Çelik ve Altepe’den acı gerçekler, çıkan kara tablo

Çelik ve Altepe’den acı gerçekler, çıkan kara tablo: Belediye batmış Başkan Altepe belediyenin kara tablosunu çıkarınca Bakan Çelik neden kahretti? Eski dönem için ne söyledi? Seçimi nasıl yorumladı? Seçmen nasıl davrandı? 1 Mayıs için neler anlattı? Hükümette kalacak mı?


Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ile Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’yi önceki akşam dinlerken, Bursa adına kaygılandık.

Öyle şeyler söylediler ki…

Adına ister “bir dönemin itirafı” deyin, ister “bir dönemin özeleştirisi” deyin, isterseniz de “Büyükşehir’de aday değişikliğinin gerekçesi” kabul edin, Bursa’da yaşayan herkesi ilgilendiriyor.

Altepe dedi ki:

“Bursaray C Etabı 500 trilyon lira. Bu para Büyükşehir Belediyesi’nin 3 yıllık yatırım bütçesi. Üstüne 200 trilyon lira da Merinos’a gömülmüş. Bunlar Bursa’nın parası.”

Geçen dönemin ekonomik mirasını anlatırken Altepe’nin söyledikleri insanın içini karartıyor, “belediye batmış” dedirtiyor.

Bursaray’da maliyet hesabının yapılmadığını, hiç bir şeyin tartışılmadığını, malzemelerin lüks tutulduğunu, vagonların pahalı alındığını anlattı.

Hele…

“Bunları belediye meclisinde neden konuşmadınız?” sorusuna cevabı yakıcı gerçek:

“Bunlar belediye meclisine hiç gelmedi ki.”

Ardından…

Bakan Çelik geçen dönemi sorgularken kendine kahretti:

“Emek İnşaat’tan eski garajın yerini almak için 6 ay uğraştım. Bana, kent meydanı yapılacağı söylenmişti. Oldu mu?”

Devam etti:

“Arkadaş (Hikmet Şahin) bu işin hesabının parti tarafından sorulmayacağını düşünüyordu. Ama Bursa’nın önüne 700 trilyonluk hesap geldi.”

Şu sözü de çarpıcı:

“Bakan ve milletvekilleri kafayı takmış dediler. Biz Bursa için kafayı takıyoruz, kişilere değil. Tabloya bakıyorum da, buna kimsenin hakkı yok.”

Merinos’un sahnesi için 18 trilyon lira

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in gazatecilerle buluşmasına katılan Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe belediye hesaplarında kapkara bir tablo çizdi.

“Her mahalle hizmet bekliyor. Ama Bursaray’a 500, Merinos’a 200 trilyon gömerseniz senelerce oturmanız lazım” dedikten sonra aşırı harcama örneği verdi:

“Merinos’un sahnesi 18 trilyon lira. Çok güzel, Türkiye’de olmayan bir şey. Ama…”

Ardından Bursaray müteahhitinden beklentisini uyarı diliyle dile getirdi:

“İhale yapılmış, yer teslim edilmiş, peşinat ödenmiş. Geri dönüşü yok. Fakat müteahhit Bursa’da yine iş yapmak ister. Herkes kendine iş arıyor. Müteahhit de isteyecektir. Nitekim, vagonları biz yapacağız deyince beraber yapalım dediler.”

Bu arada…

Altepe’nin gündeminde stadyum konusu önemli yer tutuyor. Yeni stadyumla ilgili ilk bilgileri şöyle verdi:

“Uygulama projeleri tribün tribün yapılacak şekilde olacak. İnşaat teknolojisi artık çok ilerledi. Maçlar yapılarken inşaatın devamı sorun olmaz. Çok sıkışılırsa 1-2 maç için çözüm bulunabilir.”

Ayrıca…

Büyükşehir, Osmangazi, Yıldırım Nilüfer belediyelerinin spor kulüplerinin bir birleriyle yarışmalarını gereksiz buluyor. İyi bir organizasyon yapılarak her kulüpte farklı branşlara ağırlık verilebileceğini ve daha çok milli sporcu yetiştirilebileceğini düşünüyor.

Çelik’ten sosyolojik seçim yorumu: Sorunsuz seçmen özeline müdahale edileceğinden korktu

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik değişik bir siyasetçi. Her şeyden önce verdiği sözü tutmayı önemsiyor.

Seçim öncesi Bursa’daki köşe yazarlarıyla buluşmasında verdiği sözü önceki akşam yerine getirdi. Şale Restoran’daki Bakan-Gazeteci buluşmasının konusu, seçim sonuçlarıydı.

Bursa ile ilgili değerlendirmelerini yaparken, öncelikle “merkez mahalle-kenar mahalle” ayrımına itiraz etti.

Sonra da…

Seçmenin ekonomik yapısını ele alan sosyolojik bir yorum çıkardı:

“Bir eli yağda, bir eli balda olanların AK Parti’ye yakın olmaları gerekirken CHP’ye yakınlar. Bunu sosyolojik olarak incelemeliyiz.”

