Ulucami… 1399 yılında Sultan Yıldırım Bayezid tarafından yaptırıldı. Bursa’nın en eski ve en görkemli camisi olarak ayakta. İslam aleminin beşinci makamı kabul edildiği için, görkemli yapısı yanında manevi özelliği var.
Nitekim…
Bursa’ya gelen yerli yabancı turistler Ulucami’yi gezmeden ayrılmıyorlar. Bursalılar da vakit namazları yanında bayram sabahları ve kandil geceleri namazlarını Ulucami’de kılmaya özen gösteriyorlar. Ramazan geceleri de en kalabalık teravih namazları Ulucami’de kılınıyor.
Bütün bunlar…
Ulucami’nin yüzyıllardır ayakta kalan ihtişamı, sahip olduğu kutsal hazineleri ve makamdan kaynaklanan saygıyla kent tercihi olarak yansıyor.
Yanı sıra, Ulucami’nin pek bilinmeyen teknoloji sırları var.
O sır da…
Hacı Abdülaziz oğlu Mehmed isminde bir sanatkarın sert ceviz ağacından, çivi ve yapıştırma malzemesi kullanmadan geometrik parçaları birbirine geçirerek yaptığı minberinde saklı.
Özelliği de şu:
1402 yılında yapılan bu minber tümüyle kainatı sembolize ediyor.
Üstelik…
Galileo’nun “dünyanın yuvarlak olduğunu ve güneşin etrafında döndüğünü” 1600’lü yılların başında söylediği göz önüne alınırsa, ondan 200 yıl önce güneş siteminin Ulucami minberine ahşap olarak işlenmesi daha da anlam kazanıyor.
Dikkat çekici olan da şu:
Güneş ve sistemi oluşturan Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün, Pluto gezegenleri yörünge hareketleriyle birlikte, güneşe uzaklıkları ve büyüklük karşılaştırmalarıyla minberin sol tarafındaki ahşapta yer alıyorlar.
Bu da…
Dünyanın yuvarlaklığının daha tartışılmadığı asırda, güneş sisteminin Bursa Ulucami minberine işlenmesini daha özel kılıyor.
Açıkçası…
Hacı Abdülaziz oğlu Mehmed Usta bu büyük uzay teknolojisi sırrına nasıl ulaştı bilinmez, ama Ulucami’yi çok özel ve gizemli kılıyor.
Ne yazık ki, bu muhteşem özellik pek bilinmiyor.
