Aslında… Bilinen tehlikeyi yaşıyoruz. Bursa’nın ciddi deprem bölgesi olduğu, tarihte önemli yıkıcı depremler yaşadığı, belli sürelerle tekrarlanan bu büyük depremlerin yakında yine büyük bir deprem alarmı verdiği bilinen gerçekler.
Dahası…
Depremde korunma yolunu da biliyoruz. Kentin depreme dirençli hale getirilmesi için hangi kurumlara ne görevler düştüğünün de, vatandaş olarak seçeneğimiz olmadığının da farkındayız.
Örneğin…
Kentin ova bölgelerinde zeminin sulak olması nedeniyle deprem hassasiyetini biliyoruz. Fakat bilmemize karşın, bu arazilerin üzerine konutlar, sanayi ve ticaret yapıları yükseltmekten vazgeçmiyoruz.
Yine…
Kimi yılların yorgunu olan, kimi kaçak yapılan, kimi imar mevzuatını delen binalarımızda deprem güvenliği açısından kentsel dönüşümün şart olduğunun da bilincindeyiz.
Gelin görün ki…
Bazı ilçelerde belediyeler çok ağır davrandığı için, bazı yerlerde de vatandaşın daha fazla beklentisi olduğu için, kentsel dönüşümün yeterince ilerleyemediği de bir başka gerçek.
Buna karşın…
Kararlılıkla ve yılmadan kentsel dönüştüm projelerine yoğunlaşan belediye başkanlarını da kent kararlılığı nedeniyle kutluyoruz.
İşte…
Zaman zaman küçük sarsıntılarla kendini anımsatan deprem gerçeğine karşın, büyük bir umursamazlıkla günlük yaşamımızı sürdürüyoruz.
Bursa…
27 Ocak Pazartesi gününe, sabah saatlerinde Mudanya’da yaşanan iki depremle başladı. Gemlik Körfezi’nde uzun süredir devam eden deprem hareketliliği bir kez daha mesaj verdi.
Öğle saatlerinde de Nilüfer merkezli 4 şiddetindeki deprem aslında umursamayan Bursa için sarsıcı etki yaptı.
Hani…
“Bir musibet bin nasihatten iyidir” deyişi var ya, tam da içinde bulunduğumuz durumu özetliyor.
Umarız…
Bursa bu musibetten gerekli uyarıyı çıkarır. Bilmenin ve farkında olmanın kimseye yararı yok. Zaman kaybetmeksizin bir şeyler yapılmalı.
