MHP Gazioğlu ile el sıkıştı…

MHP Gazioğlu ile el sıkıştı…  Mehmet Gazioğlu yıllarca AP ve DYP`de siyaset yaptı, İçişleri Bakanlığı ve TBMM Başkanvekilliği görevlerinde bulundu.


29 Mart için MHP`den Büyükşehir adaylığı teklifi aldı. İki taraf da gönül birlikteliğinde olunca el sıkıştılar…

Mehmet Gazioğlu siyasetin en altından en üstüne çıkan siyasetçilerden biri olarak Bursa siyasetinde çok özel bir yere sahip.

Adalet Partisi’nde Orhaneli İlçe Başkanlığı ve İl Genel Meclisi Üyeliği yapan, Doğru Yol Partisi’nde görevler üstlenen, 1991’de DYP Bursa Milletvekili seçilen, Tansu Çiller’in ilk hükümetinde İçişleri Bakanlığı yapan, TBMM Başkanvekilliği görevine getirilen ve bu görevi sırasında Cumhurbaşkanı’na vekalet eden ilk Bursalı siyasetçi özelliğini taşıyor.

Kısacası…

AP-DYP-DP misyonunun Bursa’daki önemli isimlerinden biri.

Bir süredir…

Aktif siyasetten uzak duruyordu. Fakat, 29 Mart 2009 yerel seçimleri öncesi adı Milliyetçi Hareket Partisi’nin Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak anılmaya başladı.

İşte bu sürece son nokta geride bıraktığımız hafta sonunda atıldı. MHP adına Gazioğlu’na Büyükşehir adaylığı teklif edildi. Gazioğlu da bu teklife sıcak baktı.

Konuyu…

Teklif eden taraf adına MHP İl Başkanı Arif Demirören’e sorduk. “Görüşmeler devam ediyor ama anlaştık gibi denilebilir” dedi. Görüşmenin, her iki tarafın da gönül birlikteliği içinde geliştiğini kaydetti.

Gazioğlu ise önce, “Biliyorsun, bu işlere genel merkezler karar verir, kısmet” cevabını verdi.

Ardından da…

“Ben koltuğa atlayan olmam. Ama, baktım ki meseleler benimle çözülecek, ondan da geri kalmam” dedi.

Dahası…

Gelinen noktayı DYP’li ve CHP’li arkadaşlarıyla da konuştuğunu, herkesin olumlu baktığını ekledi.

Demokrat Parti’nin tüzük devrimi tüm siyasi partilere örnek olmalı

Yeri geldikçe düşüncemizi tekrarlıyoruz… Siyasi partiler, 1980 öncesi döneminde çok daha demokratikti.

Örneğin…

Milletvekili adaylığı olsun, belediye başkanlığı ya da belediye ve il genel meclisi üyelikleri adaylığı olsun, tüm adaylar önseçimle, üstelik yargı önündeki önseçimle belirlenirdi.

Sandıktan çıkan listeye giren, güçlü bir seçilmiş olurdu.

Oysa…

1983 sonrası Siyasi Partiler Yasası’nın esnek bıraktıkları arasında aday belirleme yöntemi de var.

Gerçi…

Yasa siyasi partilere önseçim yapma hakkı tanıyor ama, merkez yoklamasını da getiriyor.

Bu yöntem de liderlere cazip geldi ve listeleri dizayn etme fırsatını ele geçirdiler.

Gerçi…

Zaman zaman önseçim adı altında sandık yoklamaları yapıldı. Ama yargı denetimi yoktu ve temayül belirleme ötesine geçemedi. Bazı partiler de önseçimle hiç ilgisi olmayan aday listeleri yaptılar.

Buna karşın…

Gayriresmi olsa bile önseçimini listeye yansıtan yalnızca iki parti gördük. 1991 ve 1995 seçimlerinde SHP ile, 1999 ve 2002 seçimlerinde MHP bunu yaptılar.

••••••••••

Şimdi ise…

Demokrat Parti, hafta sonu yapılan kurultayındaki tüzük değişikliği ile siyasette yeni bir dönemi başlatıyor.

Örneğin…

Cumartesi günü de aktardığımız gibi; milletvekili adaylarının yüzde 95’inin üye, delege ve kurullar tarafından seçilecek olması, adayların yüzde 5’inin genel merkez kontenjanına alınması, kontenjanların da ağırlıklı olarak kadın ve gençlerden belirlenecek olması gerçek anlamda bir siyaset devrimi özelliği taşıyor.

Önseçimin, seçim bölgelerinin yüzde 90’ında yargı denetimi önünde gerçekçi olması da tüzük maddesinin bir başka önemli yanı.

Teşkilatların çok önemsediği bu maddenin tüzüğe girmesi, uygulanacağı umudunu veriyor.

