Madenler Türkiye’nin gündemine ilk olarak, 1977-1978 yıllarında Enerji Bakanı olarak görev yapan Deniz Baykal’la geldi.
Çünkü…
Baykal o tarihte kömür ocaklarını devletleştirme kararı aldı ve uyguladı.
Sonrasında…
1984’ten itibaren özelleştirme politikaları kapsamında madenlerin özel sektöre satışı gündeme geldi. 2004’ten sonra da maden özelleştirmeleri hız kazandı.
İşte…
3 gündür Türkiye’nin yüreğini yakan büyük can kayıplarının yaşandığı Soma’daki maden ocağı da 2005 yılında özelleştirildi. İşletmeci, ocaktan çıkardığı kömürün bir kısmını Soma Termik Santralı’na veriyor, bir kısmını yakacak olarak piyasaya sunuyor.
Rakamlara göre…
Türkiye’de toplam 186 bin 698 maden işçisi ocaklarda kömür karasına bulanarak ter döküyor. Bunların yalnızca 38 bin 491’inin sendikalı olması, kalan 148 bin 198’inin iş güvencesinden yoksun çalıştıkları anlamına geliyor.
Yine…
İstatistiklere göre 1942 yılından beri madenlerde 3 binden fazla işçi yaşamını yitirdi. Can kaybı 300’e yaklaşan Soma, dünyanın belli başlı maden faciaları arasına girdi. Umarız daha da yükselmez.
İlginç olan ise şu:
Soma’da bu kadar insanın can vermesine yol açan kazanın ne olduğu henüz bilinemiyor. Daha ilginci, kaza sırasında ocakta kaç kişinin olduğu da henüz bilinemiyor, ya da açıklanamıyor.
Eşleri, çocukları, akrabaları, yakınları canlı gelir mi diye insanlar kömür ocağı önünde umutlarını yitirmeden bekliyorlar. Kimilerinin “canlı ya da cansız istiyoruz” feryatları ekranlara yansıyor.
Soma’daki her haykırış yürek yakıyor.
Çünkü…
Hiçbir şey insan yaşamından daha değerli değil.
Ama…
Bu olayla madenlerde insan yaşamının çok da değerli olmadığı görüldü.
O nedenle…
Türkiye’nin Maden Yasası’nı tümüyle ele alıp sil baştan düzenlemesi gerekiyor. Üretiminden işletmesine, çalışma koşullarından denetimine kadar madenler her şeyiyle sil baştan ele alınmalı.
Yoksa…
Dünyanın en kötü işletilen maden ocaklarında en zor çalışma koşullarında ve en kötüsü insan canının en ucuz olduğu ülke durumunda kalacağız.
Bu bize yakışmıyor.
