Aslında… Bugüne kadarki sürece bakıldığında, olağan bir yardım işi söz konusu. Ama gelinen noktada atılan öyle bir adım var ki, okul ve cami yapımında Bursa’yı ilk sıraya çıkaran hayırsever katkısını bundan sonrasında ortadan kaldırabilecek tehlikeler içeriyor.
O bakımdan…
Küplüpınar Mahallesi’nde şu günlerde yaşananlar, Bursa’yı öncü kılan bir gururun engellenmesi bakımından ibretlik olay özelliği taşıyor.
Konu şu:
1955 yılında Küplüpınar Mahallesi’ne cami yapılması için Hacı Sabri adlı vatandaş arsasını bağışlıyor ve mahallelinin yardımlarıyla da cami yapılıyor.
90’lı yıllara gelindiğinde Küplüpınar Mahallesi çok büyüyüp gelişiyor. Dolayısıyla cami de hem yıprandığı, hem de yetersiz kaldığı için ihtiyacı karşılamıyor.
Bunun üzerine…
Mahalleden bir heyet oluşturulup Bursa’nın önde gelen sanayicilerinden biri olarak Cavit Çağlar’a gidiliyor.
Çağlar caminin yeniden yapılmasını üstleniyor. Mahalleli de eski camiyi yıkıyor.
O aşamada…
Mahalleden gelen heyet, yapılacak yeni camiye Cavit Çağlar Camii adını vermek istediklerini söylüyorlar. Çağlar bu öneriye karşılık, “Benim böyle bir isteğim yok, sizin caminizi yapacağım” cevabı veriyor.
Fakat…
1997 yılında yıkılıp daha büyük ve modern bir mimari olarak yeniden yapılan camiye mahallelinin isteği üzerine Küplüpınar Cavit Çağlar Camii adı veriliyor.
Üstelik…
Kod farkı nedeniyle zeminden biraz yüksekteki camiye, Bursa’da başka hiçbir camide bulunmayan yaşlı ve engelli asansörü bile yapılıyor.
O zamandan beri de, başta Küplüpınar olmak üzere, Bursa’da herkes caminin adını Cavit Çağlar Camii olarak biliyor. Çünkü ortada Hacı Sabri Camii yok.
Fakat…
Yapılan yardımdan mutluluk duyanların iyi niyetle Cavit Çağlar Camii adını vermelerine karşın, başvuru yapılmadığı için Diyanet kayıtlarında yıkılan caminin adı Hacı Sabri Camii olarak kalıyor.
İşin ilginç yanı…
Diyanet’ten bugüne kadar “Sizin caminin tabelası farklı, kayıtlı adı farklı” uyarısı da yapılmıyor.
Yapılmadığı için…
Caminin onarımını ve bakımını yürüten Küplüpınar Cavit Çağlar Camii Tamir ve Yaşatma Derneği bu adıyla çalışmalarını 1997’den beri yürütüyor, o tarihten bu yana da caminin her türlü bakımını yapıyor.
İşte…
İlk işgüzarlık bu dernek üzerinden gündeme geliyor. Diyanet adına birileri, derneği uyarma gereği duyuyor, ya da kendine böyle bir görev ediniyor.
Gidip…
“Caminin resmi adı başka, derneğin adı başka. İleride başınıza iş açılmasın, derneğin adıyla caminin adını aynı yapın” diyor.
Dernek de…
İkinci işgüzarlığa imza atıp, caminin adını “Diyanet’in verdiği berattaki adına uydurduk” diyerek yeniden Hacı Sabri Camii olarak değiştirmek üzere ilk adımı atıyor ve derneğin adını Hacı Sabri Camii Derneği Tamir ve Yaşatma Derneği olarak değiştiriyor.
Sorun da buradan çıkıyor.
Mahalleli, alıştığı dernek adının değişmesine tepki gösterip caminin adına sahip çıkmak üzere itiraz ediyor. İtirazlar mahalleden taşıp resmi makamlara ulaşıyor.
Tamam…
1955 yılında caminin yerini Hacı Sabri adlı vatandaş bağışlamış, ama oraya yapılan ilk cami 1997’de yıkılıp yerine hayırsever tarafından bambaşka yeni bir cami yapılmış. Ortada Hacı Sabri Camii kalmamış.
Eğer…
Her aklına esen “uydurduk” diyerek yapılan bir eserin adını ortadan kaldırmaya kalkarsa, yarınlarda cami ya da okul yaptırılmak istendiğinde hayırsever bulunamaz.
Bu yapılan, dernek ya da Diyanet adına hareket edenlerin kendi bindikleri dalı kesmeleri anlamına geliyor.
İşgüzarlıkla vatandaşın kafasını karıştırmaya, hayırseverin hevesini kırmaya kimsenin hakkı yok!
