Asıl bölücülüğü, tezahürat olayını kaşıyanlar yapıyor

Asıl bölücülüğü, tezahürat olayını kaşıyanlar yapıyor Diyarbakırspor maçındaki tezahüratı ve “Ne Mutlu Türküm Diyene” pankartı açması ülke sorununa dönüştürüldü. Olayı kaşıyıp asıl bölücülüğü yapanlar, toplum barışını bozma noktasına geldiler. Artık yeter…


Tavrımızı ve düşüncemizi daha sözün başında açık açık söyleyelim: Bursaspor’un geçen hafta Diyarbakırspor ile Bursa Atatürk Stadı’nda oynadığı maç sırasında tribünlerin bir bölümünden gelen ve ırk ayrımı mesajı veren tezahürat kesinlikle hoş görülümez. Tribünlerin o bölümü yanlış yaptı.

Fakat…

10 gündür Türkiye gündeminde “Bursa’daki bölücü tezahürat” diye başlayan yorumlar ve yayınlar var. Bu yayınlar Bursa faşizmi boyutuna kadar ulaştı.

Kendine çıkış arayanlar bilip bilmeden ahkâm keserek balıklama atlıyorlar. Reyting uğruna Diyarbakırspor formasıyla ekrana gelenler işin suyunu çıkardılar.

Bir yanlış tezahürattan, koca Bursa’yı mahkum ediyorlar.

İşin bir de garip tarafı var…

Gazetelerde ve televizyonlardaki yazı ve yayınlarda, tribünde açılan Ne Mutlu Türkim Diyene yazısı görsel malzeme olarak kullanılıyor.

Çeylişkilerden biri bu zaten…

Mustafa Kemal Atatürk’ün topluma ulus devlet ve tek millet için hedef gösterdiği “Ne Mutlu Türküm Diyene” deyişi ne zamandan beri suç oldu? Gençlik Marşı’nı tribünde söylemek ne zamandır suç?

Herkes oturmuş bir yerinden ahkâm kesiyor ve Bursa’yı ırkçı bir kent gibi göstermeye çalışıyor.

Oysa…

Bu kent, son 10 gündür istismar edilenler de dahil ülkenin her yanından insanı huzurlu bir ortamda barındırıyor. Bilip bilmeden konuşanlar, Bursa’yı ırkçılık merkezi gibi gösterenler artık eleştiri ve kınama sınırını aştılar, toplum barışına zarar verme noktasına geldiler.

Buna kimsenin hakkı yok.

Asıl bölücülüğü, Bursa’daki maçta küçük bir grubun tezahüratını sürekli kaşıyanlar yapıyorlar.

Artık yeter.

Kendini “ezber bozan” gören SHP Genel Başkanı Ergün’ün Kürt açılımı konusunda görüşleri sarsıcı

Sosyal Demokrat Halk Partisi Genel Başkanı Hüseyin Ergün’ün biyografisi, sol için emek verdiğini gösteriyor.

Daha üniversite yıllarda fikir kulübü yöneticiliği sonrasında Fikir Kulüpleri Federasyonu’nun ilk genel başkanlığı, 1965’de Türkiye İşçi Partisi üyeliği, Emek Dergisi kuruculuğu ve yazı işleri müdürlüğü, 1971’de TİP’in yönetim kurulu üyeliği, 1974’de TİP davasından mahkumiyet, çeşitli vakıfların kuruculuğu ve yöneticiliği, Toplumda Diyalog ve Sol Düşünce forumları kuruculuğu, 1993’de CHP İstanbul İl yönetimi üyeliği ve aynı yıl Yeni Demokrasi Hareketi’nin kuruculuğu, Cem Boyner’in ayrılmasından sonra da YDH’nın genel başkanlığı, SHP kuruculuğu gibi görevler üstlenmiş, Bilim Çağında Sol adlı kitabıyla da ezber bozmuş. 7 Haziran 2009’dan bu yana da SHP Genel Başkanı olarak görev yapıyor.

Tüm bu geçmişin birikimi, Ergün’e doğal olarak sol projeksiyon yapabilme özelliği kazandırıyor.

Nitekim…

Dün sabah basın toplantısındaki konuşması da, başlangıçta “sol üzerine aydın tezi” özelliğindeydi.

Ancak…

Konuşmanın ilerleyen bölümlerinde “sonsuz ve sınırsız özgürlük” noktasına ulaştı ki, kendisini “ezber bozan” tanımlamasına karşın ifadeleri sarsıcı oldu.

Öyle ki…

Bugün her şeye karşın “kitlesel sol” olarak siyaset yapan CHP’nin “AKP’nin sağında kaldığı” eleştirisini yapan SHP Genel Başkanı’nının istediği özgürlükler, özellikle konu Kürt açılımına geldiğinde “SHP’yi yöresel sol” çerçevesine sıkıştıracak çizgiler taşıyor.

Örneğin…

Çağdaş solda büyük buluşmanın sivil, özgürlükçü ve eşitlikçi olmayı hedeflediğini vurguladıktan sonra, Kürt sorununda çözümü üç noktada görüyor:

Bir…

“Devletin yapacağı ve normalinde bütün devletlerin yapması gereken işler.”

