Baykal, kutlama turunda Bursa için 2 günü ayırdı

Baykal, kutlama turunda Bursa için 2 günü ayırdı CHP lideri Baykal`ın beklenen Bursa gezisinin tarihi ve programı kesinleşti: 2-3 Ekim. Bursa`ya iki gün ayıracak olan Baykal seçilen CHP`li belediyeleri kutlayıp açılışlar yapacak, BTSO ile bir araya gelecek…


Cumhuriyet Halk Partisi perşembe akşamından beri, Osmangazi’nin eski ilçe başkanları Ahmet Memişoğulları ve Sabit Şerbetçioğlu ile arkadaşlarının disipline sevkedilmeleri nedeniyle çalkantılı bir süreç yaşadı.

Dün itibariyle sessizlik gözleniyor. Bu da, Memişoğulları ve Şerbetçioğlu’nun konuşmama kararlarından kaynaklanıyor.

Bunun yanında…

CHP Bursa İl örgütü, dün Ankara’dan gelen yeni bir haberle dalgalandı.

Aslında…

CHP lideri Deniz Baykal, yerel seçimler sonrasında kazanılan belediye başkanlıklarına yaptığı kutlama ziyaretleri kapsamında Bursa’ya da davet edilmişti.

Gerçi…

Ziyaretin temmuz ya da ağustos aylarında gerçekleşmesi bekenliyordu ama, Baykal’ın Bursa Ticaret ve Sanayi Odası meclisi ve yönetimiyle bir araya gelme isteği yaz aylarında gerçekleştirilemedi.

O nedenle…

Baykal’ın hem seçilen CHP’li belediye başkanlarını kutlaması, hem açılışlara katılması, hem de BTSO buluşması için en uygun tarih olarak 2-3 Ekim belirlendi.

Buna göre…

Baykal 2 Ekim Cuma günü önce İnegöl’e bağlı Kurşunlu beldesine uğrayacak ve ikinci dönem seçilen Erkan Dönmez’i kutlayacak.

Ardından Nilüfer’e geçip üçüncü kez seçilen Mustafa Bozbey’i kutlayacak ve Nilüfer Belediyesi’nin bazı hizmetlerinin açılışını yapacak.

Akşam da…

BTSO yönetimi ve meclis üyeleriyle bir araya gelecek.

3 Ekim Cumartesi ise önce Gemlik Belediye Başkanı Fatih Mehmet Güler’e kutlama ziyareti var. Gemlik Belediyesi’nin açılışlarına katıldıktan sonra Orhangazi’ye bağlı Yeniköy ve Çakırlı belediyelerini ziyaret edecek.

Amerikalı uzmandan çok çarpıcı doğalgaz, Irak ve Kürt yorumu

Herkes merak ediyor… Amerika, bölgemizi ilgilendiren konulara nasıl bakıyor, ne gibi değerlendirmeler yapıyor?

Cuma günü…

Amerika Birleşik Devletleri Temsilciler Meclisi ile Senato’daki bazı temsilcilerin yasama direktörlerinden oluşan heyetin Türkiye temaslarının bir bölümüne tanıklık ettik.

Aralarında sivil toplum örgütü temsilcileriyle öğretim üyelerinin de bulunduğu heyet Kıbrıs ve Ankara görüşmelerinin ardından İstanbul’da bir toplantıya katıldı.

Biz de…

Bahçeşehir Üniversitesi’ndeki toplantının 45 konuğundan biri olarak hazır bulunduk.

Konuşmalarda…

Amerika’nın Irak’tan çekilme sürecinin yanı sıra, Afganistan yaklaşımı ve Türkiye-Rusya arasındaki doğalgaz anlaşması enerji konusu vardı.

Toplantı sırasında iki küçük röportaj yaptık.

İlki…

Dün bu sütunlardan aktardığımız, Barry Jacobs röportajıydı. İkinci görüşmeyi ise Mark Meirowitz ile gerçekleştirdik.

Meirowitz öncelikle bir avukat. Sonra uluslararası ilişkiler uzmanı. New York Üniversitesi’nde siyaset bilimi dersleri veren bir profesör.

Dahası, Amerika-Türkiye ilişkileri uzmanlık alanı. İyi de Türkçe biliyor.

••••••••••

Sorduk…

“Türkiye, Nabucco projesinin yanı sıra Rusya ile de doğalgaz hattı anlaşması imzaladı. Amerika bunu nasıl görüyor?”

Soruya…

“Doğrusunu isterseniz, Amerika açısından çok karışık bir durum” diyerek başladı ve ekledi:

“Amerika’nın Rusya ve Türkiye ile ilişkileriyle de çok bağlantılı bir durum bu.”

Şunu sorguladı:

“Soru şu: Acaba Amerika, Amerika-Rusya ve Amerika-Türkiye ilişkilerinde nasıl bir denge kuracak?”

Bakışı şu:

“Rusya Nabucco’da işin dışında kalacak. Bu olay onları kenara bırakıyor.”