Gerekçeyi de yorumladı:

“Bu seçmen sözde bilinçli. Ama yaşamına müdahale edileceği kaygısı var.”

Bakışı şu:

“Özel hayatı sorunsuz olan seçmen, AK Parti devam ederse kendi özeline müdahale edileceğinden korkuyor. Bunu giderememiş olabiliriz.”

Çıkardığı ders şu:

“Demek ki, önümüzdeki 4-5 yıl bu kesimlere kendimizi anlatma sorumluluğumuz var. Biz buyuz deyip, kafamızın arkasında bir şey olmadığını anlatmalıyız.”

Bir de tespit yaptı:

“Seçmen oyu kullanırken kime gittiğine dikkat etmiyor. Kamu partisi CHP, kamuda ağırlığını yine koruyor ama üstüne biraz da sermaye ilave oldu.”

••••••••••

Bu noktada…

Bakan Çelik’ten, Bursa’daki seçim sonuçclarına yönelik çok samimi bir değerlendirme daha geldi:

“Biraz daha dikkatli olsaydık 16’ya 1 alabilirdik. Hatta, 17-0’ı zorlayabilirdik.”

Burada…

“16’ya 1” derken, Nilüfer’i hariç tutuyor. Nilüfer’i katmak için de siyasi planlamaya dikkat çekti:

“Bursa’yı planlama ihtimalimiz vardı ama biz cambazlık yapmadık. Örneğin Görükle’yi ilçe yapabilirdik. Emek’i Nilüfer’e bağlayabilirdik. Yapmadık. Eğer yapsaydık, 17-0 bile olabilirdi.”

Ardından…

“Belli yerlerde örgütün dediği oldu, belli yerlerde ise olmadı” dedi ve ilçelerdeki sonuçları yorumladı:

“Örneğin İznik’te örgütün dediği oldu ama kaybedildi. Demek ki isabetli değilmiş. Örgüte rağmen belediye başkanı gösterilen yerler var. Örneğin Orhangazi. Orada da başarılı olamadık. Belediye meclisinde, İl Genel meclisi’de birinci çıktık ama başkanlığı 36 oyla kaybettik. Gemlik’te mevcut adayla gidilmesi doğru da değildi, mümkün de değildi. Fakat yeni aday da neticeye yetmedi. Çünkü bütünlüğü sağlayamadık.”

Bir çarpıcı tespit dapa yaptı:

“Nilüfer’de Mustafa Bozbey insan ilişkileriyle işi götürdü. Nilüfer’de yapılan ve yapılamayan tartışmasına bile geçilemedi. Bozbey sayesinde CHP’nin elinde tuttuğu bir yer tartışması oldu. Bozbey’i koruma duygusu birleştirdi.”

Çelik’ten 1 Mayıs özel bilgileri…

1 Mayıs’ı bayram ilan eden yasa Meclis’ten çıktı, Cumhurbaşkanı da onayladığı için yürürlüğe girdi.

Perde arkası gelişmeleri Bakan Çelik anlattı:

“Konfederasyon başkanlarıyla oturup toplandık. İçeride her şey güzel. Hepsi teşekkür ediyorlar. Ama dışarı çıkınca, televizyon mikrafonunu görünce ‘Söke söke aldık’ dediler. ‘Madem söke söke aldınız, ben de gidiyorum yasayı çıkarmıyorum’ dedim, bu sefer arkamdan koştular.”

Şunu da aktardı:

“Türk-İş Kadıköy Meydanı’nda miting yapacak, makul bir sayı Taksim’e çıkacak. Hak-İş başka bir yerde miting yapacak, makul bir sayı Taksim’e çıkacak. Ama DİSK ille Taksim diye direniyor.”

Kaygısı şu:

“Eğer izin verilse, konfedarasyon başkanlarını 15 dakika sonra otobüsün üstünde göremezsiniz. 60 çeşit örgüt var işin içinde, sahip olamıyorlar.”

Çelik hükümette kalacak mı?

Meslektaşlarımız kabine değişikliğini sordu, Çalışma ve sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik de anlattı.

“Bakanlar Kurulu’nda epey değişiklik olur” diyen Çelik, siyasette rahat yüzü görmediğini düşünüyor. 1999’de milletvekili seçildiğinde Genel Başkan Yardımcısı olduğunu, 2002’de AK Parti’de Grup Başkanvekilliği yaptığını, 2007 sonrası Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak çok yoğun çalıştığını, birikmiş sorunları çözüp önemli yasalar çıkardığını anımsattı, “Ama siyaset yapaçaksan hakkını vereceksin” deyip ekledi:

“Çok ağır bir bakanlık… Doğrusu Başbakan buradan alırsa memnun oluruz.”

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Olay Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. 27-04-2009


İlk yorum yapan olun

Yorum Yazın