Anavatan`dan birleşmeye evet, ama iltihaka hayır

Anavatan`dan birleşmeye evet, ama iltihaka hayır Merkezde beklenen birleşme ne zaman? Anavatan MKYK`da DP ile birleşmede nasıl bir eğilim var? Neye karşı çıkılıyor? Neden üçüncü çatı aranıyor? Önerilen model ne? MKYK Üyesi Orhan Efe neyin mesajını verdi?


Siyasetin beklediği hareket, Hüsamettin Cindoruk’un Demokrat Parti Genel Başkanı seçilmesiyle geldi.

Üstelik…

Cindoruk seçilir seçilmez, vaad ettiği gibi Anavatan Partisi ile birleşme görüşmelerini başlattı. Şu anda da bu görüşmeler, komisyon düzeyinde gelişme sağladı.

Komisyon…

Her iki partinin, aralarında teşkilat ve medya tanıtım başkanlarının da yer aldığı 4 genel başkan yardımcısı olmak üzere 8 eşit pozisyondan oluşuyor.

Bir yandan da…

Anavatan, ilçe ve il kongrelerini tamamlayıp birleşme kurultayına yeni delegelerle gitmek istiyor.

Peki…

Bu birleşme, Anavatan’ın hem karar organı Merkez Karar ve Yönetim Kurulu’nda, hem teşkilatlarda nasıl algılanıyor? Beklenti ne?

Bu soruyu…

Bursa İl Başkanlığı görevinin ardından MKYK Üyesi olarak üst yönetimde yer alan Orhan Efe’ye sorduk.

Dedi ki:

“Biz 9 Haziran’da MKYK toplantısı yaptık. Aynı gün DP de Genel İdare Kurulu’nu topladı. İki parti de konuyu en üst karar organlarında ele alıp görüştü.”

Kendi bulunduğu Anavatan MKYK’daki eğilimi şöyle aktardı:

“42 kişilik MKYK’da söz alıp konuşan arkadaşların tamamı birleşmeden yana görüş açıkladılar. Ancak, Anavatan’ı kapatıp DP’ye iltihak etme düşüncesine karşı çıktılar.”

Şunu açıkladı:

“Bizim arkadaşlmarımız, üçüncü çatıda buluşulmasını daha doğru buluyorlar. Genel eğilim bu yönde oluştu. Hatta, o üçüncü parti için model bile ortaya kondu.”

O özel model şu:

“Her iki partiden 50’şer kişi ve dışarıdan da başarılı olmuş isimler arasından 50 kişi alarak 150 kişilik kurucular kurulu oluşturmanın yeni yapılanmada daha kolay olacağı düşünülüyor. Üstelik bu 150 kurucu aynı zamanda delege özelliği de taşıyacağı için, hukuki problemler de daha kolay aşılabilir.”

Dahası…

Çatı partisi olarak Deva, Demokrat Anavatan

gibi isimleri önerenler olmuş:

••••••••••

Bu noktada…

Anavatan Partisi MKYK Üyesi Orhan Efe’ye şunu anımsattık:

22 Temuz 2007 seçimleri öncesindeki birleşme girişimi sırasında Demokrat Parti adını Anavatan Partisi önermişti. Hatta, DP adı Anavatan’ın üzerindeydi ve o dönemin genel başkanı Erkan Mumcu çatı adı olarak DP’yi önerdi.

Şimdi neden DP’ye karşı çıkılıyor ve başka isimler aranıyor?

Sorumuza Efe’nin cevabı şöyle oldu:

“Ben şahsen isme takılıp kalınmaması taraftarıyım. Ama bu görüşler şu an tartışılıyor. Fakat konuya daha geniş açıdan bakmak en doğrusu.”

Ardından…

Birleşme süreciyle ilgili şu bilgiyi verdi:

“İki partinin karar organları konuyu değerlendirecekler elbette ama asıl kararı büyük kongre delegeleri verecek. Ben yıl sonuna kadar birleşmenin tamamlanacağını düşünüyorum.”

Bunun üzerine…

“Umutlu musunuz?” diye sorduk. Orhan Efe de şu cevabı verdi:

“Umutlu olmak zorundayız.”

Hemen ardından “Peki engel ne?” diye sorunca da şunu söyledi:

“Engel demeyelim ama ortaya çıkan eğilimin altını çizmek gerekiyor. Anavatan MKYK’da ortaya çıkan görüş birleşmeden yana, ama iltihaka karşı. Aynı durum teşkilatlar için de geçerli. Teşkilatlar da bu görüşte.”

Öyleyse nasıl aşılacak? İşte cevabı:

“Yapısal anlamda, 22 Haziran’dan itibaren bazı taşlar yerine oturmaya başlayacak.”

Bugüne kadar parti kuruluşu çok gördük ama, Türkiye Partisi gibi tuhaf arayışı hiç görmemiştik

Gelişmeyi dün bu sütunlardan aktardık… Türkiye Partisi’nin teşkilatlanmasını gerçekleştirmek üzere Genel Başkan Yardımcısı Murat Özyolcu ile kurucular Yasemin Öney Cankurtaran, Murat Akdeniz ve Ali Rıza Buyan dün Bursa’ya geldiler.

