Neresinden bakılsa Türk futbol tarihi açısından önemli bir durum var ortada. Bursaspor kendi tarihinde ilk kez Şampiyonlar Ligi maçı oynadığı gibi, Anadolu’dan da Şampiyonlar Ligi’nde oynayan ilk takım özelliğini kazanmış.
Gerçi…
Kendi sahasında daha da mutlu edecek bir galibiyet beklerken ummadığı bir skorla, 4-0 yenilmiş ama yine de ortam çok güzel.
Ağır yenilgiden en çok etkilenmesi gereken taraftar bile mutlu ve Şampiyonlar Ligi’nde maç izlemenin keyfiyle şarkılar söyleyip takımına desteğini sürdürüyor
Çünkü…
Herkes biliyor ki Bursaspor bu değil. Onun için, bundan sonraki maçlarda daha farklı bir oyun sahaya koyup, her şeye karşın başarılı olacağına inancımız eksilmeden sürüyor.
Fakat…
Böylesine özellikleri olan bir maçın sonrasında Bursaspor Kulübü Başkanı İbrahim Yazıcı’nın yaptığı açıklamalar var ki insanı şaşırtıyor.
Örneğin…
“Taraftar kabul etmiş olabilir ama 4-0’lık mağlubiyeti ben kabul etmiyorum” şeklindeki ifade tanıdığımız, bildiğimiz Yazıcı’nın ağzından çıkacak bir ifade değil. Daha çok, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın sözlerine benziyor.
Yanı sıra…
Bursaspor’un şampiyon olması sonucu Bursa’dan kent olarak hiçbir şey görmediklerini anlatan sözleri de hem zamansız hem sevimsiz açıklamalar.
Anladığımız kadarıyla…
Yazıcı böylesine özel bir maçın sonrasında, “destek vermedikleri, şampiyonluk primi toplamadıkları” için, adlarını vermeden Devlet Bakanı Faruk Çelik, Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Celal Sönmez’i ima ediyor.
Oysa…
“Şehrin girişlerine Şampiyon Bursa’ya hoş geldiniz diye yazıyorlar ama” serzenişiyle bunları söylemek de hoş değil, ima ederek kamuoyuna hedef göstermek de doğru değil.
Bugün Yazıcı’nın şampiyonluk primi toplayıp vermediklerini ima ederek kamuoyuna karşı bir anlamda şikayet ettiği kişiler daha dün Bursaspor’un borçları için ellerini taşın altına soktular ve kimliklerini riske edip para topladılar.
Bunları da unutmamak gerekiyor.
Bir şey daha…
Başkan Yazıcı, sağlıklı bir kulüp yönetimi için Bursaspor’a kalıcı gelir sağlayacak tesisler gerektiğini söylüyor ve gelir getiren tek tesis olan katlı otoparkı da 20 yıl önce kendisinin kazandırdığını ifade ediyor.
Eğer…
Bursaspor Yönetimi’nin kalıcı gelir getirecek tesisle ilgili önerisi, projesi varsa ortaya koymalı. Kulübün önerisine ya da projesine bu kenti yönetenler sahip çıkmazlarsa, onun hesabını herkes sorar, bundan da kimsenin kuşkusu olmamalı.
Bu arada…
Yazıcı’nın 20 yıl önce kendisinin kazandırdığını söylediği Nalbantoğlu Katlı Otoparkı’nın öyküsünü de anımsıyoruz.
1989 yerel seçimlerine gidilen süreçte, dönemin Doğru Yol Partisi yönetimi söz verdiği için Nalbantoğlu Katlı Otoparkı’nı Bursaspor’a verdi ve adını da Bursaspor Katlı Otoparkı koydu.
Evet…
İbrahim Yazıcı o tarihte yine Bursaspor Başkanı’ydı, elbette katlı otoparkın Bursaspor’a verilmesini de o istemiştir ama “kazandıran” olmak başka bir şey.
O tarihte…
Katlı otoparkın Bursaspor’a verilmesi için DYP yönetimi adına Turhan Tayan’ın çırpınışlarını, dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı olan rahmetli Teoman Özalp’ın çabalarını unutmamak gerekir.
Yani…
Bu kent, sağlıklı bir proje getirildiğinde zaten gereğini yapıyor.
O bakımdan…
Bursaspor Kulübü Başkanı İbrahim Yazıcı’nın dün akşam Şampiyonlar Ligi maçından sonra stadyum kapısında yaptığı açıklamaları hem zamansız ve sevimsiz bulduk, hem de Yazıcı’nın alıştığımız üslubunun dışında olması nedeniyle yadırgadık.
Anlaşılan…
Şampiyonlar Ligi maçının stresi takım gibi yönetimi de fazlasıyla etkilemiş.
