AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kurtulmuş: Yargı siyasallaştı ve yürütmenin alternatifi oldu

Siyasetteki tüm geçmişine bakıldığında, Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’u farklı kılan bazı özellikler var. Bu özelliklerin başında inandırıcı olması geliyor.
Çünkü…
Düşündüğünü son derece net ve doğal bir şekilde ortaya koyuyor.
Bugün de…
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş olarak çizgisini sürdürüyor.
Geçmişten bugüne Bursa’ya her gelişinde ziyaretlerinden onur duyduğumuz Kurtulmuş’u dün akşam Olay Televizyonu’nun Ankara Stüdyosu’nda konuk ettik.
Programdaki konulardan biri, son günlerde ortaya çıkan hükümet-Anayasa Mahkemesi ilişkileriydi. Daha doğrusu, yargı-siyaset gerginliği ile ilgili ne düşündüğünü sorduk.
Kurtulmuş bu konudaki değerlendirmelerine geniş bir perspektiften başladı:
“17 Aralık ve 25 Aralık operasyonlarında şunu gördük: Yargı içinde, yargıyı ele geçiren bazı unsurlar var. Bunlarla Türkiye’de bir vesayet oluşturmaya gayret ettiler. Çok şükür bu kırıldı.”
Şu örneği verdi:
“Aslında geçmiş dönemde olan da oydu. 1960 ihtilali böyleydi. Biz 1960 ihtilalinde topyekûn kurumsal bir yapı olarak orduyu suçlayabilir miyiz? Ordunun içinde birtakım çeteler çıktı ve bir ihtilalle vesayet düzeni oluştu.”
Bugünün tartışmasına yönelik şu yorumu yaptı:
“Şuna karar vereceğiz: Demokrasilerde yasama, yürütme ve yargı birbirinden ayrı ve bağımsızdır. Eyvallah… Ama bu ilkokul ikinci sınıf düzeyinde bir yurttaşlık bilgisi.”
Şuna dikkat çekti:
“Esas olan, demokrasilerde yasama, yürütme ve yargı ayrı olacak, ama hepsinde milletin eli olacak. Milletin denetimi olacak. Türkiye’de bu yok.”
Ardından…
2008 yılında AK Parti’nin kapatılması için açılan davada Anayasa Mahkemesi’nin 6’ya 5 karar verdiğini anımsattı ve “Eğer 1 üye daha kapansın deseydi, bugün AK Parti diye bir partiden bahsediyor olamayacaktık.”
Bu noktada tavrını koydu:
“Bizim bütün vesayetlerden kurtulmamız lazım.”
Dahası…
Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuruyla aldığı karar sonucu Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay’ı baypas ettiğini vurguladı ve kendini İdare Mahkemesi yerine koyduğunu söyleyip ekledi:
“Anayasa Mahkemesi’nin kararından sonra, hükümetin yaptığı bir icraatla ilgili Bölge İdare Mahkemesi ya da Danıştay’a gitmeye gerek kalmadı. Doğrudan Anayasa Mahkemesi’ne gitmenin yolu açıldı.”
Şu sözlerinin altını da özenle çizdi:
“İşin hukuki boyutu bir yana, daha önemlisi, Anayasa Mahkemesi kararıyla Türkiye’de siyaset ortamına karşı bir müdahalede bulundu.”
Net bir vurgu yaptı:
“Çok net söylüyorum. Anayasa Mahkemesi, seçim sonrasındaki siyasi ortamda ben de varım diyerek siyasi bir karar aldı, yargı siyasallaştı.”
Israrla…
“Bu bir siyasi karardır” vurgusu yapan Kurtulmuş, gelinen duruma tepki de gösterdi:
“Anayasa Mahkemesi geçmiş dönemdeki alışkanlıklarına benzer şekilde yüksek yargıyı siyasetin içine soktu. Bu gerçekten kabul edilebilir bir şey değil.”
Çemberi genişletip devam etti:
“Türkiye’nin bükün bunlardan kurtulması lazım. Türkiye sadece askeri vesayetten değil, yargı vesayetinden kurtulması lazım, polis vesayetinden kurtulması lazım, ekonomideki birtakım çevrelerin vesayet kurma heveslerinden de kurtulması lazım.”
Farklı bir noktaya dikkat çekti:
“Nasıl hükümet hesap veriyorsa, hükümeti denetleyecek olan kuruluşların da hesap vermesini sağlamamız lazım. Bunlara da milletin dokunabileceği imkanı ortaya koymamız lazım. Onun için bu durumu kabul etmek asla mümkün değil.”
Bakışı şu:
“Seçim sonrasında yeni senaryoların üretildiği, bir kısmının daha konuşulmaya başlanmadığı bu dönemde, Anayasa Mahkemesi ilginç ve beklenmeyen bir şekilde kendisini pat diye siyasetin göbeğine düşürdü.”
Son sözü de şu oldu:
“Anayasa Mahkemesi yürütmenin alternatifi haline geldi. Bu da kabul edilebilir bir durum değil.”