İki…

“Türkiye Cumhuriyeti Devleti kendi yurttaş grupları arasındaki farkları ortadan kaldırarak, en büyük etnisiteye, yani Türk etnisitesine tanıdığı hakları diğer etnitiseteye, yani Kürt etnisitesine de tanımalı.”

Üç…

“Kamu yönetimi yeniden yapılandırılmalı ve güçlendirilmiş yerel yönetim sistemine geçilip Özel İdare-belediye ayrımı kalkmalı.”

Sonrasında…

Terörden arınma noktasında yapılması gerekeni söyledi:

“Dağdakini indirmek, silah bıraktırmak, yeni bir hayat sağlamak gerekir.”

Bunun da, İmralı’ya kadar uzanabilecek yolunu şöyle gösterdi:

“Bütün bunları devlet tek başına yapamaz. Çünkü dağa çıkaran başkası. Bu konuda Kürt halkının temsilcileriyle işbirliği gerekiyor. Yani, ikna edeni ikna etmek gerekiyor.”

Devamı şöyle:

“Savaşırken muhatap aldığını barışırken de muhatap almalısın.”

Gesiad Başkanı Özgün siyasette

Kısa adıyla Gesiad olarak bilinen Genç Sanayiciler ve İşadamları Derneği Başkanı Bahadır Özgün, ekonomik ve sosyal konularda düşüncesini çekinmeden ortaya koyabilen yanıyla dikkati çekiyor.

Dahası…

Çizgisi ve açıklamaları siyasetin de ilgi alanında.

Nitekim…

Milliyetçi Hareket Partisi il yönetim kuruluna girmesi söz konusuydu. Ancak, Gesiad’da her siyasi görüşten üye bulunduğu için Özgün son anda vazgeçti.

Ardından…

Osman Pamukoğlu’nun liderliğindeki Hak ve Eşitlik Partisi’nden daha farklı bir davet geldi.

Bu kez…

Sivil toplum ve meslek gruplarından sorumlu genel başkan yardımcılığı için gelen teklife Gesiad yapısı da genelde sıcak baktı.

Böylece…

Dünden itibaren Gesiad Başkanı Bahadır Özgün siyasete Hak ve Eşitlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı olarak adım attı, siyaset de bir değer kazandı.

Tutan’dan hodri meydan

Adalet ve Kalkınma Partisi Bursa Milletvekili Mehmet Emin Tutan, siyasette düşündüğünü doğrudan söylemesi ve açık sözlülüğüyle bilinir.

Zaman zaman bu huyunun zararını görse de Tutan’ın bu özelliğini önemseyenlerdeniz.

Dün, geride kalan AK Parti Kurultayı’nı konuşurken, söz döndü dolaştı hakkında oluşan “Çok istediği halde MKYK’ya giremedi” izlenimine geldi.

Bu konuda çok net bir şekilde şunu söyledi:

“Böyle bir niyetim de, çalışmam da hiç olmadı. Eğer MKYK için bir tek kişiye bile kulis yaptığım kanıtlanırsa, siyaseti bırakırım.”

Alman milli takımında Bursasporlu Cihan

Mısır’daki 20 Yaş Altı Dünya Erkekler Futbol Şampiyonası maçlarını akşamları Eurosport adlı kanaldan izliyoruz.

Turnuvanın başarılı takımlarından Almanya’nın kadrosunda iki Türk futbolcu var: Cihan Kaptan ve Semih Aydilek.

Futbolu izleyenler için, Almanya’nın milli takımlarında Türk futbolcular olması sürpriz değil. Çünkü Almanya’da çok sayıda Türk yaşıyor ve bu gençler Alman kulüplerinde futbola başlıyorlar. Nitekim, ligimizde ve milli takımımızda çok sayıda Almanya’da yetişmiş gurbetçi futbolcu oynuyor.

Biz de başlangıçta o gözle baktık.

Fakat…

Bursa basınında devrim anlamına gelen tipodan ofset baskıya geçiş sürecine kaptanlık eden meslek duayeni, gazeteci büyüğümüz Saruhan Ayber’in uyarısıyla FİFA’nın turnuva için yayına açtığı U20 World Cup internet sitesine şöyle bir göz attık.

Gördük ki…

Almanya U20 Milli Takımı listesinde Cihan Kaptan’ın kulübü olarak Bursaspor yazıyor. Semih Aydilek’in kulübü ise Kayserispor.

Doğrusu…

Dünya Kupası’nda Almanya Milli Takımı’nda oynayan bir Bursasporlu futbolcu ilgimizi çekti. Fakat, Bursaspor’un internet sitesindeki takım listelerinde Cihan Kaptan adına rastlayamadık.

Nedenini pazar günü Gazeteci Suat Paçacı’dan öğrendik:

Meğer…

Cihan Kaptan adlı genç Bursaspor’a gelmiş, fakat Samet Aybaba döneminde beğenilmeyerek geri gönderilmiş.

Biz de şimdi ekrandan izliyoruz.Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Olay Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. 06-10-2009


    İlk yorum yapan olun

    Bir yanıt bırakın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


    *