Uludağ`da yetki de işler de karışınca, işletmeci yandı

Uludağ`da yetki de işler de karışınca, işletmeci yandı Uludağ`da bir kurumun isteği, diğerinin yasağına takılıyor. Otelciler ne yapacaklarını şaşırdı. Plan üretmeyen Çevre ve Orman Bakanlığı otelcilerden “binalardaki aykırılıkların” yıkılmasını istedi…


Bursa turizmi için Uludağ gerçek bir nimet. Fakat, kronikleşen yetki karmaşasının yol açtığı sorunlar yumağı nedeniyle de tam bir külfet.

İşte örnek…

Çevre ve Orman Bakanlığı geçtiğimiz günlerde Uludağ’daki tüm otellere yazı göndererek “binalarındaki aykırılıkların düzeltilmesini” istedi.

Bunun da anlamı belli:

Yıllar içinde Uludağ’daki oteller yenilenme adına bazı eklemeler yaptılar. Gerçi verilen izine aykırılıkta bazı spesifik durumlar da ortaya çıktı ama, tüm bunların herkesin gözü önünde yapıldığı bir gerçek.

İşte…

Çevre ve Orman Bakanlığı yıllarca bu yapılanları izledikten sonra harekete geçip otelcilere “yıkın” tebligatı yapıyor.

Bu da…

Uludağ’daki tüm otellerin üye oldukları Uludağ Turizmini Geliştirme Derneği Başkanı Serdar Yazıcı’nın isyanına neden oluyor.

Dün aradığında öfkesi burnundaydı. Dediği şu:

“Öyle bir yetki karmaşası yaşıyoruz ki, bir bakanlığın istediği, diğer bakanlığın yasakları kapsamına giriyor. Ne yapacağımızı şaşırdık.”

Çarpıcı çelişkiyi şöyle açıkladı:

“Çevre ve Orman Bakanlığı tüm yazışmalarda 1993 imar planını yasal dayanak aldı. Oysa Uludağ 1. Gelişim Bölgesi 06.05.2006’da Koruma Bölge Kurulu kararıyla ikinci derece sit ilan edildi. Koruma Kurulu yasasının 17. Maddesinde ‘Bir alanın sit ilanı burada her ölçekteki plan uygulamasını durdurur’ diyor. Onun için, 2006’da düşen bir plana göre 2009’da işlem yapılamaz.”

••••••••••

Bu noktada…

Yapılan son tebligatla ortaya çıkan kritik duruma Yazıcı şöyle itiraz etti:

“Çevre ve Orman Bakanlığı otelcilerden tesislerin yasal hale getirilmesini istiyor. Bu ise yeni bir imar revizyonu veya inşaat, yıkma gibi fiziki müdahaleyle olabilir. “

Şurası çok başlılığın yol açtığı sorunları sergilemesi bakımından çok çarpıcı:

“Uygulamaya esas olan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na göre 3 yıl içinde koruma amaçlı imar planı yapılması ve uygulanması gerekiyor. Ancak Çevre ve Orman Bakanlığı yasal süreler içinde plan yapamadı.”

Üzerine basa basa şunu söyledi:

“Bakanlık hem kanunun emrettiklerini yasal sürelerde yerine getiremediği için suç işledi, hem de üyelerimizden tesislerinde suç oluşturacak işler yapmalarını istiyor.”

Yorumu da şu:

“Bursa’mızın değerlerinden Uludağ’da keyfi idari işlemler sonucu bugünkü noktaya gelindi. Oysa biz dernek olarak plan çalışmalarında gönüllü yer almak istiyoruz. Ama bugüne kadar hiçbir olumlu gelişme sağlanamadı”

Önemli bir noktaya vurgu yaptı:

“Bakanlığın hazırladığı söylenen plandan ise kimsenin haberi yok.”

••••••••••

İnsan ister istemez düşünüyor:

Uludağ’da yetki ve plan sorunu nasıl aşılacak?

Yetki sorunu için, hukuki durum öncesindeki çalışmaların yeniden başlaması gerekiyor.

Ama…

Plan konusunda yapılmış bir çalışmayı da gözardı etmemek gerekiyor. Üstelik, o çalışmayı yapan Şehir Plancısı Nilüfer Arda Taşan şu anda Adalet ve Kalkınma Partisi İl Yönetim Kurulu Üyesi.

Eğer…

Onun hazırladığı planı Milli Parklar zamanında onaylasaydı, hem otellerde bugün yıkılması istenen aykırılıklara çözüm bulunacaktı, hem de Uludağ plana kavuşacaktı.

Yine de…

İş işten geçmiş sayılmaz.

Sivil toplum örgütleri yönetime önerme yarışına girdi, Özyolcu Ankara’ya kalın dosyayla döndü

Türkiye Partisi Genel Başkan Yardımcısı Halil Özyolcu pazartesi akşamı Bursa’daki teşkilatlanma çalışmaları için önaraştırma amacıyla geldi.

Beraberinde…

Partinin kurucuları olan Yasemin Öney Cankurtaran, Murat Akdeniz ve Ali Rıza Buyan vardı.

