Üniversitede yönetim devrimine ilk adım

Üniversitelerde rektör atamaları her dönem kamuoyunun ilgisini çeken ve çok tartışılan konular arasında yer aldı.


Üstelik…

Her dönem, atamayı yapan cumhurbaşkanlarıyla atanan rektörler arasında bağlar kuruldu, yakıştırmalar yapıldı.

Aynı durum bu dönem de yaşandı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün bazı tercihlerine itirazlar geldi, yer yer iddialar

ile ortaya atıldı. Tartışmalar büyüyünce de Gül, rektör atamalarını cumhurbaşkanının yapmaması gerektiğini söyledi.

İşte…

Üniversitelere yeni bir yönetim modelinin yolu böylece açıldı. Cumhurbaşkanının önerisiyle, rektör atamalarına ilişkin

yeni bir üniversite yasası için harekete geçildi.

Bu doğrultuda…

Türkiye’de yeni model için ilk adım Bursa’dan atılıyor. O adımı, sohbetimiz sırasında Uludağ Üniversitesi

Rektörü Prof. Dr. Mete Cengiz’den dinledik.

“Yeni bir yasa için çalışmalar başladı. Uludağ Üniversitesi olarak biz bu yasa çıkmadan hazır olmak

istiyoruz” diyen Rektör Cengiz’in kafasında, Amerikan üniversitelerini andıran bir uygulama var.

Örneğin…

Üniversite bünyesinde bir yönetim kurulu düşünüyor. Akademisyenlerin de yer alacağı bu yönetim, Bursa’da

yaşayan çeşitli meslek gruplarından oluşacak.

Kurul öncelikle üniversite-kent bütünlüğünü sağlamak üzere projeler üretecek.

En önemlisi…

Amerikan sisteminde olduğu gibi, bu kurul ileride rektör adayları başvurularını inceleyip rektörü bile seçme

yetkisine sahip olacak.

Büyük Önder ve emaneti…

10 gün once 29 Ekim’di ve cumhuriyetimizin kuruluşunun 85. yıldönümünü kutladık. Bugün 10 Kasım ve

cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü ölümünün 70. yılında anıyoruz.

Üstelik…

Ölümünün 70. yılında, bir film hikayesinden yola çıkarak Atatürk’ün yaşamı çevresinde bazı tartışmalara tanık

oluyoruz.

Tüm dünya biliyor ki Atatürk gerçek bir askerî deha, mükemmel bir diplomat, ileri görüşlü bir liderdi. Savaştan yeni

çıkmış yorgun ve yoksul bir millete millet olma benliğini aşılarken de, çağdaş devrimlere imza atarken de her adımını bilerek ve planlayarak attı.

Bugün bağımsız yaşamımızı sürdürdüğümüz Türkiye Cumhuriyeti onun en büyük eseri ve en önemli emaneti.

Bizlere ve gelecek kuşaklara düşen görev, Atatürk’ün emanetini korumak ve dünya döndükçe yaşatmak.

Büyük Önder’in temellerini attığı, hedef gösterdiği çağdaş çizgiyi sürdürmekle yükümlüyüz.

Onun için…

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un şu cümlesinin altını özenle çiziyoruz:

“Büyük ölülere matem gerekmez, fikirlerine sadakat gerekir.”

Kongreyi etkileyen stratejiler ve siyasi konuşma yapmanın zorlukları

Kongre anılarımızda Tayyare Sineması’nın çok özel bir yeri var.

Çünkü…

Tayyare Sineması bu kente çok uzun yıllar kongre merkezi olarak da hizmet etti. Büyük kongreler için Atatürk

Spor Salonu elbette en uygunu ama, Tayyare’nin yeri dolmadı.

Daha doğrusu, düğün salonlarındaki kongreler Tayyare Sineması’nın yerini tutmadı.

Son iki yıldır ise Buttim’deki konferans salonunun Tayyare Sineması’nın yerini aldığını görüyoruz.

Siyasi partiler için Buttim’de kongre yapmak daha kolay. İzleyenler için de Buttim otoparkı, geniş fuayesi, oturma

grupları, salonu ve ses düzeniyle büyük rahatlık.

Nitekim…

Adalet ve Kalkınma Partisi Osmangazi İlçe kongresinde dün Buttim farkını bir kez daha yaşadık. AK Parti

Osmangazi yönetimi de salonun özelliklerinden yararlanarak kongreyi çok daha farklı hâle getirdi.

Özellikle ikramlar göz doldurucuydu. Kuru pastadan meşrubata, ceviz doldurulmuş hurmadan tek paketlenmiş

kestane şekerine, belediye yayınlarından Türk kahvesine kadar her şey vardı.

Kongreden çok, yıldönümü kutlaması gibi hazırlanılmıştı.

İki listenin yol açtığı heyecanın da katkısıyla kongreye ilgi artıp salon dolunca ortaya siyaseten çok güzel bir tablo

çıktı. Fakat, böylesine güzel tabloları uzun konuşmalar bozuyor. Dün de öyle oldu.

Bursa’dan sorumlu koordinatör milletvekili Kırklareli Milletvekili Ahmet Gökhan ile Grup Başkanvekili

Bekir Bozdağ’ın uzun ve gereksiz konuşmaları ilgiyi dağıttı.

Hele…

Bozdağ’ın siyasi bilgilerinin çoğunun yanlış olması, siyasi olayların çoğunu yanlış anımsaması bir yana,

muhalefet partilerini “kullanma süreleri geçmiş” olarak tanımlaması gariplikti. Bu sözler bir muhalefet partisi

sözcüsü tarafından iktidar partisi için kullanılır.

Tahsin Kara’ya karşı aday olan Necip Dursun’un seçim stratejisi de yanlıştı.

Salona girdiğimiz andan itibaren konuştuğumuz Dursun’un kurmayları, Kara’nın yönetiminden 24 kişiyi listesine

almadığını, 6 kişi ile yola devam edeceğini anlatıp, “Listeye almadığı arkadaşları sonucu belirler” diyorlardı.

Aynısını Dursun da kürsüden tekrarladı. Liste açıklandığında Kara’nın tepki göreceğini belirtip vefa vurgusu yaptı.

Rakip listeden geleceklere kucak açtı.

Umudunu buna bağlaması ciddi yanlıştı.

Nitekim…

Tahsin Kara’nın listesi açıklandığında, yönetiminin yarısını koruduğu görüldü. Listede olmayanların büyük

bölümünün de belediye ya da il genel meclisi adaylığı düşündüğü anlaşıldı.

O anda da zaten sonuç belli oldu.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Olay Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. 10-11-2008


İlk yorum yapan olun

Yorum Yazın