
Tamam… Son yıllarda küresel ısınma etkisiyle iklimler değişti. Bir süre kuraklık yaşayan bölge, kısa süre sonra sel baskınına uğrayabiliyor. En yeni örnek de şu günlerde İstanbul ve Kırklareli’nde.
Üstelik…
İstanbul’da sel sularının yolları akarsuya dönüştürmesi, önüne kattığı araçları mağazalara sokması, evlerin tavanına kadar su çıkması; en modern şehir planlaması ile övünülen Başakşehir’de yaşandı.
Demek ki…
Bir yerde hata var ve planlama yapılırken doğanın gücü dikkate alınmıyor.
Nitekim…
4 Haziran 2023 tarihli yazımızda şunu anımsattık:
Bir yamaç kenti olan Bursa için taşkın riski de çok önemli.
1989’da Setbaşı’ndan ovaya kadar sürüklenen araçları gördük. Deliçay ve Gökdere’nin taşmalarını yaşadık.
Alacahırka’da taşan dere nedeniyle evinde boğulanlar oldu. Gümüştepe’de, Karacabey’de, Dudaklı’da köylerin içinden geçen seller yaşadık.
Daha geçen yıl Mudanya yamaçtan gelen sel sularına kapıldı
O nedenle…
Bir yandan küresel iklim değişikliğinin yol açtığı kuraklık için önlem alınırken, bir yandan taşkınları önlemek için projeler üretiliyor.
Aslında…
Bazı konuları tartışırken, yanlış yerden baktığımızı da görüyoruz.
Örneğin…
Ne zaman taşkın ve sel konuşulsa, kentin altyapısı üzerine görüşler ortaya çıkıyor. Oysa bu sorun salt altyapıdan ibaret değil.
Şöyle söyleyelim:
50 yıl öncesine kadar, Uludağ’dan inen ve kentin içinden geçip ovaya ulaşan dereler vardı. Nilüfer, Cilimboz, Gökdere var, ama küçük dereler artık yok.
O dereler suyu ovaya taşırdı, ama hatalı planlamalarla suyu kalmadığı için derelerin üstü kapatılınca tahliye kanalı özelliğini kaybettiler.
Yanı sıra…
Suyun toprağa karışabileceği yer bırakmadık. Asfalt ve beton nedeniyle toprak suyu ememiyor, sert zeminler su hızını ve şiddetini arttırıyor.
Şu sıralar…
İstanbul’u boğan bu riskin aslında Bursa için de geçerli olduğu bir gerçek.
