

Anımsatmayı… Tam bir yıl önceki yazımızı gönderen MHP İl Yönetim Kurulu’nun deneyimli ismi Emin Seymen yaptı.
Bu sayfalarda…
15 Ocak 2017 günü “Tabanında eleştirilse de siyasetin kaderini Bahçeli belirliyor” başlığı altında şunları yazmışız:
Anımsanacaktır… 1999 genel seçimi sonrası kurulan DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümeti zorlansa da yürüyordu. Ta ki MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Temmuz 2002’de Kocayayla’da “Kasımda erken seçim” çağrısı yapana kadar.
3 Kasım 2002 seçimiyle AK Partili dönem başladı.
Ardından…
Yıllardır başkanlık sistemi projeleri üreten, sivil toplum örgütlerinden anayasa taslakları toplayan, seçim sonrası zemin yoklayan, uzlaşma sağlayamayacağını anlayınca da gündeminden çıkaran AK Parti umudunu kesmişken 11 Ekim 2016 günü MHP Grup Toplantısı’nda Bahçeli’nin çağrısı geldi:
“A K Parti bir anayasa hazırlığı varsa, mutabık kalınan diğer maddelerle birlikte TBMM’ye getirmelidir.”
Böylece…
Cumhurbaşkanlığı sistemi getirecek anayasa değişikliğinin önü açıldı.
Şimdiyse…
“Meclis’ten anayasa çıkmazsa seçime gidilir” diyerek yeni bir kulvar açıyor.
Kısacası…
Kendi tabanı tartışıyor, eleştiriyor, ama şöyle bir gerçek var:
15 yıldır siyasetin kaderini Devlet Bahçeli belirliyor.
Yazının üstünden 1 yıl geçti, bugünün tablosu yine benzer bir görüntü ortaya koyuyor. Geçen yıl Bahçeli’ye kendi partisi içinden muhalif çıkış vardı. Bugünse, başta CHP sözcüleri muhalefet partileri tepki veriyorlar.
Bunu da…
Bahçeli’nin 2019’daki cumhurbaşkanlığı seçiminde Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleme ve AK Parti ile seçim ittifakı kararı nedeniyle yapıyorlar.
Aslında…
Bugüne kadar yapılan seçimlerin hedefine göre ele alınırsa Bahçeli kararları elbette iktidardan vazgeçme gibi algılanabilir.
Ne var ki…
2019’da başka bir sistemle seçim yapılacak. İktidar yolu artık TBMM’de çoğunluğu oluşturmaktan geçmiyor. Hükümeti Cumhurbaşkanı kuruyor ve bakanları da parlamento dışından atıyor.
O nedenle…
Daha birkaç ay önce bağrından yeni bir parti çıkaran MHP lideri Bahçeli 2019’u farklı kılan yeni sisteme göre stratejik adımlar atıyor.
Eldeki veriler kendisi aday olursa seçilebilme şansı göstermediği için seçilmeye en yakın gözüken Erdoğan’a desteğini şimdiden açıklayıp seçim sonrası için yeni sürecin anahtarını cebine koyuyor, siyasetin akışını yönlendirme geleneğini sürdürüyor.
Galiba…
Tepki gösterenlerin atladıkları en önemli nokta bu.
