Armut denince… Akla, Gürsu köylerinde yetişen deveci armudu geliyor. Bursa Ovası’nın bu en özel bölgesinde yetişen deveci armudu yalnızca iç pazarın değil, ihracatın da gözdesi.
Yıllarca…
Gürsu’dan Avrupa ülkeleri ve Rusya pazarlarına tırlar dolusu armut ihraç ettik.
Hafta sonu…
Gürsu’daki armut üreticisi bir dostla konuşurken şaşırdık. Söylediği rakamlar çok şaşırtıcıydı:
“Eskiden Avrupa pazarına 150 tır armut ve elma gönderirdik. Bu rakam onda birine düştü.”
Neden?..
“Batı ülkelerindeki Avrupa pazarı maalesef Çin’in kontrolüne geçti. Bizim tırlar dolusu armut gönderdiğimiz ülkeler artık armudu Çin’den alıyor.”
Gerekçe şu:
“Bizim verdiğimiz fiyatın yarısına armut satıyorlar. Örneğin biz 2 Euro istiyorsak Çinliler 1 Euro’ya armut satıyorlar. Öyle olunca da, doğal olarak rekabet şansımız ortadan kalkıyor.”
Sorun şu:
“Bizde tarımsal üretim maliyeti yüksek. Mazot ve gübre pahalı, işçilik ücretleri de yüksek. Rekabet giderek zorlaşıyor.”
Bu noktada…
Bursa’dan artık Rusya pazarına da meyve-sebze gönderilemediğini söyleyip, “Düşünebiliyor musunuz, Avrupa’da en fazla kestane Hollanda pazarında satılıyor, o da Çin’den alıyor” dedi.
Bir de iç pazardan Çin tehdidi örneği verdi:
“Sarımsak deyince akla Kastamonu gelir değil mi? Pazarlarda, nerede üretilmiş olursa olsun Taşköprü sarımsağı olarak satarlar. İşte o sarımsak bile bizim pazarlarımıza artık Çin’den geliyor.”
Gerçi…
Sarımsak ithalatını önlemek, en azından azaltmak için gümrük duvarı vergiyle yükseltilmiş, ama dış pazarı kaptırdığımız Çin, iç pazar için de tehdit.
Bir tehlikeye daha işaret etti:
“Türkiye’de sebze-meyve piyasası fiyatlarını, yüksek alım kapasiteleriyle zincir marketler belirliyorlar. Üstelik, doğrudan ürün aldıkları üreticiye hem düşük fiyat verip, hem yüzde 5 kesinti yapıyorlar.”
Dinlerken…
Hem üretici, hem tüketici adına tedirgin olduk.
