Küreselleşen grip salgınları ve akıllara takılan sorular

Küreselleşen grip salgınları ve akıllara takılan sorular Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Başkanı Dr. Tsouros 2005`te grip salgını uyarısı yaptı, ardından Kuş Gribi geldi. Şimdi Domuz Gribi var. DSÖ yine uyarıyor ama küreselleşen gripler kafa karıştırıyor…


Tarih 21 Eylül 2005… Yer Tayyare Kültür Merkezi… Salon dolu… Dünya Sağlıklı Kentler Birliği’nin Türkiye kurucusu Bursa Büyükşehir Belediyesi önemli bir organizasyona imza atıyor…

Açılış bölümünde kürsüye gelen Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölge Başkanı Dr. Agis Tsouros’un sözlerini şaşkınlıkla not ettik:

“Dünyayı ve özellikle de bu bölgeyi şiddetli bir grip salgını bekliyor. Herkes dikkatli ve tedbirli olmalı.”

İlk gün notları aktardıktan sonra, Dr. Tsouros’un sözlerine takılıp kaldığımız için, şu soruyu bu sütunlardan paylaştık:

“Hava tahmini yapılır gibi grip salgını tahmini yapılabilir mi?”

Çok geçmeden ne demek istediğini anladık.

Çünkü…

Kuzeydoğu Avrupa ülkelerinden sıcak bölgelere yönelen göçmen kuşların uçuş rotası üzerinde bulunan Türkiye bir anda Kuş Gribi salgını ile karşı karşıya kaldı.

Ölü kuşlardan paniğe kapıldık, tavuklarımızı imha ettik.

Kuş Gribi’nden kaçarken, kümes hayvanları telef edildiği ve doğanın dengesi bozulduğu için ülkeyi keneler sardı.

Şimdi ise dünyanın gündeminde Domuz Gribi var.

Meksika’dan yayılan bu yeni küresel griple ilgili ilk bilgiler, sıcaklarla birlikte mikrobun öleceği yolundaydı.

Oysa…

Dünkü gazetelerin manşetlerinde Dünya Sağlık Örgütü tüm dünyayı “çok şiddetli bri grip salgınına karşı” uyarıyordu.

Uyarıyı elbette önemsiyor. Ama aklımıza takılan şu:

Önceden tahminleri yapılabildiğine göre bu küresel gripler bölgelere ya da kıtalara planlanabiliyor mu?

Yine…

Küreselleşen griplerle aşı geliştirme arasında bir bağ var mı?

Ülkeye borcu olduğunu söyleyen Volkan Hoca’ya göre, Abdüllatif Şener de sağın Bülent Ecevit’i…

Bursa basınının karşısına çıktığı dünkü ilk toplantıda kendisi de anlattı… Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Volkan Akyol ile biz, Uludağ Üniversitesi adına son üç yıldır organizasyonunu üstlendiği Sarıkamış Şehitleri’ni anma programı nedeniyle tanıştık.

Sonrasında…

Görüşmelerimiz sürdü. Ülke sorunlarına yönelik farklı düşünceleri ve çözüm önerilerini zaman zaman bu sütunlardan aktararak paylaştık.

Ardından…

Abdüllatif Şener’in davetiyle Türkiye Partisi’nin hem Kurucular Kurulu Üyesi, hem de Merkez Karar ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapıyor.

Gerçi…

Şerif Birinç de partinin MKYK üyeleri arasında ama, kuruculuğu da bulunduğu için Volkan Hoca şu anda Türkiye Partisi’nin Bursa’daki en yetkilisi ve siyasetin de yeni ismi.

O bakımdan…

Dün Bursa basınıyla tanışma amaçlı bir toplantı düzenledi.

Bugün ise…

İlk MKYK toplantısı için Ankara’ya gidecek. Toplantıda Merkez Yürütme Kurulu ve Başkanlık Divanı seçimi yapılacak. Sonra da sıra illerde teşkilatlanmaya gelecek.

••••••••••

Tanıyanlar biliyorlar…

Volkan Hoca ülke sorunlarıyla ilgilenen biri. Düşünmeyi ve çözüm üretmeyi seviyor.

Bunun da nedenini şöyle açıklıyor:

“1991-1993 yılları arası Japon hükümetinin Monbusho bursuyla Hamamatsu Üniversitesi Tıp Fakültesi Parazitoloji Anabilim dalında çalıştım. O süreçte üniversitedeki maaşım da devam etti. Yani benim bu ülkeye çok borcum var.”

Peki…

Siyasi kimlikle Hoca arasında ne gibi bir ilişki var? Bu soruya verdiği cevap ise şu:

“Genel Başkanımız AK Parti’nin içindeydi. Farklı şeyler söyledi ve değiştirmeye çalıştı. Yapamayınca ayrıldı. Ben de beceremeyeceğimi anlarsam hemen çekilirim. Sürdürmem.”

Bunu söylerken…

Kolay vazgeçen biri olmadığını, inatçı kişiliğe sahip olduğunu da vurguladı.

