7 Haziran seçimi üstünden 5 aya yakın süre geçti. Ne var ki, 5 ay bile olmamasına karşın, siyasi akıntı yön değiştirdi.
Örneğin…
7 Haziran seçimi öncesinde HDP’nin barajı aşması için adeta kampanya vardı. Kimi çevreler, HDP barajı aşarsa AK Parti’nin iktidarı kaybedeceği hesabı yapıyorlardı.
O hesap tuttu.
Sandıktan koalisyon çıkması, AK Parti’nin 13 yıldır süren tek başına iktidarının sonu oldu. Analizlere göre, HDP’ye baraj aştıran, Meclis’te üçüncü parti konumuna getiren oylar, Güneydoğu ve Doğu kökenli seçmenlerin yanı sıra, Türk Solu bileşeninin ivmesiyle bu sonucu ortaya çıkardı.
En kritik katkıysa, CHP’nin organize olabilen kimi seçmen gruplarıyla AK Parti’deki dindar Kürt seçmenden geldi.
O süreç şimdi geride kaldı.
HDP’ye barajı aşması için giden oyların eski partilerine dönüp dönmeyecekleri tartışmaları çokça dile yapılıyor, ama artık her şey sandıkta cevap bulur.
Buna karşın…
1 Kasım seçimi için MHP’nin milliyetçi oyları hedef haline geldi.
Öyle ki…
Bir yandan, başta Başbakan Ahmet Davutoğlu olmak üzere AK Parti sözcüleri, diğer yandan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu mitinglerinde ve katıldığı televizyon programlarında MHP seçmenine özel mesajlar veriyorlar.
Yani…
İki parti de, 7 Haziran sonrası MHP seçmeninde oluşan sorgulamaları kendi lehlerine oya çevirmek için çaba harcıyorlar. Hedeflerine de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin takındığı “Hayır’cı tutumu” koyuyorlar.
MHP sözcüleriyse, kampanyalarını milliyetçi oylara yönelik projelere karşı savunma yapmaya ayırmak durumunda kalıyorlar.
İlginç olan da bu…
Çeşitli partilerden HDP’ye giden oyları geri çağırmak yerine siyaset tüm ilgisini milliyetçi oylarda yoğunlaştırdı.
Eğer…
Kamuoyu araştırmalarının bulguları gerçekleşirse, 1 Kasım seçimi sonucunu bugüne kadar MHP’nin tekelinde olan milliyetçi oylar belirleyecek.
Doğrusu istenirse…
MHP’nin milliyetçi oyları hiç bu kadar siyasetin gözdesi olmamıştı.
