Seçim geri sayımında takvim, son 13 günü gösteriyor. Ancak, bu seçimin en önemli özelliği, ya da farkı olarak sokağa yansımaması ortaya çıkıyor.
Daha doğrusu…
Türkiye’de ilk kez bir seçim süreci iki farklı kulvar halinde yansıyor.
Birincisi…
Seçime yönelik yapılan siyasi parti mitinglerinde liderlerin meydan söylemleri ve polemikleri dikkat çekiyor. Polemik içerikli bu söylemlerin yerel seçimle ilgisi yok. Çünkü yerel seçimden sonrası hedeflenen kimi siyasi gelişmeleri liderler öne çıkardılar. Bunun yanında sokakta yaşanan ve toplumu tedirgin eden ölüm olayları var, yayılan gösteriler var.
Bu nedenle…
30 Mart yerel seçimi cumhurbaşkanlığı seçimi ve sonrasındaki yeni Türkiye planı gölgesinde kaldı.
İkincisi…
Yerelde adaylar partinin dışında çalışma sergiliyorlar. Bu da ilk kez yaşanan bir seçim atmosferi olarak karşımıza çıkıyor.
Çünkü…
Geçmiş seçimlerde siyasi partilerin hazırladıkları programlar doğrultusunda adaylar kampanyalarını yönlendirirlerdi. Oysa bu seçimde liderlerin ilgisinin başka konulara kayması partileri de etkiledi.
Sonucunda da…
Adaylar kendi kurdukları ekiplerle kendi yaptıkları programları uygulamaya başladılar ve seçmenle doğrudan temas yolunu seçtiler.
Bütün bunlar…
Seçim kampanyası sürecinde herkesin gördüğü iki konu olarak gündeme yansıyor.
Yanı sıra…
Hızla sonuna yaklaşılan bu seçim sürecinde çok önemli bir fark daha var.
Nitekim…
Bundan önce yapılan yerel ve genel seçimler öncesindeki kamuoyu araştırmalarında kararsızlar bölümü dikkat çekerdi.
Özellikle…
Son iki genel seçime girilirken kararsızların çokluğu üzerine yorum yapılır, hatta kararsızlar parti gibi değerlendirilirdi.
Oysa…
30 Mart’taki yerel seçime yönelik elimize geçen anketlerde kararsızlar çok yüksek bir oran içermiyor. Daha açık söylemek gerekirse, anketlerde ortalama yüzde 10 civarı kararsız seçmen gözüküyor.
Buna karşın…
Değişik anketlerde yüzde 12’den başlayıp yüzde 15’i aşan oranlarda fikrini belirtmek istemeyenler dikkat çekiyor. Kararını açıklamak istemeyenlerin kararsızları geçmesi gerçekten de kayda değer bir durum.
Anlamı da şu:
Seçmen kararını verdi. Özellikle partili seçmenler yerlerini belirledi. Genel duruma göre oy tercihi yapanlar da kararlarını verdiler, ama birtakım kaygılarla söylemek istemiyorlar.
O kaygılar…
Duygulara göre iktidar baskısından korku da olabilir, mahalle baskısına karşı korunma amaçlı da olabilir.
Benzer bir durum 2011 genel seçimleri öncesinde yaşanmıştı. Ancak o seçim, AK Parti yüzde 50 oy almasına karşın, “AK Parti’ye oy verdiğini söyleyen” pek ortaya çıkmamıştı. Bu da mahalle baskısına karşı gizlenme arzusu olarak yorumlanmıştı.
2011’de seçimden sonra yaşanan duygu, bu seçimde fikrini belirtmek istemeyenlerin çokluğu olarak mı karşımıza çıkıyor bilemeyiz, ama seçmenin kararını verdiği anketlerden anlaşılıyor.
Yani…
Liderlerin meydanlardan ısrarla oluşturmak istedikleri kutuplaşma siyaseti hedefine ulaşmış gibi.
