Her şey bir anda değişti… 1 ay öncesine kadar yorumlarda yerel seçimin cumhurbaşkanlığı seçiminin gölgesinde kaldığı dile getiriliyordu. Tüm hesaplar da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ağustos ayında cumhurbaşkanı seçilmesine yönelikti.
Yerel seçimin mutlak galibi olarak AK Parti görülüyordu, yüzde kaç oy alacağı merak ediliyordu.
Nitekim…
AK Parti de bu beklenti doğrultusunda hedeflerini belirledi. Öyle ki, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, adaylığının açıklandığı toplantıda sahneye çıktığında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kulağına “yüzde 65’le seçilmesi hedefi” koyduğunu açıkladı.
Aslında…
Bu hedefler, cumhurbaşkanlığı seçimine Erdoğan’ın güçlü girmesine yönelikti. O nedenle AK Parti seçim stratejisinde bir adım daha atmayı planladı.
Daha doğrusu…
Kulislerde, “Kaybeden partinin genel başkanı çekildiğini açıklasın” çağrısı üzerine seçim kampanyası kurgulanacağı konuşulmaya başlandı.
Derken…
17 Aralık siyaset için de, seçim hazırlıkları için de tam bir milat oldu. Seçim hazırlıklarının aksaması bir yana, planlar değişti, hedefle ilgili yeni durumlar ortaya çıktı.
Çünkü…
30 Mart yerel seçimi 1 ay öncesine kadar muhalefet partileri için hayati önem taşıyordu.
Kampanyasını “kaybeden bıraksın” çağrısıyla kurgulamayı planlayan AK Parti böylece muhalefet liderlerini köşeye sıkıştırmak istiyordu. Muhalefet için gerçekten de hayati önem taşıyan bir durum vardı.
Ama…
17 Aralık’tan sonra yaşanan deprem siyasetin tümünü içine alıp sarstı. En büyük sarsıntıyı da, en güçlü pozisyonunda olan AK Parti yaşadı. Hükümet bir anda sorgulanır hale geldi.
Gelinen noktada…
Bu seçim artık, muhalefet partileri kadar iktidarda olan AK Parti için de hayati önem taşıyor.
O bakımdan…
1 ay önce bambaşka seçim atmosferi yaşanırken, 15 gündür seçimin kriterinin değiştiğini gözlüyoruz.
Bugün için…
Büyük oy oranları telaffuz edilse bile, gördüğümüz kadarıyla siyasi partilerin tümü 1 oyla dahi olsa seçimi kazanma arzusunda. Oy farkı hesabı ikinci plana düştü.
