18 gün sonra yapılacak seçimin bugüne kadarki seçimlerden çok farklı bir özelliği ortaya çıktı: En sessiz seçim.
Nitekim…
Gözlemimizi zaman zaman bu sütunlarda paylaşıyoruz. Geçmiş seçimlerde iki ay kala siyasetin temposu artmış, tansiyonu yükselmiş olurdu.
Oysa…
18 gün kalmasına karşın büyük bir sessizlik var. Nereye gitsek, kiminle konuşsak hep aynı gözlem sonucu ortaya çıkıyor: Seçmen tepki vermiyor.
Üstelik…
Öyle bir isteksizlik ve ilgisizlik yansıyor ki, seçime sanki 23 gün değil de bir yıl varmış gibi bir hava doğuyor.
Seçmen tepki vermediği, heyecanını göstermediği için de siyasetçi havaya giremiyor.
Bunun iki nedeni olabilir:
Birincisi…
Seçmen kararını vermiş olabilir ve bu nedenle çevresinde olan bitene ya da siyasetin günlük performansına ilgi göstermiyor olabilir.
İkincisi…
Seçmen kararını yine vermiş olabilir, ama kafasında bazı kaygılar oluştuğu için ilgisizmiş gibi davranıyor olabilir.
Böyle olunca…
Sanki kamuoyu araştırmaları seçimin sonucunu tayin etmiş gibi bir algı da ortaya çıkıyor.
Aslında…
Seçime sayılı gün kalmasına karşın toplumun günlük yaşamını olağan şekilde sürdürmesi çok da kötü bir şey değil. Hatta, doğru olanı da bu.
Ama…
Bizim gibi duygularını belli eden toplumlarda ortamın aniden sessizleşmesi daha farklı beklentileri, örneğin fırtına öncesi sessizlik gibi yorumları da beraberinde getiriyor.
Bu seçimin süreci gerçekten çok ilginç oldu. 18 gün sonra sonucu nasıl olacak, onu da bekleyip göreceğiz.
