Şu noktada hemfikiriz… Soma’daki maden faciasında sorumluluğu olan kim varsa, ihmal gösteren kim varsa hesabını vermeli.Ama…Hesap sorarken de her şeyi birbirine karıştırıp haksızlık ve itibar linci yapmamak gerekiyor.
Örneğin…
Önceki gün Ankara’da bazı sendikalar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yürüyüp Bakan Faruk Çelik’i istifaya davet ettiler. İstifa isteyenler, Soma’daki faciaya yol açan kazada iş güvenliği önleminin alınmadığını ve denetimin sağlıklı yapılmadığını düşünüyorlar.
Görüntüleri izlerken düşündük…
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en kapsamlı sosyal güvenlik reformu Faruk Çelik’in bakanlığı döneminde yapıldı. Yıllarca kimsenin el sürmediği çalışma yaşamına ilişkin düzenlemeler devrim gibi bir anlayışla gerçekleştirildi.
O Faruk Çelik’in bugün Soma’da iş güvenliği önlemi yeterince alınmadığı ve denetimin sağlıklı yapılmadığı gerekçesiyle hedefte olması tam bir haksızlık.
Dahası…
Facia haberinden sonra Soma’ya gitmediği için de eleştirildi.
Bursa’da yaşayan pek çok kişi gibi Faruk Çelik’i çok uzun zamandır tanırız. Herkes bilir ki, Faruk Çelik’in en önemli özelliği uzlaşmaya açık olmasıdır. Her telefonu kendi açar, sorunu olan herkesi sonuna kadar bıkmadan ve sözünü kesmeden dinler. Hiçbir yere gitmeye de çekinmez.
Soma’ya neden gitmesin?
Önceki gün basın toplantısında rahatsızlığı nedeniyle gidemediğini söyledi. Tedavi gördüğü hastane de radyasyon verildiğini açıkladı.
Yine de…
Doktorların uyarısına karşın, hasta ve halsiz haliyle dün Soma’ya gitti.
Şunu anlayışla karşılıyoruz:
Ortada bir facia var ve toplum sorumlu arıyor. Fakat faciaya sorumlu ararken, çalışma alanındaki en büyük devrimi yapan siyasetçiye haksızlık edilmemeli.
Hele…
Önceki gece internetteki bazı sitelerde “Faruk Çelik’in kendiliğinden istifası bekleniyor” haberlerini okuyunca biraz da siyasi manipülasyon havası sezdik.
Görünen o ki…
Hazır toz kalkmışken, kimileri de kendi hesaplarını görmek istiyorlar. Hem de, haksızlığa haksızlık ekleyerek.
