Ova her yağmur göl olmaktan kurtuldu ama sel tehdidi bitmedi

Ova her yağmur göl olmaktan kurtuldu ama sel tehdidi bitmedi Her yağmurda Panayır göle döner, insanlar kayıklarla kurtarılırdı. O görüntüler yok. Ama, DSİ de taşkın kanallarını temizlemeyi bıraktığı için sel tehdidi sürüyor. İşte bu sorun Meclis’e taşınıyor…


70’li yılların sonlarında ve 80’li yılların başlarında her yağmur yağdığında gazetecilerin hemen atlayıp gittikleri iki adres vardı.

İlk adres daima, Yalova Yolu üzerindeki Panayır Köyü olurdu.

Şimdi mahalle olan Panayır, yanı başından Yalova Yolu geçince kod olarak aşağıda kalmıştı ve her yağmurda resmen göle dönüyordu.

Evlerin arasında kayıkla gezilerek insanların kurtarıldığı sahneleri yansıtan çok fotoğraf çektik.

Yine…

Sırameşeler’in alt taraflarında yeni yeni oluşmaya başlayan mahallelerde de her yağmur evlerin aralarını bir anda göle dönüştürüyordu.

İkisinin nedeni de altyapı olmamasıydı.

Bu sorunlar, önlemlerin alınması ve altyapıların tamamlanmasıyla artık geride kaldı. Panayır’da kayıkla insanların kurtarıldığı günleri kimse anımsamıyor bile.

Ama…

Sık sık vurguladığımız gibi, dağ yamacında kurulmuş bir kentte yaşamamıza karşın sel baskını tehdidini hiç umursamıyoruz. Dağdan gelen derelerin kiminin üstünü örttük, kimini yok edip yerine yol yaptık. Hepsinin de çevresinde inanılmaz bir yapılaşmaya izin verildi.

Üstelik…

Son dönemde DSİ de eskisi gibi taşkın kanallarını temizlemeyi bırakınca tehlike büyüdü.

İşte…

Bursa’yı yönetenlerin ve yaşayanların hiç umursamadığı bu konu Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne geliyor.

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili Kemal Demirel, tarımdan sanayiye, esnaftan çevreye Bursa’nın her sorununu Meclis gündemine taşıdığı gibi, sel tehdidi için de soru önergesi vermek için araştırmalar yapıyor.

Kimbilir…

Bursa’nın umursamadığı sorun belki Ankara’nın ilgisini çeker.

Bir kongrenin anatomisi: Adım adım Anavatan’da sonuç değiştiren süreç

Üzerinden hemen hemen 25 yıl geçti… 6 Ocak 1985’te Tayyare Sineması’nda Anavatan Partisi’nin ilk il kongresini izlemiştik. Kongreye il başkanı giren Hüsamettin Örüç ile başkan yardımcısı olan Abdülvahit Cengiz arasında nefes kesen bir kongre yarışı yaşanmıştı.

Turgut Kuban’ın da katıldığı, ancak varlık gösteremediği bu yarıştan Kurucu İl Başkanı Hüsamettin Örüç zaferle çıkmış ve ANAP’ın kuruluşundaki çizgiyi korumayı başarmıştı.

Cumartesi günü…

Anavatan’ın son il kongresini, bir değişik ifadeyle söylemek gerekirse 10. Olağan İl Kongresini izledik. Tıpkı ilk kongrede olduğu gibi, sonuncu kongrede de il başkanı ile yardımcısı yarıştı.

Fakat…

Bu kez kongreye başkan giren Ahmet Kömbe kaybetti, yardımcısı Meliha Bağcıoğulları kazandı.

Peki…

Kimine göre sürpriz, kimine göreyse olağan bu sonuç nasıl geldi?

••••••••••

Siyasette ekip çok önemli. Siyasetçiler hedeflerine, ekibin gücü ve çalışması ile yürüyebiliyorlar.

Nitekim…

Ahmet Kömbe’nin siyasi yürüyüşünde de genç ve dinamik bir ekibi vardı.

Oysa…

Cumartesi günü kongre salonunda, Ahmet Kömbe ile özdeşleşen ekibin büyük oranda Kömbe’den koptuğunu ve sonrasında Bağcıoğulları’nın yanında yer aldığını gördük.

Galiba…

Çeşitli nedenlerle ortaya çıkan kırgınlıklara dayalı bu durum Kömbe açısından önemli bir kırılma noktasını oluşturuyor.

İkincisi…

Bir de parti içi gelişmeler var. Orada da karşımıza, Merkez Karar ve Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Efe çıkıyor.

Görünen kadarıyla…

Kömbe ile yola devam etmek istemeyen Efe ilk hamleyi, yaz aylarında Meliha Bağcıoğulları’nı yönetime yerleştirerek yaptı.

Bağcıoğulları, ilçe kongrelerini İl Başkan Yardımcısı olarak yönetti, delegelerin belirlenmesinde etkili oldu.

Dahası…

Kongre salonunda Kömbe’nin, Osmangazi ve Nilüfer ilçelerini tümüyle Bağcıoğulları ekibine bıraktığı konuşuluyordu.

Sonucu etkileyen en büyük ilçeyle, bir başka büyük ilçenin bırakılması, kuşku yok ki seçime giden süreci değiştirdi.

