor.

Yanı sıra…

Dağ yöresinin çocukları da, üniversite öğrenimi için gittikleri Anadolu illerinde yöreleri için bir araya gelip örgütleniyorlar, sonra da ellerini taşın altına uzatarak dağ yöresinin geleceğine yönelik projeler üretmeye başlamanın heyecanını yaşıyorlar.

5 yıl önce Uludağ Üniversitesi’nde öğrenim gören gençlerin Ramazan Yılmaz önderliğinde kurdukları Üniversiteli Dağlılar mezun olan ve öğrenimi devam edenlerle birlikte bugün 1.600 üyeye ulaştılar.

Üstelik…

Uludağ Üniversitesi’nin yanı sıra İstanbul, Ankara, Eskişehir, Kütahya, Balıkesir, Çanakkale, Samsun, Konya, Karabük ve Afyon’da temsilcilikler oluşturdular.

Ayrıca…

Isparta, İskenderun, Kayseri, Kocaeli ve Tokat’taki üniversitelerde de Üni-Dağ üyesi gençler var.

••••••••••

Üni-Dağ Başkanı Reşat Karış, yönetim ve temsilcilerden oluşan grupla ziyaretimize geldiğinde, heyecanlarına daha yakından tanık olduk.

Son dönemdeki örgütlenme çalışmalarını anlatırken, ortaya ilginç bilgiler de çıktı.

Örneğin…

Afyon’da 6 ay önce Üni-Dağ’ın 2 üyesi varken, bugün 30’u aşmış. Yine, Çanakkale’de bir üye varken bugün 15’ten fazla üyeye ulaşılmış.

Şubat ayında Üni-Dağ başkanlığı görevini üstlenen Reşat Karış halen Ankara’da Bilkent Üniversitesi’nde öğrenimini sürdürüyor.

Sohbette…

Gözleri umutla parlayan gençleri dinlerken biz de büyük keyif aldık.

Çünkü…

Yörenin geleceği, gerçekten de onların elinde.

Zaten…

Bunun bilincinde olarak kendilerine bir yol haritası hazırlamışlar ve çalışmaya başlamışlar.

İlk adımı da geçen yaz Orhaneli Karagöz Festivali sırasında atmışlar.

Burada…

Üni-Dağ çadırı büyük ilgi görmüş. Hele, çadırın önüne astıkları “dağ yöresinin teşvik kapsamına alınması isteğini” içeren pankart siyasilerin de ilgisi çekmiş.

Üni-Dağ Başkanı Karış, siyasilerle de temas kurmaya başladıklarını ve bazı milletvekillerini ziyaret ettiklerini söyledi.

Ama…

Tüm Bursa milletvekilleriyle birlikte çalışmak arzusunu dile getirdi:

“Üniversiteli Dağlılar olarak biz dağ bölgesinin mutlaka teşvik kapsamında olması gerektiğine inanıyoruz. Çünkü yara artık pansumanla tedavi edilebilecek gibi değil, acilen ameliyat gerekiyor. Bunun için de tüm milletvekilleriyle birlikte hareket etmek istiyoruz.”

Böyle düşünmesinin nedeni şu:

“Eğer milletvekilleri bir araya gelir ve samimi olarak isterlerse bu sorun çözülür.”

Bayram gelenekleri de alışkanlıkları da değişti

Belli bir yaşın üstünde olanlar için bayram kavramının çok özel anlamları var.

Yılda iki kez kutladığımız dini bayramlar, her şeyden önce insanların bir araya geldikleri, ailelerin kaynaştıkları ortamlardı.

Ama…

Günümüzde bayramlar tatil olarak algılanıyorlar. Hele, hafta sonları da bayramla birleşip uzadığında tatil fırsatı olarak değerlendiriliyor.

Anlayışlar geleneklerin değişmesine yol açıyor.

Artık…

Kentlerde bayram yerleri kurulmuyor. Neredeyse, Pınarbaşı’ndaki bayram eğlencelerini anımsayan bile kalmadı.

Eski bayramlardaki bu ortamların yerlerini, büyük alışveriş merkezlerinin vitrinleri, yiyecek salonları ve sinemaları aldı.

Dahası…

Bayram kutlama alışkanlıkları bile değişti.

Eskiden…

Bayram yaklaşırken postanelerin önünde uzun kuyruklar oluşurdu. İnsanlar dostlarına, tanıdıklarına bayram tebriği göndermek için postane önünde sıraya girip beklerlerdi.

Tebrik kartı basan matbaalar ve satan tezgahlar bayram öncesinde fazla mesai çalışmak zorunda kalırlardı.

Ne yazık ki…

Artık postane civarında, yollarda tebrik kartı satan tezgahlar kurulmuyor, kırtasiyeciler tebrik kartı reyonu açmıyor.

Çünkü…

Cep telefonlarının SMS’leri, internetin mail’leri derken bayram tebriği geleneği de neredeyse sıfır noktasına indi.

Sonuç ortada:

Bayramların algılanmaları, gelenekleri ve alışkanları büyük bir değişim içinde.

Kurbanlıklar ve trafiğe yansıması

Eskiden, Kurban Bayramı’na 1-2 hafta kaladan itibaren kesilecek kurbanların alımı başlardı.

Fakat…

Artık kurbanların bağlanıp birkaç gün de olsa beslenebileceği yerler kalmadı. Onun için, kurban kesecekler mümkün olduğu kadar son dakikada almaya özen gösteriyorlar.

Hatta, çok kişi kurbanını bayram sabahı alıyor ve aldığı yerde de kestiriyor.

Bunun trafiğe ilginç bir yansıması var.

Olay Medya’nın bulunduğu Ankara Yolu’nda eskiden kurban satış yerleri sayısı fazlaydı. Erikli Kavşağı’nda, Deliçay Köprüsü kenarında kurbanlık satılırdı.

Böyle olunca…

Ankara Yolu trafiği bayrama bir hafta kala sıkışmaya başlardı.

Bu satış yerleri kalktı, kurbanlık için de bayram sabahı beklenince bayram öncesi sorun yaşanmıyor.

Ama bayram sabahı Gürsu Kavşağı’ndan Duaçınar’a kadar araç kuyruğu oluşuyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Olay Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. 27-11-2009