DTP’nin kapatılması demokrasiyi yaraladı, ama ya kapatılmasaydı?

DTP’nin kapatılması demokrasiyi yaraladı, ama ya kapatılmasaydı?  Demokrasimiz DTP’nin kapatılmasıyla yara aldı ama DTP de çözümden yana tavır koyamadı. Toplumsal duyarlılığın ulaştığı noktada “Anayasa Mahkemesi ya kapatmasaydı ne olurdu?” sorusu da önemli…


Anayasa Mahkemesi’nin cuma akşamı Demokratik Toplum Partisi’ni oybirliğiyle kapattığını açıklamasından bu yana gelişmeleri izliyoruz.

Şu noktada herkes hemfikir:

Demokrasilerde siyasi partilerin kapatılması hiç de hoş bir durum değil.

Nitekim…

DTP’nin kapatılmasıyla da demokrasimiz bir yara daha aldı.

Ama…

DTP de bu ülkede kapatılan ilk parti değil, görünüşe göre son da olmayacak.

Bu noktada…

Kapatma kararıyla ilgili değerlendirmelerin “demokrasi için iyi olmadı” noktasında buluşulmakla beraber, iki farklı kutupta geliştiğini görmek mümkün.

Bir tarafta…

“Ne olursa olsun kapatılmamalıydı, üstelik hükümetin açılımının tam ortasında bu kapatma kararı büyük zarar verdi” düşüncesinde olanlar var.

Bu düşünce…

Daha çok hükümet politikaları ve uygulamalarını benimseyen medyada zemin buluyor. Hem de, Kürt tabandan daha fazla bu kesimden yankı alıyor.

Diğer tarafta ise…

Henüz açık açık olmasa bile,  “Kapatma kararı elbette doğru değil, ama DTP de kendi kendini kapattırmak için çok uğraştı” mesajını satır aralarında verenler var.

••••••••••

Arşivimizi açıp baktık…

İmralı’da Abdullah Öcalan’ın hazırladığını duyurduğu açılım ile hükümetin hazırlığına giriştiği açılım yarışının başladığı günlerde, 3 Ağustos 2009 günü bu sütunlarda şunları yazmışız:

Gelinen noktada Türkiye şu iki soruya cevap arıyor:

Bir…

Kürt sorunu açılımında hükümetin muhatabı kim olmalı?

İki…

Bu plan, ileride Türkiye’nin bölünmesine yol açacak bir altyapı oluşturur mu?

İlk sorunun cevabı belli:

Demokrasilerde seçilmiş yönetimi hükümet oluşturuyor. Doğal olarak muhatabı da seçilmiş olmalı.

Yani…

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bulunan DTP, bölgeye yönelik çalışmaların muhatabı olmalı.

Gelin görün ki…

Önce DTP muhatap olmamak için elinden geleni yapıyor ve sürekli başka adresler gösteriyor. Sonra da hükümet bölgede DTP’nin daha da gelişmesine yol açacak bir işbirliğini düşünmüyor.

Sonrasında olanları ise hep birlikte yaşadık.

Habur’da dağdan inenler için zafer karşılaması yapılırken de, İzmir sokaklarında gerilim yaşanır de DTP’nin tavrını kışkırtıcı bulanların sayısı fazlaydı ve süreci sabote etmek için yaptığında herkes hemfikirdi.

Nedense…

Kapatma kararı sonrası “Biz barış istedik kapatıldık ve yasaklandık” açıklamalarına karşın DTP liderleri, söylem ve eylemleriyle bu sürecin Güneydoğu dışındaki bölgelerde toplumsal tepkiye dönüşmesini sağlayacak her şeyi yaptı ve toplumda ayrışmaya zorladı.

Nitekim…

Anayasa Mahkemesi’nin kararını açıklamasından sonra Ankara’da, DTP Genel Merkezi’nin karşısında bulunan binaların pencere ve balkonlarına Türk bayrakları asılması toplumsal tepkinin boyutunu gösteriyor.

••••••••••

Çıkardığımız sonuçlar şunlar:

Toplumsal barış ve bölgesel huzur amaçlı açılım için büyük bir fırsat olan DTP katalizör olmayı istemedi.

Mahkeme kararı, hukuki bir süreç. Demokrasilerde bir partinin kapatılması elbette çok üzücü. Ama şu soru üzerinde de durmak gerekiyor:

Anayasa Mahkemesi DTP’yi kapatmasaydı bundan sonraki süreçte neler olurdu?

Galiba konuya biraz da giderek büyüyen toplumsal duyarlılıklar açısından yaklaşmakta yarar var.

Kaldı ki…

Apo bile İmralı’daki hücresinden bu milleti karşı karşıya getiren kışkırtmaların kaynağını çözmüşken, bölgede yeni kurulacak partilerin artık tuzaklara düşmemeleri ve samimi olmaları gerekiyor.

Bursa’ya demiryolu gelebilmesi için umudumuz Eskişehirli sanayicilerin Ulaştırma Bakanı Yıldırım’ı ikna edebilmesine bağlı

Kime sorsanız, Bursa’da demiryolunun mutlaka olması gerektiğini söylüyor. Gelin görün ki, yıllardır uğraş verilmesine karşın Bursa bir türlü demiryoluna kavuşamıyor.

