Eğri oturalım, doğru konuşalım… Terör örgütünün milletvekili kaçırmaya kadar iyi vardırması çok önemli bir sonuç olarak önümüzde duruyor.
Daha doğrusu…
Bundan sonraki sürece ilişkin neler olabileceğinin de bir anlamda işaret fişeğini oluşturuyor.
Çünkü…
Güneyde sınır boyunda iki ayrı yerde kalkışma ve bayrak çekme amaçlı iki saldırının ardından, böyle bir şeye cesaret etmiş olması bile önemli.
Denilebilir ki…
“Terör örgütü daha önce de asker kaçırıyordu, memur kaçırıyordu, kaymakam bile kaçırdı.”
Doğrudur…
Terör örgütü, köylülerle ve yerel siyasetçilerle başladığı adam kaçırma işini son yıllarda son yıllarda devlet otoritesini temsil eden makamlara kadar vardırdı.
Şimdi ise…
Milletin iradesinin temsilcisi dağa kaçırılıyor.
Askerliğimizi o bölgede yaptığımız, hatta zaman zaman devriye göreviyle araziye çıktığımız için o dağları az çok biliyoruz. Hiçbir şey buralardan görüldüğü kadar kolay değil. Her yer mağaralarla dolu.
O bakımdan…
Arazi saklanma ve gözükmeme fırsatı tanıyor.
Fakat…
CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün kaçırıldığı yer belli. Oradaki arazi koşulları ne olursa olsun, kaçırılan milletvekili anında bulunabilmeliydi.
Kim hangi spekülatif yorumu yaparsa yapsın, milli iradenin temsilcisi olan bir milletvekili terör örgütü tarafından kaçırılamamalı.
Hatta…
Böyle bir şeye teşebbüs bile edilememeli. Olduğunda ise anında müdahale ile milletin temsilcisi terör örgütünün elinde dakika bile kalmamalı.
Bu iş gerçekten çok vahim.
