Vatandaşın kafasındaki seçim şaibesi kuşkuları giderilmeli 2007 seçimleri için seçmen listeleri bilgisayara geçtiğinde sorunlar yaşandı.

Vatandaşın kafasındaki seçim şaibesi kuşkuları giderilmeli  2007 seçimleri için seçmen listeleri bilgisayara geçtiğinde sorunlar yaşandı. Şimdi de Nüfus Kayıt Sistemi kaynaklı sorunlar oluştu. Ayrıca, sonuçlara bilgisayarda müdahale kuşkusu taşıyanlar var…


Türkiye son genel seçimini 22 Temmuz 2007’de bilgisayarda hazırlanan seçmen listeleriyle yaptı. Daktiloda hazırlanan listeler yerine bilgisayara yüklenen kayıtlar mükerrer seçmeni ortaya koymakla birlikte, vatandaşlık kimlik nuramarası nedeniyle sıkıntılar da yaşandı. Askıdayken kontrol etmeyen pek çok seçmen adını listelerde bulamadı.

Bu seçim, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre yapılacak.

Bu noktada…

Yer yer sorunlar ortaya çıktı. Örneğin, Cumhuriyet Halk Partisi’nin itirazı sonucu Nilüfer’deki listelerde yer alan, ama o adreslerde yaşamayan binlerce kayıt iptal edildi.

Seçmen listelerinin askıya çıkmasının nedeni de bu zaten. Yanlış ortaya çıkacak ve düzeltilecek. Yaşananları ise yeni bir sistemin uygulamada aksaması görüyoruz. Sonraki seçimlerde yaşanmayacağını umuyoruz.

Bununla birlikte…

Seçmen listesinin yanı sıra, bilgisayar kullanımı nedeniyle seçim sonucunun kısa sürede alınmasının kuşkulara yol açtığını görüyoruz.

Öyle ki…

Seçimde kullanılan bilgisayar programlarını hazırlayan uluslararası firmaların sonuca müdahale ettiğini söyleyen de var, sandık sonucunun bilgisayara kasıtlı olarak ters işlendiğine inanan da var.

Bunu çok daha önemsiyoruz.

Bir yandan gelişmiş ülkeler gibi seçimde bilgisayar kullanımı gelişirken, vatandaşın teknolojiden kuşku duyması sonuçları şaibeli hale getirir ki, işin içinden çıkılamaz.

Onun için, önce kafaların rahatlatılması gerek.

Kalabalık miting kadar, meydanı dolu göstermek de önemli

Neredeyse geri sayımın da sonuna geliyoruz… Haftaya bugün, yani 29 Mart 2009 Pazar günü sandığa gideceğiz ve adaylar arasından tercih yapıp önümüzdeki beş yıl boyunca Büyükşehir’i, ilçemizi belediye başkanı olarak kimin yöneteceğine karar vereceğiz.

Yine…

Belediye meclisinde ve il genel meclisinde kimlerin yer alacağını belirleyeceğiz. Devletin ilk kademe temsilcisi olarak mahallemizin muhtarını seçeceğiz.

Kararını veren seçmen rahat. Ama henüz kararını vermemiş seçmen için son hafta önemli.

Çünkü…

Kararını henüz vermemiş seçmen son hafta siyasi partilerin ve adayların yaptıkları ya da yapacakları hamlelere bakacak, ona göre değerlendirme yapacak.

Bununla birlikte…

Kararsız seçmeni etkilemeye çalışırken, karar vermiş seçmenin kararını değiştirecek gelişmeler de her an yaşanabilir.

Örneğin…

Bir parti ya da adayın son anda kritik bir hata yapma olasılığı her zaman olabildiği gibi, bir parti ya da adayın son anda kritik bir hamle yapması da söz konusu olabilir.

O bakımdan…

Bugünden, önümüzdeki pazara kadar siyasette yapılacak her hareket hem risk, hem de avantaj oluşturabilir.

••••••••••

Siyasi partiler bu süreci, kitlelere toplu mesaj vermek olarak değerlendiriyorlar. İddialı 3 partinin genel başkanları bir hafta içinde Şehreküstü’de miting yaptılar.

Kamuoyu da miting meydanlarını dikkatle izliyor. Partilerin dinamizmini, hedefini, coşkusunu ve gösterilen ilgiyi meydan görüntülerinden çıkarmaya çalışıyor.

Medya da bu gözlemlere ayna tutarak yardımcı olmaya, kimi ayrıntıları ortaya çıkarmaya çalışıyor.

Her şeye karşın…

Miting meydanları siyaset için önem taşımaya devam ediyor. Oradaki kalabalıkla doğru orantılı olarak moral bulan partiler ve partililer seçmen üzerinde daha etkili olabiliyor.

Kalabalık toplayamayan partilerin yöneticilerinde moraller bozulduğu gibi, seçmen bazında da umut yitirildiği hemen her seçim döneminde görülüyor.

Kısacası…

Türkiye’deki siyaset koşullarında meydan mitingleri, seçim sonucu üzerindeki belirleyici etkisini sürdürüyor.

••••••••••

Meydan deyince…

Şehreküstü’de miting yapan siyasi partilerin tümü, öncelikli olarak bu meydanı doldurma hedefindeler.

Çünkü…

Kamuoyuna verilecek mesajda, partiye ilginin yüksek olduğunu gösterme amacı seçim dönemlerinde önemli.

O nedenle…

Partiler yalnızca miting yapma kararı almıyorlar, buna bir de mitinge katılım planlaması ekliyorlar. Hatta, katılım organizasyonları çok daha önemli hale geliyor.