Başa döndü:

“Obama’nın ne düşündüğünü bilemiyorum. Ama kesinlikle Amerika için çok önemli ve dengede tutulması gerekiyor.”

Şunun altını çizdi:

“Obama Türkiye’ye geldi ve çok güzel konuştu ama Rusya ile ilişkiler listesinin başında yer alıyor.”

••••••••••

Sonra…

Irak’ın geleceği ve Türkiye’nin Kürt açılımının okyanus ötesinden nasıl algılandığını merak ettik.

“Amerikalılar Türkiye’deki Kürt meselesi hakkında hiçbir şey bilmiyor ve anlamıyorlar” diye başlayıp devam etti:

“Yalnızca şunu anlıyorlar: Kürt olayı Türkiye için ne kadar hassas ve önemli bir konu.”

Sözü Irak’a getirdi:

“Seçimlerde zaten Obama’nın kazanma sebeplerinden biri, Amerika’nın Irak’tan kopması, alakasını kesip çıkması sözü. Amerikalılar bunu istiyorlar.”

Bu noktada…

Çarpıcı bir değerlendirme yaptı:

“Amerika bağımsız bir Kürt devletini asla desteklemez. Ama bir fiili durum olursa bunu da kabul eder.”

Yani…

“Bağımsız Kürt devletini kabul etmez ama eğer Kürtler devlet kurar da sınırlarını ilan ederlerse bu fiili durumu kabul eder.”

Ardından…

Genel çerçeveyi çizdi:

“Başkan Obama’nın en önemli işi ekonomi. Onu çözmeden hiçbir dış politika konusuna önem veremez.”

Şunu vurguladı:

“Eğer Amerika ekonomik açıdan güçlü değilse, zaten politikada da bir şey yapamaz.”

Hedefleri de söyledi:

“Onun için, Amerika açısından şu anda en önemli 4 konu ya da sorun şunlar: Rusya, İran, Afganistan, Pakistan.”

Söylediklerinin altını çizdi:

“Ekonomi olmadan yapabileceği hiçbir şey yok. Öncelikli sorunları da bunlar.”

••••••••••

Bunları söyledikten sonra, Türkiye’nin hassasiyetine değindi:

“Kürt sorununda Amerika’nın yapacağı şey, Türkiye’ye yeterince ve istediği desteği vermek. Ama Türkiye’nin beklentilerini karşılayamıyor.”

Üstüne basa basa şunu söyledi:

“Türkiye için Kürt sorunu çok önemli. Bunu biliyoruz. Ama Amerika için hiç önemi yok.”

Nedeni şu:

“Amerika Irak’tan çekiliyor. Orada hiçbir bağlantısının, ayağının kalmasını istemiyor. Amerika için Irak artık tarihte kaldı. Amerika ilerliyor. Kürt sorunu onun için önemli değil. Irak artık geride kaldı.”

Son noktayı koydu:

“Gerçekler bunlar… Irak dünde kaldı ve oradaki sorunlar artık unutuldu.”

Kürt açılımı şımarttı mı?

Türkiye çok kritik bir süreçten geçiyor. Önünde, yıllardır uğraştığı, şehit verdiği, bütçesinin önemli bölümünü ayırmak zorunda kaldığı terör sorunu var.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün başlattığı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın çözüm aradığı bu sorun toplumda iki farklı şekilde algılanıylor.

Kimileri…

Terörle iç içe geçen Kürt sorununu çözmek üzere atılan adımları destekliyor.

Kimileri de…

Bu adımların sonunda ülkenin bölüneceği kaygısını taşıyor.

Böyle bir ortamda dün gazetelerde ilginç haberler vardı.

Örneğin…

PKK’nın 25 yıl önce Eruh’ta 15 askerimizi şehit ederek adını duyurduğu baskının yıldönümü olan 15 Ağustos’ta Eruh’ta doğa ve kültür festivali düzenlenmiş.

Sözüm ona festivalde konuşan DTP Genel Başkan Yardımcısı Emine Ayna bu tarihi Barış Harekatı kabul ediyor, “PKK’nın barış ve eşitlik için ilk kurşunu sıktığını” söylüyor.

Dahası…

Şu anda PKK’nın dağdaki elebaşı Murat Karayılan da Fransız Le Monde gazetesine verdiği demeçte “devletin özür dilemesini” istiyor.

Şu özür meselesi ilginç aslında…

Geçenlerde ilk kez bir yazıda karşımıza çıkmıştı. Yazan şahıs, “şehitlerin ve ölen Kürtlerin ailelerine özür olarak maaş bağlanmasını” öneriyordu.

Siyasi tepkiler bir yana, ortaya çıkan görüntü şu:

Hükümetin samimi Kürt açılımı, galiba birilerini şımartmaya başladı. Ya da provoke ediliyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Olay Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. 18-08-2009


İlk yorum yapan olun

Yorum Yazın