Dokunulmazlık ve yolsuzluk iddiaları Şener`in kozu

Dokunulmazlık ve yolsuzluk iddiaları Şener`in kozu  TP lideri Abdüllatif Şener dün Kestel`de nasıl bir topluluk buldu? Konuşmasında neler söyledi? Siyasi kozları neler? Şener nasıl bir lider profili çizdi? Bıraktığı izlenim ne? Nerede çelişkiye düştü?


Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener asıl sürprizi, Bursa İl Başkanlığı’nı açmayı beklemeden, Ali Kök’ü kırmayıp Kestel İlçe Başkanlığı’nı açmayı kabul ederek yapmıştı.

Ama…

Dün, Kestel’in pazarı olmasına karşın bulduğu küçük kalabalık da Şener’e sürpriz oldu.

Gerçi…

“Bu kalabalığı gördüğünde otobüsün üstüne çıkıp konuşmaktan vazgeçer” diye düşündük ama, Şener yine de konuşmasını yaptı.

Fakat…

Bu kez de “Bir damla su gönder bana” diyerek başladığı konuşmasını yağmur nedeniyle 35 dakikada kesmek  zorunda kaldı.

Dün…

Şener’in konuşmasına “Biz halkız”, “Biz asiliz”, “Biz Türkiye’yiz” vurguları sık sık yansıdı.

Sık tekrarladığı vurgularından biri “hesap sorma sözü” oldu. Partisinin kimliğini de açıkladı:

“Biz, demokratik bir merkez partisiyiz.”

Yanı sıra…

TP lideri Şener’in dünkü Kestel konuşmasında, önümüzdeki süreçte sıkca kullanacağı iki koz dikkati çekti:

Dokunulmazlıklar ve yolsuzluk iddiaları.

Meclis’te dokunulmazlığın kaldırılmasını isteyen 500 dosya bulunduğunu, Başbakan hakkında bile ihaleye fesat karıştırmaktan dosya olduğunu belirtip, 6 yılı bakan olmak üzere 16 yıl milletvekilliği yapmasına karşın hakkında bir dosya bile olmadığını söyledi.

Yolsuzluk konusunda iki imada bulundu.

Birincisinde…

Çiftçi gübreye yüzde 18 KDV öderken, pırlantının vergisi olmadığını ifade edip “Yoksa Başbakan çevresinde işi pırlanta olanlar mı var?” diye sordu.

İkincisinde…

“Cebinizdeki paranın üçte birini Başbakan ve bakanlmar harcıyor. Nereye harcadıklarını bilmiyorsunuz, çünkü denetleyemiyorsunuz. Sürekli ihaleler yapıyorlar. O ihalelerin hangi yandaşlara verildiğini de bilmiyorsunuz” dedi.

Abdüllatif Şener: Toplulukları heyecanlandıramıyor ama konuşmalarıyla güven veriyor

Kestel’de, belediyenin yaptırdığı Kültür Merkezi’nin önünde, turkuvaz renkli otobüsün üstünde konuşmakta olan Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener’e ve onu dinleyenlere baktık.

Öncelikle…

Toplanan kalabalığın azlığı, Şener’in ilk Bursa gezisinde TP Bursa’nın organizasyon yapmadığını ya da acemiliğinin kurbanı olduğunu gösteriyor.

Buna karşın…

Şener’i dinleyenlerin çoğunun boynunda turkuvaz renkli kaşkol ya da kravat vardı. Ama coşku yoktu.

Bu da şunu gösteriyor:

TP lideri, kendisini dinleyenleri heyecanlandırıp coşturamıyor.

Buna karşın…

Konuşmasında ciddiye alınması gereken siyasi mesajlar var.

Dahası…

Ses tonu, seçtiği konulara yaptığı vurgular ve söyledikleriyle güven veriyor.

“Ben bakanlıktan ayrıldım, milletvekilliğini bıraktım, koltukları terkettim” derken samimi olduğu her halinden belli oluyor.

Ekonomi konusundaki sözleri ve iddiaları da “işin içinden geldiği ve bilen biri olduğu” için önemseniyor.

Ama…

Konuşma kalıplarını genel konular üzerinde kuruyor, bulunduğu yere özgü işaretler vermiyor.

Örneğin…

Dünkü Kestel konuşmasında uzun uzun pamuk ve tütün çiftçisinin sıkıntılarından söz etti. Yalnızca bir cümlenin içinde armut yetiştiricileri sözü geçti.

Oysa…

Kestel ve hemen yanı başındaki Gürsu’da pamuk ya da tütün tarımı yok. Bu bölge çiftçileri için armut örneği çok daha önemliydi.

Üstelik…

Şener’den önce otobüsün üstünde konuşan TP Kestel İlçe Başkanı Ali Kök, yörenin geçim kaynakları ve çiftçinin sıkıntılarını dile getirerek bir anlamda genel başkanına tüyo da vermişti.

Bunu da…

İyi bir ekonomist, güven veren bir siyasetçi olmasına karşın Şener’in lider olarak acemiliği hanesine yazmak gerekiyor.

