Bursa kent yaşamı bakımından İstanbul gibi değil. Toplum katmanları arasında çok büyük boşluk yok. Daha doğrusu, bu kentin insanı her şeye karşın birbirinden kopuk yaşamıyor.
Bir anlamda, Bursa yaşamını tanımlarken mazbut kent demek mümkün.
O bakımdan…
Bursa’daki toplumsal yapıda, kentin eliti kabul edilen zümre de, üreteni kabul edilen kesim de, çalışan topluluklar da, sosyal doku olarak tanımlanan alt gelir seviyesindeki katmanlar da zaman zaman bir araya gelebiliyorlar.
En azından…
Kentin tüm kesimleri bazen cemiyet, bazen gelenek, bazen acıların paylaşımı gibi sosyal ortamlarda birlikte oluyorlar.
Fakat…
Toplumsal duyguların daha anlamlı olduğu süreçler var. Örneğin, ramazan ayı bu süreçler arasında öne çıkıyor. İbadet, oruç, dua üçgeni arasında paylaşım ve toplumsal eşitlik gibi ilkeler diğer zamanlara göre daha fazla önemseniyor.
Zaten…
Şimdilerde sıkça kullandığımız sosyal belediyecilik tanımı da buradan doğdu.
Üstelik…
Günümüzde ramazan geleneği haline gelen ve sosyal paylaşımın en önemli etkinliğine dönüşen belediyelerin iftar çadırı kurmaları uygulaması Belediye Aşevi ile ilk olarak 1989-1994 arasındaki ANAP döneminde başladı.
Sonra…
1994-1999 döneminde genel ve yerel iktidar olan DSP bu uygulamayı daha ileri boyuta taşıdı. Kentin ekonomik geliri yüksek kesimleri, sivil toplum örgütleri, kuruluşları da bu organizasyonlara hep destek oldular.
Örneğin…
BTSO yönetimleri Bursa’nın kültürel ve sosyal yaşamına hep katkı yaptılar. İftar sofraları için de belediyelere destek verdiler.
Bu kez…
BTSO Başkanı İbrahim Burkay ve yönetimi tarz değiştiriyor. Belediyelere destek yerine, ihtiyaç sahiplerinin daha fazla olduğu iki bölgede iftar çadırı kuracaklar.
Burkay böylece, Bursa’nın üreten ve ekonomiye yön veren kesimleriyle sosyal dokusunu bir araya getirmeyi hedefliyor. Yani, Bursa’daki toplumun tüm katmanları iftar çadırlarında birbirlerine dokunacaklar.
