Bugün… Türkiye’nin gündeminde yeni bir yönetim modeli olarak başkanlık sistemi var. Fakat bu konunun tartışılması Türkiye için yeni değil.
Çünkü…
Önce rahmetli Turgut Özal’ın başbakanlığı döneminde, ardından Süleyman Demirel’in 1991’deki başbakanlığı döneminde başkanlık iki kez tartışıldı.
Bu açıdan bakıldığında karşımıza şöyle bir fotoğraf çıkıyor:
Başkanlık sistemi, güçlü başbakanların hayalini kurdukları bir yönetim modeli.
Konuyu…
1983’te başlayan Anavatan Partisi döneminin güçlü siyasetçilerinden Ahmet Kurtcebe Alptemoçin’le konuştuk. İlk Özal hükümetinde çok kısa bir Çalışma Bakanlığı ve hemen ardından yine kısa süreli Devlet Bakanlığı yapan Alptemoçin, daha sonra da o döneme kadar aralıksız en uzun süre Maliye ve Gümrük Bakanlığı yapan siyasetçi oldu.
Saddam’ın Kuveyt’e saldırmasıyla başlayan Körfez Savaşı sırasında da Dışişleri Bakanı olarak bölgede mekik diplomasisi yapıyordu.
Üstelik…
Özal’ın başkanlık sistemini gündeme taşıdığı dönemde en yakınındaki birkaç kişiden biriydi.
Bu deneyimle…
Olay Televizyonu’nda önceki akşam Her Açıdan programında konuk ettiğimizde, yönetim modeli değişikliği arayışlarını şöyle yorumladı:
“Lider vasfını taşıyan, kararlı, kabına sığmayan insanlar her zaman hedeflerini aşıp daha ötedeki hedeflere ulaşmak isterler.”
Örnek verdi:
“Başbakan olmuştur, politikayı ve devleti yönetmektedir… Ama üst tarafta da cumhurbaşkanı var. Bazı konularda o cumhurbaşkanının söz söyleme hakkı var. Bazı kararları da veto edebilir, bazı politikaları kabul etmeyebilir.”
Devam etti:
“Yani, partinin başkanı olmasına rağmen, seçimlerde vatandaşın desteğini almasına rağmen üstünde bir de cumhurbaşkanı otoritesi vardır. Kabına sığmayan liderler başbakanlığı yeterli bulmazlar. Daha rahat ve daha hızlı hareket etmek isterler.”
Şunu vurguladı:
“Cumhurbaşkanının denetim ve otoritesi rahatsız edici olur. Tek başlarına mekanizma oluşturmak ve bunun verdiği yetkilerle düşündüklerini daha çabuk yapmak isterler.”
Gördüğü şu:
“Güçlü liderlerin arzu ettikleri şey, önlerinde engeller olmadan ülkeyi yönetmek ve Türkiye’yi hedefleri doğrultusunda kalkındırmaktır. Güçlü başbakanlar bunu yapabilecekleri model olarak başkanlık sistemini hep isterler.”