Biz de…

Basın toplantısı davetlerine uyup dün sabah eski Dilmen, yeni Gönlüferah Otel’e gittik.

Toplantı saati 09.30 olarak açıklanmıştı. Bu saatten önce salona girdiğimizde birkaç gazeteci arkadaşımız ile değişik yerlerde oturan 20-25 kişi vardı.

Aralarında…

Diş Hekimi Gürkan Kaya’yı tanıdık. Fakat, davetin sahipleri olan Genel Merkez ekibi yoktu.

Dahası…

Parti teşkilatı oluşmadığı için, toplantının evsahibi olabilecek kimse de ortada yoktu.

Özyolcu ve üç arkadaşı saat 10.00 civarı geldiler ve 4 kişi bir masaya oturdular. Tam karşılarındaki masada gazeteciler vardı. Çevredeki masada ise partiyle ilgilenen kişiler yer alıyordu.

Bursalı kurucu ve MKYK Üyesi Prof. Dr. Volkan Akyol ile MKYK üyesi Dr. Şerif Birinç’in olmaması ilk dikkat çekendi.

••••••••••

Açıkça söylemek gerekirse…

Dün sabah toplantı salonunda organizasyon açısından son derece beceriksiz bir tablo vardı.

Abdüllatif Şener, kitlelerin beklentisini karşılamak amacıyla büyük hedefler için yola çıkıp parti kurmuş olabilir.

Gelin görün ki…

Şener’in dün Bursa medyasının karşısına çıkan kadrosu o hedeflere yürüyebilecek ve beklentileri karşılayabilecek özelliklerden çok uzak görüntü verdi.

Bir kere…

Genel Başkan Yardımcısı Murat Özyolcu henüz Türkiye Partisi adına alışamamış. Konuşmalarında zaman zaman dili sürçüyor ve milletvekili olduğu AK Parti adını telaffuz ediyor.

Ayrıca…

Genel başkan yardımcısı olarak siyasi tahlilleri ve söylemleri onu ilk kez izleyenleri etkilemekten çok uzak. Yani söylemler de henüz oturmamış.

İkincisi…

“Türkiye Partisi’nin Bursalı MKYK üyeleri neden yok?” sorusuna Yasemin Öney Cankurtaran’ın verdiği cevapta “Tarafsız olmak için biz geldik, onlar başka illere gitti” sözü ayrı bir tartışma konusu.

Daha kurulmamış bir partide taraf ya da tarafsızlık nasıl olabilir, anlayamadık. Neyin tarafsızlığı?

Hem sonra…

Bursa’da birilerine il başkanlığı, ilçe başkanlığı, il ya da ilçe yönetim kurulu üyeliği önerilecekse, Bursa’yı ve yapısını bilenler bu görüşmeleri yapmalı.

Tarafsız olmak adına Bursa’yı hiç bilmeyen, kimseyi tanımayan genel merkez ekibinin gelip burada teşkilat oluşturmaya çalışmasını çözemedik.

Kaldı ki…

El yordamıyla ve kimseyi tanımadan kurulan teşkilatlarla parti yürümez.

Ayrıca…

Bu ekibin, başta Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ile Esnaf Odaları Birliği olmak üzere sivil toplum örgütlerini ziyaret edip “Bize kimi önerirsiniz?” diye sormasını da yadırgadık.

Bugüne kadar pek çok partinin kuruluş sürecini izledik. Fakat Türkiye Partisi gibi bir yol izleyeni hiç görmedik.

••••••••••

Dünkü toplantıdan yalnızca şu mesajı çıkardık:

Türkiye Partisi söylemini AK Parti’nin yolsuzlukları üzerine kurmuş.

Anlaşılan, toplumda oluşan Abdüllatif Şener imajını böyle değerlendirmek istiyorlar.

İddialarının etkisini ve şiddetini ise zaman gösterecek.

Güzelyalı sahili sahipsiz mi kaldı?

Resmi adı Güzelyalı. Ama, eski adı Burgaz daha çok yakışıyor. Bursa’ya en yakın sahil olan bu güzel beldede şu sıralar sorunlar var.

Üstelik…

Sorunlar Güzelyalı Belediyesi’nin kapatılıp Mudanya’ya bağlanmasından sonra başladı.

Örneğin…

Adının açıklanmasını istemeyen emekli okurumuz gönderdiği elektronik postada, pazar günü yaşanan kano faciasını anlatırken şöyle diyor:

“…Can yeleği bile taktırmadan kano ve deniz bisikleti kiralanmasını denetleyen kimse yok. Oysa bu tür işletmelerin motorlu bir bot ve cankurtaran bile bulundurmaları gerekir.”

Şu satırlar da çok ilginç:

“Deniz kenarına derme çatma tahtalarla yapılan kulübe ve barakalarda yiyecekler satılıyor. Dün gördüm ki, sahile konan büyük bir plastik kabinin camında ‘Çay verilir’ yazıyor. İnanılacak gibi değil…”

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Olay Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. 17-06-2009


İlk yorum yapan olun

Yorum Yazın