

Aslında… Sürecin sertleşeceğinin mesajı çarşamba akşamı sürpriz şekilde gerçekleşen hükümette mini revizyon ile ortaya çıkmıştı.
Önceki gece de…
Devleti FETÖ’cü yapıdan arındırma operasyonu kapsamında yayınlanan kanun hükmünde kararname ile 53 bin civarındaki kamu çalışanının devletle ilişikleri kesildi ve en büyük devletten tasfiye yaşandı.
Resmi Gazete’de yayınlanan listelerden çıkan tablolara göre, bu tasfiye operasyonu Bursa’yı da çok etkiledi.
Çünkü…
Bursa’da 2 bin civarı kamu çalışanının ilişikleri kesildi ve bir daha kamuda görev almalarının önü kapandı. Doğal olarak, özlük hakları da kayboldu.
Tabloda…
İlk sırada 1.117 kişiyle eğitim yer alıyor. Bir anlamda, ihraçların yarıdan fazlasını öğretmenlerin oluşturuyor. 56 kişiyle sağlık ikinci sırada. Onu 35 kişiyle Diyanet izliyor.
Uludağ Üniversitesi’nden 12, Bursa Teknik Üniversitesi’nden 4 kişinin devletle ilişkileri kesiliyor. Diğer kurumların toplamı da 100 civarında.
Dikkat çekici olan nokta şu:
Devletle ilişkilerinin kesildiği açıklanan ve yaklaşık 53 bin memurdan oluşan liste, kanun hükmünde kararnamenin ekinde yer alıyor.
Bu da…
Hukukçuların görüşüne göre mahkemeye itirazı ortadan kaldırıyor. Çünkü, olağanüstü hal uygulamalarına ilişkin kararların mahkemeye itirazları yolu Anayasa’nın 148. maddesi gereği kapalı. İtiraz edilebilecek bir tek yer Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi olarak görülüyor.
Rakam büyük, konu kritik.
Çünkü…
Hiç soruşturma geçirmemiş, açığa da alınmamış isimler de yayınlanan listeyle birlikte memuriyetten ihraç edildiler.
O bakımdan…
Bir yanlışlık kurbanı olma olasılığı yüksek kişiler var. Yani ihraç edilenlerin tümü için FETÖ’cü diyebilmek çok da kolay değil.
Nitekim…
Konunun takipçiliğini üstlenen Kamu-Sen İl Temsilcisi Selçuk Türkoğlu da böyle düşünüyor:
“Araştırmadan, soruşturmadan, savunma hakkı kullandırılmadan, hatta ifadeleri dahi alınmadan bu denli geniş kapsamlı ihraç pek çok yaşın yanında kurunun da yanmasına yol açar.”
Açığa alınmadan ihraç edilenlerin ciddi bir travma yaşadıklarını da kaydeden Türkoğlu dün sohbet ederken kaygılarını şöyle dile getirdi:
“İdam mahkumuna bile son arzusu sorulurken, neden atıldığını bilmeyen çok sayıda memur var. Üstelik, muhataplarını da bilmiyorlar. Bilmedikleri için de kimseye soramıyorlar.”
Kaygısı şu:
“Böylesine geniş kapsamlı bir ihraç, kamuda da travmaya ve gelecek kaygısına yol açar.”