Hep birlikte izledik… Meral Akşener farklı bir kurultay stratejisi izledi.
Örneğin…
Bursa’ya gelişinde 47’si seçilmiş, 4’ü doğal 51 üst kurul delegesiyle toplantı salonunda buluşmak yerine Atatürk Spor Salonu’nda miting gibi toplantı yapıp halkla buluşmayı tercih etti.
Böylece…
MHP’deki değişim isteğini parti içi konu olmaktan çıkarıp kamuoyuna yaydı ve halkı da sürecin içine kattı.
Başarılı da oldu.
Gittiği her yerde bir partinin genel başkan adayı gibi karşılamanın çok ötesine geçen ilgi gördü. Bu özel strateji Devlet Bahçeli ve yönetimini rahatsız etti, ama MHP’yi de en çok konuşulan parti konumuna getirdi.
Görüntü şu:
Bugün, MHP’li olmayanlar dahil Meral Akşener’in gelmekte olduğunu konuşuyorlar. Adına siyasi rüzgâr denilen de bu. Akşener o rüzgârı yakaladı.
Elbette kurultay toplanmadan delegenin iradesi konuşulmaz, ama Meral Akşener’in bu yarışın favorisi olduğu gözle görülüyor.
Kuşku yok ki…
İşin bu noktaya gelmesinde MHP Genel Merkezi’nin izlediği politika da etkili. Kontrolündeki konuyu, “mahkemeye gidin, karar alın” diyerek, kontrolü dışına itti.
Diğer adayların durumları da ilginç.
15 Mayıs’ta yapılamayan kurultay buluşması sonrasında diğer adaylar rakip gördükleri için Akşener’e yönelik eleştiriler yapmışlardı. Görünen o ki Meral Akşener artık diğer adayların da güvencesi.
Çünkü…
Bahçeli devam ederse, bu kurultayda adı geçenlerin hiçbirine siyaseten yaşam şansı kalmaz. Onların varlıklarını sürdürebilmeleri Akşener’in seçilmesine bağlı. Onun için artık eleştirmiyorlar.
