Kaçak ekmek fırınlarında sorumlu kim, sorun nasıl önlenebilir?

Bu sayfaları izleyenler anımsayacaklar… 11 Ağustos Çarşamba günü Bursa Fırıncılar Odası Başkanı Talip Andıç ile Başkanvekili Mustafa Ceran’ın önümüze koydukları dosyayı paylaştık.
Dosyada…
Osmangazi’de 35, Yıldırım’da 35, Nilüfer’de 20 olmak üzere kent merkezinde toplam 90 merdiven altı tanımında ekmek üreten kaçak fırın olduğu belirtilirken, söz konusu fırınların tek tek adresleri bile yer alıyordu.
Listeyi incelerken ağzımızdan çıkan, “Her şey bu kadar açık ve kaçak fırınların adresleri de belli olduğuna göre, belediyeler neden bir şey yapmıyor?” sorusuna aldığımız cevap da yerimizden sıçratmıştı:
“Bu fırınların çoğunun açılışı protokol tarafından alkışlarla yapılıyor. Milletvekilleri, belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri gelip kurdelalarını kesiyor.”
İşte…
Bursa Fırıncılar Odası, denetimden uzak ve ruhsatsız olarak ekmek üreten, bu yolla da halkın sağlığını tehdit eden fırınlar hakkında başvurmadık yer bırakmamıştı ama ne yazık ki bir sonuca ulaşamamıştı.
Biz de…
Belediyelerle İl Tarım Müdürlüğü arasında kalan konudeki yazımızı şöyle bitirdik:
Hiç günahı olmayan vatandaş ise, şu mübarek ramazan gününde önünde kuyruğa girdiği fırının kaçak olup olmadığını, hijyenik üretim yapıp yapmadığını, denetlenip denetlenemediğini bilemiyor.
O nedenle…
Sorumluluğu olanların artık harekete geçmeleri, vatandaşın ekmeğiyle oynanmasına izin vermemeleri gerekiyor.
Bu da çok zor bir şey olmasa gerek.

İşte…
Bu yazı üzerine Bursa Kalite Birliği Derneği Başkanı Mustafa Karaman’dan elektronik posta aldık.
Bazı bilgiler de verdiği mesajındoa Karaman, yazımızın sonundaki “Bu da çok zor bir şey olmasa gerek” ifadesinden yola çıkarak sert bir değerlendirme yapıyor:
“Gerçekten zor bir şey değil. Kolay ama idareci feraset sahibi olacak. Kamu adına görev yapacak, devlet adamı olacak. Süs gibi makamında oturan, görevini yapmak yerine gösteriş için çaka satan, kanunu uygulamak yerine kanunun arkasından dolanarak yetki karmaşalığı var deyip topu taca atan, siyaset yapan, siyasi davranan idarecilerimiz olduğu müddetçe kimse kusura bakmasın, yazınıza konu olan fırınlarda üretilen ve içinden fare pisliği bile çıkan ekmekleri yemeye devam edeceğiz.”
Ardından…
Bursa’ya gelmeden önce TSE Bölge Müdürü olarak görev yaptığı ilde tam da bu konuda başından geçenleri paylaşıyor:
“İlin valisi şahsımı yanına çağırarak, il merkezinde bulunan fırınların denetlenmesini ve bir rapor halinde makamına sunulmasının talimatını verdi. Süratle işe koyulduk. İl merkezinde bulunan 55 Fırın üzerinde denetim yaptık. Sonuç; 20 fırın ruhsatsız. Ruhsatlı olan 32 fırında üretilen ekmeklerin insan sağlığı açısından tüketilmesi sakıncalı ve üretim alanları standartlara uygun değil. 3 fırın standarda uygun.”
Devam ediyor:
“Raporumuzu makama verdik ve sonucu bekledik Ne mi oldu? Hiçbir şey olmadı, bizim rapor işleme konulmadı. Ben o ilden Bursa’ya atandım. Fırıncılar Odası Başkanı aynı zamanda Sanayi Odası Başkanvekiliydi ve kendisiyle görüştüğümüzde ‘Sayın Başkan ne oldu bizim rapor’ diye sordum. ‘Kaçak fırınların sayısı arttı, mevcutlarda kalite aynı, denetim sıfır, ekmek içinde her türlü haşere mevcut’ cevabı aldım.”
Bu noktada…
“Mevcut durum bu ve bu durumun sebebi fırıncılar asla değil, maalesef devlet adına denetim görevini yapmayanlardır” tespitinin ardından tarihten, Osmanlı döneminden çarpıcı bir örnek veriyor:
“İznik de ferman yayınlanır: ‘Kim ekmeğin tuzu, suyu ve gramı ile oynarsa aynı fırında yakıla’ Sonuç, o dönemde olumsuz hiçbir olay yaşanmaz.”
Sonra da şunu söylüyor:
“Bugün kimse fırıncının aynı ateşte yakılmasını istemiyor, ama kanun da olmasına rağmen fırın kapatılmıyor, tüketici hakkı olmasına rağmen kanserojen ürünü tüketiciye yediren üreticinin adı açıklanmıyor. Birileri bu duruma kara mizah diyebilir. Ama durum hiç iç açıcı değil.”

İlgili Reklamlar