Daha dün… Yaşadığımız kent Bursa’nın son 45 yıldaki büyük değişimine ilişkin gözlemlerimizi paylaştık.
Aslında…
8 bin 500 yıllık geçmişi olan tarih kenti için 45 yıllık dönem hiçbir şey değil, ama Bursa bu kısa sayılabilecek sürece büyük bir değişim sığdırdı.
Yazımızda…
Bursa’nın bu süreçte “sorunlarıyla birlikte büyüyen metropol kent” olduğu vurgusunu yaparken, gözlemimizi şöyle paylaştık:
1980’lerin başında, “daha çok üretim, daha fazla ihracat” anlayışıyla atılan sanayileşme adımları iç göçü getirdi. Plan olmadığı için kent gelişigüzel büyüdü.
Öyle ki…
Kentin hem doğusunda hem batısında kendiliğinden yapılaşma fiili durum olarak yansırken, ortaya da kaçak mahalleler çıktı.
Bugün Bursa’nın 3 sorunu olarak o sürecin yol açtığı sorunları konuşuyoruz.
İşte…
Bu yazıyı bitirdikten sonra, İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Serdar Atilla Erdem’in konuşmasını okuduk.
Meslek odası başkanı teknik adam sorumluluğuyla aynı noktaya işaret ediyor.
Üstelik…
Kaygılarını geleceğin mühendisleriyle paylaşırken, çok kritik deneyim ve gözleme dayalı uyarılarda bulunuyor.
Nitekim…
Bursa Uludağ Üniversitesi mühendis adayı öğrencilerinin oluşturdukları Uludağ Yapı Topluluğu tarafından Geleceğimin İnşası adıyla organize edilen toplantıdaki konuşması bu nedenle çok önemli.
Konuşmasında…
İnşaat mühendisliğini medeniyet mesleği olarak tanımlayan İMO Bursa Şubesi Başkanı Serdar Atilla Erdem’in tespiti çok önemli:
“Kaçak yapı cenneti haline gelen Bursa, ülkenin en hırpalanmış kenti.”
Düşüncesi şu:
“1999 Gölcük Depremi ve 6 Şubat depremleri mesleğin bilime ve tekniğe uygun olarak yapılmasının ne kadar hayati öneme sahip olduğunu gösterdi.”
Saha gözlemini de genç mühendis adaylarıyla paylaştı:
“Bursa’nın yeniden ayağa kaldırılmasında ve depreme dirençli hale getirilmesinde inşaat mühendisliği mesleği çok önemli.”