Partilere ve liderlere bakışını ise şöyle özetledi:

“Türkiye’de siyasi partiler ne yazık ki kurumsallaşamadı. Partiler kişiler üzerinde dönüyor. Lider gidince parti de yok oluyor. Örneğin Doğru Yol Partisi ve Demokratik Sol Parti bunu yaşadı. Başbakan gitsin, AK Parti de aynı sorunu yaşayacak. Oysa kurumsallaşma olsa, sorun yaşanmaz.”

Toplumun huzursuz ve mutsuz olduğu tespitini paylaştıktan sonra sorunlara yönelik detaylara girdi.

Bu noktada…

Gözlemini aktarırken iyi bildiği bir konuya değindi ve Türkiye’nin Avrupa’ya yönelmesine karşın, teknolojinin Japonya’da olduğunu söyleyip, “Daha üstün teknolojiyi Japonya’dan alabiliriz. Ama oraya bakmıyoruz” dedi.

7 yıllık iktidarın hiçbir sorunu çözmediğine inanan Türkiye Partisi Kurucular Kurulu ve MKYK Üyesi Prof. Dr. Volkan Akyol şu konuda iddialı:

“Biz her şeyi değiştireceğiz. İnsan odaklı siyaseti yerleştireceiğiz. Bizde, ‘Ben yaptım oldu’ mantığı asla olmayacak.”

Teşkilatlanma konusunda seçici olduklarını, Bursa’yı kucaklayacak ve kabul edilebilecek isim olmanın yanında liyakat ve temiz geçmişe önem verdiklerini kaydetti.

Kimilerinin Atatürk, kimilerinin de din üzerinden siyaset yapmasına karşı çıkarken, günümüzdeki siyaset anlayışının Türkiye’yi ayrıştırıp ötekileştirdiğini ifade etti.

Sonra da şu benzetmeyi yaptı:

“Abdüllatif Şener, sağın Bülent Ecevit’idir.”

MHP’de kongreler dağdan ovaya iniyor

Milliyetçi Hareket Partisi İl Başkanı Arif Demirön’i siyasette farklı kılan özellikler var.

Bunlar arasında…

Çok okuması, düşünceye dayalı kitaplara önem vermesi, günün siyasi gelişmelerini de bunların açtığı pencerelerle çok özel değerlendirebilmesi ilk sırada geliyor.

Farklı esprilerle ironi yapıyor, çok ince mesajlar vermeyi başarıyor.

Nitekim…

Dün aradığında, ilçe kongresi için Büyükorhan’a doğru gidiyordu. Konuşurken şunu söyledi:

“Bugün dağdayız, Büyükorhan kongremizi yapıyoruz. Yarın (yani bugün) İnegöl kongremizi yapacağız. Pazar günü de Mudanya kongremiz var.”

Sonra da şu espriyi yaptı:

“Yani, görüldüğü gibi, kongrelerimiz dağdan ovaya iniyor. Sonra da denize açılacağız.”

Bir dönem ülke gündemine “dağdan düz ovaya inme siyaseti” üzerine söylemler yerleşmişti. O sürecin sıkıntılı geçtiği anımsanıyor.

Peki…

MHP’de kongreler dağdan düz ovaya inerken bir sıkıntı olur mu? Demirören aynı espri anlayışıyla şu cevabı verdi:

“Biz yaylalardan geliyoruz. Yüksekte de siyaset yaparız, düz ovada da. Üstelik hiç sorun yaşamayız.”

Buradan da şu ortaya çıkıyor:

Dün de Olay’da Yusuf Kayışoğlu’nun yazdığı gibi, MHP’de tek adaylı ilçe kongreleri sorunsuz devam ediyor.

İl Başkanı Demirören de bu süreci, seçim sonrası teşkilatla buluşma ve yeni seçimlere hazırlanma için moral verme olarak görüyor.

Rıfat Çalışkan ve bisiklet…

Bisiklet sporunu ilk Rıfat Çalışkan ile tanıdık. Sonra, Ali Hüryılmaz geldi. Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turunu’nun Bursa finişlerinde Rıfat Çalışkan-Ali Hüryılmaz rekabetinin izleyicisiydik.

Dahası…

Bisikletçiler Bursa’da konakladıkları, Çekirge’de I. Murat Camii karşısında bulunan, fakat yol için yıkılan Park Otel’in bahçesinde Rıfat Çalışkan ya da Ali Hüryılmaz’ı görebilmek için beklerdik.

Yıllar sonra Veledrom’da Rıfat Çalışkan’la gazeteci olarak karşılaştığımızda çok heyecanlanmıştık. Karşımızda Türkiye’ye bisiklet sporunu sevdiren gerçek bir efsane vardı.

Bursa’da bisikletçi yetiştirmeye kendini adadı. Yaşamını yitirdiğini gazetede okuduğumuzda, yalnızca Bursa değil, Türkiye’nin çok önemli bir değerini kaybetmesinin acısını yaşadık.

Rıfat Çalışkan’lar kolay yetişmiyor. Allah rahmet eylesin…Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Olay Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. 13-06-2009


İlk yorum yapan olun

Yorum Yazın