Onun için de…

Mitingi yapacak partinin il başkanlığı ilçe başkanlıklarını, ilçe başkanlıkları da kendilerine bağlı belde başkanlıklarnını harekete geçiriyorlar. Merkezdeki mahalle temsilcilerinin katılımı yükseltecek katkılarını sağlamanın dışında, ilçelerden, beldelerden, köylerden otobüs ve minibüslerle mitinge katılacakların organizasyonlarını yapıyorlar.

••••••••••

Bununla birlikte…

Partinin hedef kitlesinin darlığı nedeniyle ortaya çıkan durumlar da var. Bunu da daha çok kitle partisi olmayan ve belli bir görüş doğrultusunda siyaset yapan partiler yaşıyorlar.

Orada da…

Meydanı dolu gösterebilme beceresi ortaya çıkıyor.

Böyle bir durumla, 28 Mart 2004’te yapılan yerel seçimler öncesinde yine Şehreküstü Meydanı’nda karşılaştık.

O gün…

Meydanda küçük ama iddiası büyük bir partinin mitingi vardı. Şehreküstü’de partinin genel başkanı beklenirken, platformun önüne toplanan kalabalık, meydanın beşte birini bili kaplamıyordu.

Liderin gelmesinden hemen önce mikrofonu eline alan ve deneyimli bir miting organizatörü olduğu her kelimesinden anlaşılan hatip, “Şimdi kulaklarınız bende olacak ve her söylediğimi yapacaksınız” diyerek söze başladı.

Sonra da…

Toplananları “üç adım sağa, beş adım geriye” gibi komutlardan başlamak üzere, herkese ellerini yana doğrnu açtırarak küçücük kalabalığı kocaman meydana yaymaya başladı.

İzlerken önce gülümsedik.

Fakat…

Birkaç dakikalık süre içinde o küçücük kalabalığın meydanın yarısını kapladığı görünce hayretten ağzımız açık kaldı.

Liderin moralini bozacak küçük bir grup yerine, moral verip coşturacak geniş alanlı bir katılım ortaya çıkmıştı.

“Bunun kime ne yararı var?” diyenler çıkabilir.

Yararı var elbette…

Televizyon kemaraları ve fotoğraf makinaları, miting meydanlarında hazırlanan platformlar üzerinden çekim yapıyorlar. Kameraların ve fotoğraf makinalarının objektifleri derinlikleri algılamadığı gibi, kişiler arasındaki mesafeyi belli edemiyor ve alandakileri bir birine yapıştırarak görüntülüyorlar.

Öyle olunca…

Televizyon başında mitingin görüntüsünü izleyenler boşlukları göremedikleri gibi, meydandaki insan seli ile karşılaşıyorlar.

Nitekim…

O akşam o mitingi televizyonda izlerken kalabalığı görünce “Acaba biz başka mitingde miydik?” diye düşürndük ve şaşkınlığımız daha da arttı.

Küçük bir grupla kocaman bir meydan görüntüsü verdirebilmek elbette özel bir yetenek ve deneyim işi.

••••••••••

Bu noktada şunu vurgulamakta yarar var:

Partilerin tümünün böyle yaptığını söylemiyoruz elbette. Ama kimi partiler için bu görüntü önemli.

Nedeni de şu:

Partinin taraftar toplayamadığı, umudunun olmadığı anlaşılınca, bazen seçmeni “oyum boşa gitmesin” düşüncesinden hareket ederek “önde giden partiye” yönelebiliyor. O partiye eğilimi yoksa da, “önde gidenin alternatifi gördüğü partiye” tercih yapabiliyor.

Partiler de en azından bunu önleyip mevcut konumlarını koruma gereği duyabiliyorlar.

Kısacası…

Meydan her koşulda çokm önemli.

Haydarizm dönemi ve BTP mitingi

Siyaset iddia ve hedef işidir, azimli olmayı gerektirir. Bağımsız Türkiye Partisi’ni bu nedenle kutlamak gerekiyor.

Çünkü…

Anavatan ve Demokrat Parti gibi bu ülkeyi yönetmiş partilerin cesaret edemediği Şehreküstü Meydanı’nda dün miting yaptı.

Üstelik…

Meydanın yarıya yakınını da doldurdu.

Dün miting sırasında Şehreküstü Meydanı’nda dolaşırken şunu gördük: BTP’nin, kentli ile kırsal arasında bir kitlenin oluşturmasıyla kendine özel bir tabanı var.

Dahası…

Prof. Dr. Haydar Baş’ın ekonomi dersi şeklindeki konuşması, meydandaki kitle için çok cazip değil ama huşû içinde dinliyorlar.

Buna karşın…

Hoca’nın çok iddialı ve sarsıcı ifadeleri var.

Örneğin…

“Komünizm bitti, kapitalizm bitti, şimdi Haydarizm devri” diye başlayıp; geliştirdiği Milli Ekonomi modelinin Rusya, Çin, Japonya, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Brezilya dahil 50 ülkede “kendisinden alınarak uygulandığını” söyledi.

Bu ülkeler arasında Vatikan’ın da bulunduğuna ayrıca vurgu yapıp, “Vatikan’ı bile adam ettim” dedi.

Hatta…

Amerika’nın eski başkanı Bush’un bu modeli çalıp uygulamak istediğini, Obama’nın buna karşılık “Bu Haydar Hocanın modeli” dediğini, ama başkan seçilince onun da “bir başka yanını çaldığını” söyledi.

Bu arada…

Erdoğan hükümetinin de yine “kendisinden çaldığı” bazı ekonomik uygulamalara yöneldiğini iddia etti.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Olay Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. 22-03-2009


İlk yorum yapan olun

Yorum Yazın