Boynundaki yeşil-beyaz kaşkolun üzerine bir de Bursaspor yazılı kaşkol asmak isteyen Kök’ü engelleyip, topluluk önünde “Ne gerek var, bu da yeşil-beyaz değil mi?” demesi ve tezahürat yapan gençleri engellemesi ise “farklı siyasetçi” özelliğininin göstergelerindendi.

Dikkat çeken bir nokta da şu oldu:

Abdüllatif Şener yalnızca son 2.5 yıllık, yani 22 Temmuz 2007’den buyana görev yapan hükümeti eleştirip suçluyor. “Bu hükümetin 2.5 yılda yaptığı bir tek iyi iş var mı?” diye de soruyor.

Kendisinin de Başbakan Yardımcısı olduğu 2002-2007 dönemini ise dışarıda bırakıyor.

Böyle olunca…

Yaşanan tüm olumsuzlukların son 2.5 yılda yapıldığı izlenimi doğuyor. Kendisinin içinde bulunduğu dönemi ise hiç anımsamıyor ve anımsatmıyor.

O zaman da…

Ortaya “çelişkiye dayanan siyasetçi kurnazlığı” görüntüsü çıkıyor ki, bu görüntü “güven veren siyasetçi” profilini zedeliyor.

DP’de Ekici’den Efe’ye itiraz geldi

Demokrat Parti’nin Bursa’da iki Genel İdare Kurulu Üyesi var. Mümin Ekici ve Orhan Efe.

Dün ortaya çıktı ki, yapılan operasyon nedeniyle iki isim arasında ayrılık var.

Çünkü…

Dün bu sütunlarda, ilçelerdeki atamalarla ilgili olarak Efe’nin “Bu görevden alma değil, birleşme nedeniyle görevlendirme” açıklamasına yer verdik.

Bunun üzerine Ekici aradı ve şunu anlattı:

“Aralık ayındaki GİK toplantısının sonuna doğru bir konuşma yaptım ve hangi ilde hangi parti daha çok oy aldıysa, o partinin başkanlığında yapılanma önerdim.”

Şunu söyledi:

“Bursa’da son seçimde DP yüzde 6.1 oy aldı. Anavatan’ın oyu 0.7 oldu. Yani 9 kat fazla. Öyleyse, birleşme DP başkanlığında olmalıydı. Seçmen iradesi bu.”

Sözü Efe’nin açıklamalarına getirdi:

“Yönetimlerin görevden alınmadığını, başkanların değiştini söylüyor. Oysa gelen yazı, yönetimlerin görevden alındığını, ilçe başkanı görevlendirildiğini bildiriyor.”

Sonra da…

Gürsu ve Kestel’de atananların görev kabul etmediğini öne sürüp şunu sordu:

“Sayın Orhan Efe yeni tüzük ve protokolden söz ediyor. O tüzüğü basılı gören var mı? Protokolu gören var mı? Biz istedik ama elde edemedik.”

Seçimle gelenin seçimle gitmesi gerektiğini savunan Ekici şunu ekledi:

“Teşkilatlarımız, Demokrat Parti’nin Anavatan’a teslim edilmesi nedeniyle kırgın. Yanlış yapıldı. Biz bunları halka kabul ettiremeyiz.”

Demirel’den çarpıcı soru

Mustafakemalpaşa Bükköy’deki maden ocağında grizu patlaması nedeniyle meydana gelen göçük 19 madencinin yaşamlarına yitirmesine yol açtı.

Olay duyulur duyulmaz siyasetçiler ocağa ve bölgeye akın ettiler, cenaze törenlerine katıldılar.

Sonrasında, kaza yaşanan maden ocağı eksikleri nedeniyle 6 ay kapatıldı. 3 yöneticisi tutuklandı. Dün de 10 gündür kayıp olan maden sahibi Mustafakemalpaşa Adliyesi’ne geldi.

Böyle bir ortamda…

Bükköy’de dün iki acılı aileyi ziyaret eden ve bazı yardımlarda bulunan Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Kemal Demirel, ölen madencilerin emekli edilip ailelerine yardım yapıldığını anımsattı ve şunu sordu:

“Peki, 6 ay kapatılan madende diğer çalışanlar ne olacak? Onlar 6 ay nasıl geçinecekler, ailelerine nasıl bakacaklar? Acaba bunları düşünen var mı?”

ÖDP’den farklı bir konferans

Özgürlük ve Demokrasi Partisi’nin davetiyesinde, ocağın üstünde bir kazan resmi var. Alevler kazanı sarmış. Kazanın  içindeyse “emek, dayanışma, onur, barış, demokrasi, kültür, bilim, hak, özgürlük, eşitlik, sevgi, insanlık” gibi kavramlar kaynıyor.

Bu, ÖDP’nin bugün düzenlediği “Neo-Liberalizm-Siyasal İslam ve AKP” konulu konferansın davetiyesi.

ÖDP eski genel başkanlarından Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu’nun saat 17.00’de Ördekli Hamam Kültür Merkezi’nde başlayacak konferansı, güncelin değerlendirmesi de olacağından farklı bir özellik taşıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Olay Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. 19-12-2009