Gerçi…

Kömbe’nin yanında Yıldırım ve İnegöl yer aldı ama, bu iki ilçenin delegelerini kongreye getiremedikleri de salonda ortaya çıktı.

O bakımdan…

Cumartesi günü kongre başladığında Bağcıoğulları zaten açık ara öndeydi.

Bununla birlikte…

Gelişmeler ve yaşananlar, il başkanı olarak girdiği kongreyi Ahmet Kömbe’nin önemsemediğini gösteriyor. Son hafta ciddiye aldığı anlaşılıyor ama, bunun da yetmediği ortada.

Bu bile…

Deneyimli bir siyasetçi ve kulisçi olduğu bilinen Ahmet Kömbe açısından olumsuz not.

Bize göre…

Delegasyonu etkileyen önemli unsurlardan biri de, “Genel Merkez Ahmet Kömbe ile yola devam etmek ve birleşme sürecini bu yönetimle yaşamak istiyor” söylentisinin kongreye fazlaca yansıması oldu.

Geçmişteki deneyimler de gösteriyor ki, delegasyon bu tür istekleri kongreye baskı kabul ediyor ve tam tersi sonuca yönelebiliyor.

Buna rağmen…

Kömbe’nin kongre konuşmasıyla giden oyların bir kısmını çevirebildiğini görüyoruz. Ama çok ilginç siyasi şova dönüşen salon performansı sonucu kurtarmaya yetmedi.

••••••••••

Kongrelerin favorileri daima işbaşında bulunan başkanlar olur. Kendi yönetiminin yaptığı delegeyle kaybeden başkanların sayısı çok fazla değil.

O bakımdan…

Anavatan’ın son kongresinden çıkan sonuç, Meliha Bağcıoğulları’nın zaferi kabul ediliyor.

Aslında…

Bağcıoğulları çok fazla bir şey yapmadı. Dikkat bile çekmedi. O yalnızca, rakibinin hatalarına karşılık doğru strateji izledi.

Zaten…

Partinin emektârı ve fedakârı olarak yıllardır çalışıyordu. Herkesin ablasıydı. Partinin de ablası oldu.

Orhan Efe’ye gelince…

Kongre öncesinde Bağcıoğulları’nı geri çekmeye çalışıyormuş ve tek liste istiyormuş görüntüsü verse bile, çıkan sonucun mimarı olarak kabul edildi.

Oysa…

Gerek Anavatan’da, gerek Bursa siyasetinde Efe için “siyaseti hiç bilmeden siyaset yapıyor” yorumlarına rastlanıyordu.

Görüldü ki…

Genel Başkan ve genel merkez yönetiminin şimşeklerini üzerine çekmeden kongreyi kazanmayı başardı. Siyaseti bilmediğini düşünenleri de yanılttı.

İlginç olan şu:

Bugüne kadar Efe kimsenin siyaseten hedefinde değildi. Osmangazi’de delege yapılmayıp Kestel’den delege olarak kongreye katılabilen kimi parti kurucuları başta olmak üzere, arkasında öfkeli bir grup bıraktı.

Hatta…

İşin içine Mesut Yılmaz’ın sinirlendiği haberleri bile karıştı.

Bu tepkinin, önce Anavatan kurultayına, sonra da birleşme sonrası oluşacak Demokrat Parti yönetimine nasıl yansıyacağını doğrusu biz de merak etmeye başladık.

Kaya’dan ilginç siyaset yorumu

Bursakamuoyu Diş Doktoru Gürkan Kaya’yı geçmişte Yurt Partisi İl Başkanı olarak tanıdı. 2007 seçiminde bağımsız milletvekili adayıydı. Çeşitli dernekler ve vakıflarda sosyal sorumluluk adına görev üstlendi. Demokrasi amaçlı platformlarda yer aldı.

Son olarak da…

Abdüllatif Şener’in lideri olduğu Türkiye Partisi’nin il yönetim kuruluna girdi.

Geçtiğimiz hafta, Kaya’nın bazı sıkıntılar yaşadığını ve yol ayrımına geldiğini aktarmıştık. Bunun üzerine gönderdiği elektronik postada çok özel siyasi değerlendirmeler yapıyor.

Siyaseti, bireyin toplumsal sorumluluğu gören Gürkan Kaya bugünkü ortamı “Karagöz-Hacivat siyaseti”olarak tanımlayıp çarpıcı bir analiz yapıyor:

“Karagöz-Hacivat gölge oyunudur. Ne düşünürler, ne konuşurlar, ne hareket ederler. Onların yerine düşünen, konuşan perdenin arkasındaki Hayalî adını verdiğimiz sanatçıdır.”

Devam ediyor:

“Günümüz siyasetinde de Karagöz-Hacivatlar var. Hayalî düşünür, ne söyleyeceklerine karar verir, perde arkasından konuşur. Bu böyle devam eder gider.”

Söylediği ilginç:

“Gün gelir Karagöz ile Hacivat Hayalî’yi unuturlar, kendilerini Hayalî zannederler. Bu noktada da olan olur.”

Ardından…

“Türkiye siyasetinde kendini Hayalî zanneden Karagöz ve Hacivat’lar var” deyip kendi konumunu vurguluyor:

“Siyasette Karagöz-Hacivat, ya da Hayalî olmaktansa gerçekçi kalmayı tercih ederim.”Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Olay Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. 14-9-2009


İlk yorum yapan olun

Yorum Yazın