Geri sayım sürüyor… Seçime artık 44 gün kaldı. Fakat açılış türü etkinlikler ve organizasyonlar dışında liderler henüz seçim meydanına çıkmadılar.
Liderler meydanlara çıkmayınca adaylar havaya girip kendilerini topluma gerektiği kadar hissettiremediler.
Dolayısıyla…
Seçmen de henüz seçim havası soluyamadı.
Oysa…
Siyasi partilerin liderleriyle, parti yönetimleriyle, sözcüleriyle, adaylarıyla, teşkilatlarıyla sahada olmaları, meydanlarda esmeleri gerekiyor. Ama yoklar.
Üstelik…
Liderlerin söylemleri giderek sertleşen bir seyir gösteriyor.
Görünen şu:
Liderler 30 Mart’ta yapılacak yerel seçimi bir kenara bıraktılar. Hedeflerinde asıl ağustos ayındaki cumhurbaşkanlığı seçimi var. Stratejilerini de yerel seçime göre değil, sonrasına göre belirliyorlar.
Onun için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan kimi konuşmalarında “30 Mart’tan sonrasına” dikkat çekiyor. O dönem için, yani 30 Mart sonrası için “yeni siyasi aktörlerin çıkabileceğini” söylüyor.
Belki de…
Hükümete yönelik operasyonlar ve paralel devlet girişimlerinden çıkan sert polemikler bütün bu süreç için fırsat oluşturdu.
Şu noktada da haksızlık yapmamak gerek:
Siyasi partiler ve liderler için elbette yerel seçimi kazanmak ilk hedef. Ama anlaşılan o ki, asıl siyasi savaş yerel seçim sonrasında kopacak.
Bir tarafta…
AK Parti’nin başında son seçime giren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın beklentisini belli eden konuşmaları var. O konuşmalardan yerel seçim sonucunu güvenoyu olarak algılayacağı ve buna göre cumhurbaşkanlığı yolunu çizeceği anlaşılıyor.
Aynı durum…
Yani güvenoyu algılaması muhalefet liderleri olarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli için de geçerli.
Onlar da yerel seçim sonucunu hükümete güvensizlik oyu olarak kabul etme eğilimi gösteriyorlar.
Onun için de…
Üsluplar giderek sertleşiyor, meydan savaşı yerine kürsü kavgası giderek büyüyor.
Hedef yerel seçim değil de cumhurbaşkanlığı seçimi olunca ve liderler mücadele cephesini 30 Mart sonrası gelişmelerine göre kurunca, olan da adaylara oluyor.
Buna…
Partilerin yerel teşkilat/örgüt yapılarının de bu seçimde seyirci kaldıkları gözlemini eklemek gerekiyor.