Üstelik…

Son dönemde Bursa’nın karşısına bir de Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım kâbusu çıktı. Gizli bir intikamı varmışcasına gibi Bursa ile ilgili konuları kulak ardı ediyor.

Neyse…

Binali Yıldırım’ı şimdilik bir kenara bırakıp demiryolu konusuna dönelim.

Bilindiği gibi…

Yatırım programında Bandırma-Bursa-Bilecik demiryolu hattı var. Ama gerekli ödenek bir türlü bulunamıyor.

Buna karşın…

İki yıl önce gündeme Bilecik-Yenişehir-Gemlik tek hattı üzerinde yeni bir demiryolu projesi geldi. Bursalı siyasetçiler de büyük projeye başlanamadığı için bu öneriye umutla yaklaştılar.

Aslında…

Öneri Bursa’nın değil, limana ulaşma arzusunda Eskişehir sanayicisinin isteğiydi.

Hatta…

O süreçte yap-işlet-devret yöntemiyle bu hattı yapması için bazı yabancı firmalara davet çıkarılmış, aklımızda kaldığı kadarıyla da bir Alman firması gelip fizibilite incelemesi yapmıştı.

Aradan geçen süreçte bir daha ses çıkmaması, o incelemenin rantbl bulunmadığı anlamına geliyor.

Fakat…

Bizim unutmuş olmamıza karşın, Eskişehir sanayicisinin peşini bırakmadığını, hafta içinde okurumuz Aykut Turan’ın elektronik postasından öğrendik.

Turan bize Eskişehir’de yayınlanan İstikbal gazetesinin bir haberini göndermiş.

Haber ilginç…

Çünkü, bizim artık unutmaya yüztuttuğumuz Bandırma-Bursa-Bilecik demiryolu hattının güzergah değişikliğine dair izler taşıyor.

Dahası…

Bilgiler biraz karışık olsa da, Bandırma-Bursa-Yenişehir-İnegöl-Bozüyük-İnönü hattından söz ediliyor ve şunlar yazılıyor:

“Projenin yapımının gündeme gelmesiyle devreye giren Eskişehirli bazı sanayiciler ise proje kapsamına Eskişehir’in de dâhil edilmesi gerektiği yönündeki fikirlerini Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’a ilettiler.”

Devamı şöyle:

“Öneriye göre inşa edilecek Bursa demiryolu hattı içerisinde, Yenişehir’den ayrıca bir hattın Gemlik’e uzatılması ve böylece Eskişehir’in demiryolu ile Gemlik limanına bağlanması öngörüldü.”

Bizlerde kıskançlığa yol açacak bir ayrıntı da var:

“Geçtiğimiz günlerde Eskişehirlilerle bir gecede bir araya gelen ve Eskişehir ile ilgili hayli övücü sözlerde bulunan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın bu öneriye hayli sıcak baktığı ve ortaya konulan fikirle hayli ilgilendiği öğrenildi.”

Kısacası durum şu:

Eskişehirli sanayicilerin çabası sonuç verirse, Bursada demiryoluna kavuşacak.

Yani…

Umudumuz Eskişehir.

Cenazeleri kaldırmak AK Parti’ye kaldı

Perşemse akşamı Mustafakemalpaşa’daki kömür madeninde, yerin 300 metre altında grizu patlamasıyla yaşanan faciada 19 madencimiz yaşamlarını yitirdi.

Olayın duyulduğu andan itibaren Mustafakemalpaşa’ya siyasetçi akını başladı. Bu da, siyasetçi duyarlılığı açısından önemliydi.

Ancak…

Madencilerin çevre köylerdeki cenaze törenlerinde dün yalnızca Adalet ve Kalkınma Partisi’nin temsilcileri vardı.

AK Parti’nin erkek milletvekilleri aralarında dağılım yaparak cenazelere katılırken, kadın milletvekili Canan Candemir Çelik de ev ziyaretleri yaptı.

Dikici’nin ölümü ve düşündürdükleri

Bizim için Bursa’nın siyaset, spor ve cemiyet yaşamının vazgeçilmezlerinden olan Burhan Vatan dün telefonda “Doğan Dikici’yi kaybettik” dediğinde bir an dalıp gittik.

Hızla gelişen yerleşim merkezlerinde bazı kişiler topluma önderlik ederler.

Doğan Dikici bu isimlerden biriydi.

Mustafakemalpaşa’nın gelişmeye çabaladığı dönemlerde Adalet Partisi’nin Gençlik Kolu Başkanlığı’nı yaparken sivrildi. İl Genel Meclisi Üyeliği yaptı.

Yalnızca siyaset değil, spor ve ticaret alanında da ilçenin önderlerindendi.

Mustafakemalpaşaspor’da başkanlık yaptı, Ticaret ve Sanayi Odası’nda görev aldı. Sahibi olduğu Dikici Turizm ile de yolcu taşıdı.

Kısacası…

Mustafakemalpaşa’nın gelişmesinde önemli isimlerden biriydi. Allah’tan rahmet, sevenlerine ve Mustafakiemalpaşa’ya başsağlığı diliyoruz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Olay Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. 14-12-2009