Siyaset duayeni Turhan Tayan: Türkiye seçime sorunlarını çözmemiş olarak, gergin ortamda girecek

Türkiye fırtınalı koalisyonlar döneminin ardından 2002 seçimleriyle birlikte tek parti iktidarını yaşamaya başladı. Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı o nedenle, öncelikle siyasi istikrar açısından Türkiye’nin özlediği bir süreci getirdi.
Aradan 8 yıl geçti. O süreçte bir genel seçim, iki de yerel seçim yaşandı.
Peki…
Siyasi istikrar adına özlenen tabloya bakış acaba ne durumda?
Bunu da…
Adalet Partisi’nde il başkanlığı, Doğru Yol Partisi’nde önce il başkanlığı, milletvekilliği döneminin başında Grup Başkanvekilliği yapan, Milli Eğitim ve Milli Savunma gibi çok önemli bakanlık görevleri üstlenen, Bursa siyasetinin duayen ismi Turhan Tayan’a sorduk.
O da…
“2002 seçimleriyle işbaşına gelen AKP iktidarı elinde bulundurduğu ezici meclis çoğunluğuyla iyi bir rüzgar yakalamıştı” diyerek söze başladı ve şunu söyledi:
“Bir yandan Avrupa Birliği projesini öncelikle ele almak, bir yandan da dünya ekonomisindeki olumlu gelişmeler çerçevesinde ekonomide elde edilen iyimser hava 2007 seçimlerine kadar Türkiye’yi daha istikrarlı bir ortama itmişti.”
Sonra…
8 yıl öncesine gitti ve 3 Kasım 2002 günü yapılan seçimin akşamında, Olay gazetesi için bize yaptığı açıklamayı anımsattı:
“2002 seçimlerinin yapıldığı akşam size verdiğim demeçte, ‘AKP’nin önünde önemli sorunlar var. Şayet oy aldığı tabanla aralarındaki angajmanı yerine getirmeye kalkarsa sorunlar yaşayacak. Bu angajmana sırtını dönerse başka açılardan sorunlar yaşayacaktır’ demiştim.”
Bugüne döndü:
“İşte bu angajmanlar, yani tabanına olan taahhütleri yerine getirmek mecburiyetinde kaldığı için, 2007 seçimleri arifesinde ideolojik saplantılarını öne çıkardı. Bu yolla da ülkede büyük bir gerginliğe sebebiyet verdi.”
Gözlemi şu:
“Bu gerginlik Türkiye’deki siyasi istikrarı ve huzuru olumsuz etkiledi. Üstelik 3 seneye yakın bir zamandır da devam ediyor.”
 Ardından…
Siyasi deneyimlerinin ışığında şu analizi yaptı:
“2008 yılı sonunda ortaya çıkan Amerika kaynaklı ekonomik kriz Türkiye’yi de sıkıntıya soktu. İlave iç siyasi sorunlar da ülkede hem siyaseti, hem ekonomiyi istikrarsızlığa götürdü.”
Tespiti şu:
“Bu gelişmeler her nedense iktidar tarafından önlenmek yerine sömürülerek kullanıldı. İktidar, bu gerginliği mağduriyet çerçevesinde kullandı ve kullanmaya da devam ediyor.”
Bir tespiti daha var:
“Türkiye 2007’den bu yana ekonomik, siyasal ve sosyal yönden patinaj yapıyor. 2002’de 225 milyar dolar borçla ülkeyi devralan hükümet, borcu tüm özelleştirme gelirlerine rağmen 600 milyar dolarlara çıkardı.”
Devam etti:
“Siyasette iç kavgalar çok partili hayatımız içerisinde görülmedik sertlikte oluşuyor ve devam ediyor. Sosyal yönden ülkede 87 yıllık cumhuriyet döneminde hiç gündeme gelmemiş konularla ayrışma sebepleri adeta icat edildi ve toplumda her konuda karşıt görüşler çekişir hale geldi.”
Şuna dikkat çekti:
“Toplumun her alanda ve her konuda ikiye üçe bölünmesi geleceğimiz açısından hoş değil.”
Şunu ekledi:
“Türkiye’nin günlük konularda en önemli milli konulara kadar ayrışır ve tartışır hale gelmesinin onaylamak mümkün değil.”
Daha sonra…
“Türkiye’de başlanıp bitirilmiş bir sorun yokken yeni konular gündeme getiriliyor” dedi ve eleştirisini yaptı:
“Bu hükümet 2007’den bu yana söz verdiği, seçmenine taahhüt ettiği doğru-yanlış katılırız-katılmayız hiçbir konuyu hiçbir taahhütü yerine getiremedi.”
Gündemdeki iki konunun altını çizdi:
“Son 9 aydır açılım tartışması yapıyoruz. Ne olduğu belli değil. Şimdilik gündemden düşmüşe benzer yarın ne olacağı da belli değil. 2007 seçiminden hemen sonra anayasa değişikleriyle anayasa paketi gündeme getirildi, bir müddet tartışıldı, gündemden kaldırıldı. Şimdi yeniden gündeme getiriliyor.”
Şunu da ekledi:
“Bütün bunlara paralel olarak bir de Türk adaletinin omurgasını teşkil eden tarafsız ve bağımsız yargı konusu tartışılır hale geldi. Yargının siyasallaştığı endişe ve şüpheleri artık ciddi bir soruna dönüştü.”
Tespitlerine devam etti:
“Hükümet yargıyla kavga eder, Türk Silahlı Kuvvetleriyle kavga eder, basınla kavga eder, işçiyle kavga eder hale geldi.”
Şunu da ayırdı:
“Yüksek Öğretim Kurumu’nu ele geçirdikten sonra YÖK ve üniversitelerle olan kavgasını ve görüşleri rafa kaldırdı.”
Şu yorumu yaptı:
“Bu tutum, olaylara ne kadar sübjektif yaklaşıldığını ve siyasi hesaplarla ele alındığını gösteren yanlış bir tutuma ifade eder.”
Kaygısını açık açık söyledi:
“2007 seçimlerine Türkiye gerginlikle girdi. Anlaşılıyor ki normal zamanında yapılırsa 2011, erken yapılırsa bu yıl içerisinde Türkiye yine önemli sorunlarını halletmemiş, çözmemiş hala tartışılır tutan gergin bir ortamda girecek.”
Düşüncesi şu:
“Bu Türkiye için bir kayıptır.”
Son sözünü söyledi:
“Türkiye tek başına iktidar avantajını 2007’den sonraki AKP iktidarında pozitif kullanabilmeliydi. Maalesef AKP bu şansı kaybetti.”