Zaten…

Bugüne kadar kimse çıkıp da listenin tamanmının önseçimle belirlenmesie gerektiğini söylemedi. Genel merkezler elbette kontenjan kullanabilir ama, bunun ölçüsünün de önceden bilinmesi gerekiyor.

Umarız bu değişiklik diğer partilere de örnek olur.

Yanısıra…

Önce CHP’nin uyguladığı, sonra AK Parti’nin benimsediği genel başkan adaylığı için belli bir delege sayısı tarafından önerilme koşulunu DP de getiriyor.

Buna göre…

DP’de genel başkan adayı olabilmek için, 50 büyük kongre delegesi tarafından önerilmek gerekiyor. Bu da diğer partilere göre çok düşük bir rakam.

Bu arada…

Genel başkanın görev  süresinin dört olağan kurultayla sınırlandırılması görüntüden başka bir şey değil.

Nedeni ortada…

4 olağan kurultay geçiren bir genel başkan zaten emeklilik süresini çoktan doldurmuş oluyor.

••••••••••

Ayrıca…

Teşkilatların görevden alınmalarının zorlaştırılması ve adaylardan elde edilecek gelirin teşkilatlara aktarılması vaadi kuşku yok ki teşkilatların hoşuna gidecek.

50 kişilik Genel İdare Kurulu’na 30 kişinin çarşaf listeden seçilerek girmesi biraz CHP uygulamasını andırıyor.

Genel başkan yardımcıları sayısının azaltılması ve Merkez Karar Kurulu’nun kaldırılması ise parti içi görevlerin azalması nedeniyle seçim sıkıntısına dönüşebilir.

Yeni tüzükteki Siyaset Okulu ile bilim ve siyaset araştırma kurulları da önemsedik.

Ulaşım sorunu ve kamuoyu

Her seçim döneminde siyasi partiler strateji belirlerken kent dinamiklerinden kent sorunları hakkında raporlar alırlar.

Ya da…

Bazı partiler bu sorunları belirlemek için kamuoyu araştırmalarına yönelirler ve seçim kampanyalarını da bu araştırmadan çıkacak konulara göre belirlerler.

İki yöntem de, sağlıklı siyaset yapmak ve aday olunan seçim çevresinde yaşayanlara seslenebilmek açısından çok önemli.

Bazen de…

Kentte yaşayanların en önemli sorun kabul ettikleri konuları görebilmek için kamuoyu araştırması yapmaya, ya da dinamiklerden rapor almaya gerek kalmıyor.

Örneğin…

Acemler trafiğine ikinci neşterin vurulacağını, Acemler Köprülü Kavşağı ile Mudanya Kavşağı arasındaki yolun sağına ve soluna eklenecek birer yeni şeritle dört şeritli haline getirileceğini, böylece köprülü kavşak sonrası başgösterip Sırameşeler’e kadar uzayan araç sıkışıklığına son verileceğıini dün bu sütunlardan Bursa kamuoyuna duyurduk.

Gün boyu aldığımız yankılara ve değişik kesimlerden bize iletilen farklı önerilere bakarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz:

Bursa’da yaşayanlar ulaşım konusunu her şeyden daha çok önemsiyorlar.

Dahası…

Bir kez daha yaptığımız tespite bakarak şunu da ekleyebiliriz:

Önümüzdeki yerel seçimin en önemli konusu da ulaşım ve ulaşım yatırımları olacak.

Dün bize yansıyanlardan bu izlenimi edindik.

Reyhan’dan Doğanbey’e…

Yaşadığımız kentin şöyle bir gerçeği var:

Tarihin izlerini taşıyan, eski, ama planlama açısından yıllarca ihmal edilmiş bir kentteyiz.

Ne yazık ki…

Tarihi yapıları koruyamadığımız gibi, kent merkezini oluşturan bölgenin plansızlığını da gideremiyoruz.

Bu noktada…

Tüm eleştirilere, kaygılara ve yaşanmakta olan sorunlara karşın, Doğanbey projesi Bursa’da kentsel dönüşüm adına bugüne kadar yapılmış en önemli proje.

Bununla birlikte…

Mimar ve mühendis odalarının cumartesi günü bu sütunlarda yer verdiğimiz “Doğanbey’deki yüksek yapılar Reyhan’ı olumsuz etkileyecek” açıklamasına karşılık Reyhan’dan cevap geldi.

Okurumuz Aykut Turan, yolun altındaki Doğanbey’de yapılan kentsel dönüşüme Reyhan’ın alınmamasından duydukları kırgınlığı ifade ediyor ve “Bizim ne suçumuz var?” diye de soruyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Olay Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. 18-11-2008


İlk yorum yapan olun

Yorum Yazın