AK Parti İl Başkanı Yalçın’dan farklı bakış: Kayıt dışı ekonomi gibi kayıt dışı siyaset var, ikisini de istemiyoruz

Adalet ve Kalkınma Partisi Bursa İl Başkanı Sedat Yalçın, 12 Eylül’de yapılacak referanduma yönelik farklı bir kampanya yürütüyor. O farklılık da, bir yandan teşkilatlar saha çalışması sürdürürken, Yalçın’ın toplumun değişik kesimlerine yönelik bilgilendirme sunumları yapması olarak yansıyor.
Nitekim…
Bu değişik kampanya sürecinde önce sivil toplum örgütlerinin yöneticileriyle bir araya geldi. Sonra teşkilatına bir sunum yaptı. Ardından hemşeri derneklerinin yöneticileriyle buluştu.
Bu sabah da…
Gazetecilerle basın toplantısı için değil de sivil toplum kanaat önderleri olarak bir araya geldi ve referanduma sunulan anayasa değişiklikleri hakkında bilgiler verdi.
Doğrusu istenirse…
Yalçın’ın toplantısına giderken anayasa değişikliğini oluşturan maddeler üzerine hukuki dil ağırlıklı bir sunum dinleyeceğimizi düşünmüştük.
Oysa…
AK Parti Bursa İl Başkanı Sedat Yalçın konferans tadında, çok özel değerlendirmeler içeren, hatta zaman zaman çok kritik tespitler ortaya koyan ve 1 saati aşan bir sunum yaptı.
Böylece…
Hem dersine çok iyi çalıştığını gözler önüne serdi, hem de hukuki dille yazılmış değişiklik metinlerini gerekçelerini ortaya koyan yorumlarıyla anlaşılabilir hale getirdi.
Örneğin…
Anayasa değişikliğini gerektiren nedenlerin başında “Mevcut anayasamızın hak ve özgürlüklerden ziyade yasaklar üzerine hazırlanmış olmasının geldiğini” söyledi.
12 Eylül 1980 ihtilali sonrası hazırlanan anayasanın “Türkiye’yi geleceğe taşıyacak gibi olmadığını” vurguladı ve konuya demokratikleşme penceresinden bakarak “Aslında anayasaların bir haklar bildirgesi olması gerekir” dedi.
İkincisi…
Yaptığı bir tespit var ki, Türkiye’de zaman zaman yaşanan kurumlar arası güç ve yetki çatışmasına yol açıyor.
Yalçın’ın tespiti şu:
“Kayıt dışı ekonomi diye bir kavramımız vardı. Şimdi yeni bir kavram daha çıktı: Kayıt dışı siyaset. Biz kayıt dışı ekonomiyi de kayıt dışı siyaseti de istemiyoruz.”
Tarifi ise şöyle yaptı:
“Siyaset yapmanın yolu belli. Partilere üye olarak siyaset yapabilirsiniz. Bu yolla siyaset yapan kişiler seçim zamanı halka hesap verirler. Fakat, partilerin dışında ve anayasadan aldığı yetki olmamasına karşın siyaset yapanlar var. İşte biz bunlara kayıt dışı siyaset diyoruz.”
Sonra da…
Üzerine basa basa “Hesap verebilirlik çok önemli” dedi ve ekledi:
“Siyaseti siyasetçiler yapmalı.”
Değişen anayasa maddeleriyle “kamu denetçiliği kurumunun vatandaşın günlük sorunlarına çözüm getireceğini” kaydeden Yalçın, sözü yargıya da getirdi.
Üstelik…
Yargıyla ilgili çarpıcı bir açıklamada bulundu:
“Danıştay kendisine gelen davalara yalnızca hukuki açıdan değil, yerindelik olarak da bakıyor. Böyle olunca yatırımcının önü kapanıyor.”
Sistemin tıkanma noktasını şöyle açıkladı:
“Örneğin yurt dışından bir büyük firma gelip büyük bir yatırım yapmak istiyor ama rakip firma ondan önce gelip burada davalar açılmasını sağlıyor.”
Anayasadaki değişiklikle Danıştay’ın olması gereken hukuki kararı vereceğini, önüne gelen konuları yerindelik açısından incelemeyeceği için “bundan böyle yargının idarenin yerine karar vermesinin önüne geçileceğini” ifade etti.
Kuşkusuz…
Sunumunda AK Parti İl Başkanı Yalçın’ın örnek ortaya koyduğu bu değişikliği, idarenin rahat karar verebilmesi ve kararının engellenememesi, bu yolla da  bu yolla da yatırımcının engel yaşamaksızın önünün açılması açısından önemseyenler var.
Buna karşın…
“İdarenin siyasi, ekonomik ya da başka nedenlerle bazen duygusal davranıp yanlış karar vermesi halinde, bu kararları denetleyecek yargı mekanizmasına ihtiyaç bulunduğuna” inananların sayısı da hiç az değil.
Hatta…
Zaman zaman kalıplaşmış ve yakınma gerektiren kararlara dönüşse bile bu denetimin bazen gerekli olduğunu düşünenlere biz de katılıyoruz.
Bununla birlikte…
Yalçın konferans tadındaki anayasa değişikliği bilgilendirme sunumunda, 2011’de de anayasa değişikliği paketi hazırlayacaklarını, yeni paketin en önemli maddesinin ise 12 Eylül 1980 ihtilali kurumu olan YÖK olacağını söyledi.
YÖK’ün kaldırılmasının neden bu pakete alınmadığını ise “Hepsini şimdi yapsaydık, 2011’e bir şey kalmayacaktı” esprisiyle tamamladı.