Şükrü Şankaya 11 Ekim 2005’te yaşama gözlerini kapatırken, arkasında muhteşem bir sevgi bıraktı.
Dahası…
Sanayici, işadamı, hayırsever gibi özelliklerinin yanı sıra, Bursa’nın akil adamı olarak kabul gördü, Bursa’nın Şükrü Abisi olarak da sosyal yaşama damgasını vurdu.
Merhum Şükrü Şankaya’yı vefatının altıncı yılında, bugün saat 11.00’de Ahmetpaşa Mezarlığı’ndaki kabri başında anacağız.
Bu çok özel günde…
Önce Bursa Belediyesi Fen İşleri Müdürü, sonra da Osmangazi Belediye Başkanı olarak Bursa’ya hizmet eden, lösemi hastalığını ilik nakli ile atlatıp nekahet dönemini geçirmekte olan Basri Sönmez, kendi penceresinden ve anılarıyla Şükrü Şankaya’yı yerini anlatan duygusal bir yazı kaleme aldı.
İşte Basri Sönmez’in kaleminden Şükrü Şankaya:
••••••••••
Sanıyorum 1978 yılının yaz aylarıydı… Son yerel seçimde Mustafa Eroğlu belediye başkanlığına seçilmişti. Gençlerle çalışmayı seven Eroğlu beni de Fen İşleri Müdürlüğü’ne atamıştı.
O günlerin en önemli sıkıntılarından biri, bugün olduğu gibi ulaşımdı. Ulaşımın rahatlaması için belediyede muhtelif hemzemin kavşak projeleri üretilmiş, belediye başkanı da bu kavşakların startını vermişti.
Gündüzleri çalışma imkanı yoktu. Gece yarısından itibaren sabaha kadar çalışarak, bir gece Çatalfırın hemzemin kavşağını, ertesi gece de Çakırhamam kavşağını bitirmiş, ulaşımda hem yokuşta durmak, hem de tıkanıklık önlenmişti.
Trafik akıyordu. Sürücüler de, yayalar da memnundu.
Hatırlayanlar bilirler, yerel gazetelerden birinde de o tarihlerde muhabir olan Sevgili Engin Özpınar kardeşim de, bu olayı sekiz sütun manşet haber yapmıştı.
Kavşakların bitiminden sonraki gün çarşambaydı ve o gün Belediye Meclisi toplantısı vardı. Saat 14.00’te başlayacak toplantıya girecek meclis üyelerinden erken gelenler, Meclis Salonu kapısı önünde otokritik yapıyorlardı.
Adalet Partisi’nden Ünal Parasayar, Orhan Erman, Cumhuriyet Halk Partisi’nden Nurettin Aşan, Faruk Topçugil, Rıdvan Altınkepçe ve o günün Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Bilgin Alanbey koyu bir muhabbete dalmışlardı.
O sırada, yine dönemin Belediye Meclisi üyelerinden biri olan Şükrü Şankaya geldi ve gelir gelmez kavşakları konu ederek “çok beğendiğini, ilk defa bu noktalarda aracıyla beklemeden geçtiğini, kim gerçekleştirdiyse onu alnından öpeceğini” söyler söylemez Rıdvan Altınkepçe beni işaret ederek, “Yanı başınızda duruyor Şükrü Bey, bizim yeni genç Fen İşleri Müdürümüz. Daha çok güzel işler yapacak” dediğinde Şükrü Bey bana döndü ve “Yapın kardeşim, yapın… Güzel ve faydalı işleri Bursa’mızda yaptığınız sürece Adalet Partisi olarak daima destekleriz” diyerek beni tebrik etti.
Böylesine demokrat bir anlayışla beni çok etkilemiş, hatta kamçılamıştı.
Şükrü Bey’le ilk defa bu vesileyle tanışmış ve beni olağanüstü onore etmişti.
Daha sonraları da diyaloğumuz ağabey-kardeş, baba-oğul samimiyeti içinde devam etmiş yıllarca bana olan desteğini hiç esirgememişti.
Her gittiği ülkeden resimler, kartpostallar, slaytlar getirir, Bursa’ya ne yapılabileceğini tartışırdık.
O sevgide, ben ise saygıda kusur etmiyorduk. Hatta zaman zaman kendisine danıştığım işler oluyordu.
Yıl 1978, yıl 2011. Nereden nereye…
Tam 33 yıl geçmiş. Yıllar ne çabuk geldi, geçti…
Bu anımda adı geçen meclis üyelerinin her biri rahmete kaldılar.
Bir gün duyduk ki, Bursaspor’umuzun, iş ve cemiyet hayatımızın Şükrü Ağabeyi’ni de kaybetmişiz. Babamı kaybetmiş kadar üzülmüştüm. Rahmetliyle anılarımı hatırlamaya çalıştım, gözlerim dolu dolu oldu.
Gözlerim yine dolu dolu. 11 Ekim 2011 Salı, Şükrü Abi’nin, Şükrü Baba’nın aramızdan ayrılışının altıncı yıldönümü. Hepimiz, her yıl olduğu gibi, O’nun kabri başında, birlikte olacağız ve kendisini anacağız.
Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun, bulunduğu yerde nurlar içinde yatsın inşallah.
