Arşivimizi açıp baktık… 10 Aralık 2009 günü Mustafakemalpaşa’ya bağlı Bükköy’deki maden ocağında yaşanan ve 19 madencinin yaşamlarını yitirmeleriyle sonuçlanan grizu patlaması sonrası, 12 Aralık 2009 günü bu sütunlardaki değerlendirmemizi şu başlık altında yapmışız:
“Maden ocaklarını, göçük altında kalınca anımsıyoruz.”
Üzerinden 4.5 yıl geçti…
Toplumun olay günü gösterdiği ilgi ne yazık ki geçen süreçte kayboldu. Siyasetin ve bürokrasinin hassasiyeti de ilerleyen süreçte sona erdi.
Yani…
Başta Bükköy olmak üzere çevre köylerde yaşayıp da ekmek parası uğruna çok zor koşullarda madene giren ve bir avuç kömür uğruna ömürlerini veren insanların çektiklerini hep birlikte unuttuk.
O faciadan bugüne Mustafakemalpaşa Maden Şehitleri Derneği kaldı. Bir sivil toplum örgütü olarak madenciler arası dayanışma sağlanıyor.
Bükköy’de ise yaşam devam ediyor.
Bugüne gelince…
Önceki gün akşam saatlerinden itibaren Türkiye nefesini tuttu, Manisa’nın Soma ilçesindeki madende trafo patlaması sonucu çıktığı söylenen yangından kaynaklanan maden faciasını izliyor.
Facianın duyulmasından 10 saate yakın süre sonra bile devletin bilgi paylaşmaması kapı önünde bekleyen aileleri ve ekran başında izleyen kamuoyunu hem tedirgin etti, hem de tepkiye itti.
Gerçi…
Madencilik, dünyanın her yerinde en riskli işler listesinin başında geliyor. Madenlerde can ve yaşam bağlantısını yakından ilgilendiren pek çok etken var.
Fakat…
Madenciliğin riskli meslek olması, hiçbir zaman madenlerde yaşamların yitirilmesini, hem de Soma’da olduğu gibi toplu ölümler yaşanmasını kabul edilebilir kılmıyor.
Böyle bir faciaya kader demek de kimseyi kurtarmaz.
Çünkü…
Ölüm kader olmaz. Can her şeyden daha değerli. Hangi iş olursa olsun, öncelikli amaç insanı yaşatmak değil mi?
Gelin görün ki…
Dünyanın büyük maden kazaları listesine giren elim bir olay yaşadık Soma’da. Her geçen dakika can kaybı artıyor ve ocak önünden yapılan yayınlarda umut kırıcı rakamlar telaffuz ediliyor.
İşin teknik boyutu önümüzdeki süreçte elbette her yönüyle tartışılacak.
Ne yazık ki…
Gündem yine değişecek, yeni bir maden faciası yaşanana kadar da hep birlikte unutup günlük yaşamlarımıza geri döneceğiz. Facia, yalnızca canlarını yitiren ailelerin kalplerinde kalacak.
İşte…
12 Aralık 2009 günü bu sütunlarda Bükköy faciası ile ilgili değerlendirmeden aktardığımız başlığı o nedenle bugün de tekrarladık.
Madenlerimizi, madenlerimizdeki çalışma koşullarını ve insana değer olabilecek ortamları yalnızca maden faciaları olduğunda anımsıyoruz ve yalnızca böyle dönemlerde tepkimizi sergiliyoruz.