Bu ekibin salı sabahı Gönlüferah Otel’de düzenledikleri toplantıyı izledik. İzlenimlerimizi de burada paylaştık.

Doğrusu istenirse…

Teşkilat oluşturulmasına yönelik yöntemi yadırgadık. Bursa’da iki Merkez Karar Yönetim Kurulu Üyesi olmasına karşın, çalışma için başka isimlerin görevlendirilmesini, bunun da “parti içi tarafsızlık” olarak açıklanmasını siyasetle bağdaştıramadık.

Bunun üzerine…

Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener’in arayıp yöntem hakkında yaptığı bilgilendirmeyi de dün bu sütunlarda aktardık.

Böylesine hızlı gelişme süreci içinde, Bursa’daki ekip de çalışmalarını tamamladı.

Hatta…

Balıkesir ve Çanakkale’ye geçip, buralarda da araştırmalar yaptılar.

Dün de…

Genel Başkan Yardımcısı Halil Özyolcu, çalışmaları tamamlayıp Ankara’ya döndü.

Dönerken…

Olay’da bir çay molası verdi ve ziyaretimize geldi. Şener’le yaptığımız “teşkilatlanma yöntemi” sohbetini Özyolcu ile de tekrarladık.

Fakat…

Bu sohbette ortaya başka bir ilginç durum çıktı.

O da şu:

Biz, parti kuruluşu sırasında sivil toplum örgütlerinin ziyaret edilerek “Kimi il ve ilçe başkanı ya da yönetim kurulu üyesi grömek istersiniz?” sorusunu doğru bulmamıştık.

Oysa…

Dün anladık ki, Bursa’da sivil toplum örgütleri görüşmelerde Türkiye Partisi kadroları için neredeyse isim önerme yarışına girmişler.

Peki…

Diğer illerde durum ne? Özyolcu sorumuz üzerine mahcup bir gülümsemeyle şunu söyledi:

“Başka yerlerde pek isim vermek istemiyorlar.”

••••••••••

Gerçekten ilginç bir durum.

Sosyolojik bir araştırma gerektirse bile, Bursa’daki sivil toplum örgütlerinden kurulmakta olan bir partinin yönetim kadrolarına isim önerilmesinin şöyle bir açıklaması olabilir:

Malum…

Siyeqasette alan çok daraldı. Siyaset yapmak isteyenler etkin parti sayısı azaldığı için yer bulamıyorlar. Bu nedenle sivil toplum örgütlerine yönelip oradan siyasbqete baskı kuruyorlar.

Nitekim…

Bu baskı seçim süreçlerinde “Bizden aday alın” şeklinde kendini gösteriyor.

Acaba…

O gelişmenin bir sonucu Türkiye Partisi’nin çalışmaları sırasında ortaya çıkmış olabilir mi?

Sorunun cevabını şimdilik bilemiyoruz.

Ama…

Ortada şöyle bir gerçek duruyor:

Türkiye Partisi Genel Başkan Yardımcısı Halil Özyolcu, yaptığı temaslar sonucu Bursa’dan Ankara’ya çok kalın bir dosyayla döndü.

DP’deki gidişat umut vermiyor

Demokrat Parti, geçmişten gelen misyonuyla “en deneyimli parti” özelliği taşıyor. Ama, bu deneyime karşın son dönem yaşananlar yadırganıyor.

Dün bu sütunlarda DP Osmangazi İlçe Başkanı Hilmi Sancar’ın Hikmet Şahin’le yapılan toplantıda “Aslında organizasyonu İl yapacaktı ama İl Başkanı yurt dıyşında olduğgu için en büyük ilçe olarak biz başlattık” söylediklerini aktardık.

Gün boyu gelen telefonlar kanayan bir yara olduğunu gösteriyor.

Dahası, İl Yönetimi dışında “kurultay delegelirini bilgilendirme” adıyla Büyükyıldız’da yapılan toplantının ön saflarında başka partilerde üye olanlar varmış.

Arayanlar, duydukları kaygıyı dile getirdiler.

Babalar için şarkı yok mu?

Aslında soruyu, Bursa’nın yetiştirdiği nadide söz yazarlarından Dr. Hüsamettin Olgun dün gönderdiği elektronik postada soruyor.

Üstelik…

Sormakla kalmayıp, babalar için şarkı olmak üzere yazdığı şiiri de paylaşıyor.

“Ana şefkat demek imiş, baba ise can” şiirinde babalar için Dr. Olgun’un çok duygusal mısraları var:

Onlar ninni söylemeyi bilmezler yavrum / Yaşı akar gözlerini silmezler yavrum / Anne şefkat demek imiş; baba ise can / Hep birlikte gülmedikçe gülmezler yavrum.

Sevgileri yüreğinde duyan babalar / Huzur için derdi neşe sayan babalar…

Aşksız yürek sinelerde bir yüktür yavrum / Babaların yüreği çok büyüktür yavrum / Ne bir anne, ne bir çocuk mutsuz olmasın / Babaların yüreği bölüktür yavrum.

Sevgileri yüreğinde duyan babalar / Huzur için derdi neşe sayan babalar…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Olay Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. 20-06-2009


İlk yorum yapan olun

Yorum Yazın