Pazar akşamı televizyon ekranından Ankara’da 5 ay içinde gerçekleşen üçüncü terör saldırısıyla ilgili gelişmeleri milyonlarca kişi gibi içimiz yanarak izlerken şunu düşündük:
Örgüt adı ne olursa olsun ve kim destekliyorsa desteklesin Türkiye’yi hedef alan terör yeni bir aşamaya geçti. Türkiye’nin kalbi ve başkenti olan Ankara’nın kalbi sayılabilecek noktalarda katliamlara yönelmelerinin başka anlamı yok.
Bu noktada…
Batı dünyasının da artık daha samimi olması gerekiyor. Avrupa’da terör saldırısı olduğunda hemen kol kola yürüyenler, Türkiye’deki bu acımasız saldırıları uzaktan “tüh tüh, vah vah” diyerek izliyorlar.
Nitekim…
Ankara’da yaşayan İngiliz müzisyen James Taylor bizler adına Batı’ya seslenirken aynı zamanda dürüst olun çağrısı da yapıyor:
“Londra, New York, Paris’teki terör saldırılarına bakıp, kurbanların acılarını hissetmek ve üzülmek kolay. O zaman neden Ankara için de aynısı olmuyor? Charlie oldunuz. Paris oldunuz. Ankara olacak mısınız?”
Altına imza atacağımız çağrıysa, İspanya’da hepimizi başarıyla temsil eden Barcelonalı Arda Turan’dan geldi:
Bütün dünyaya sesleniyorum. Bu sadece bizim problemimiz değil; senin, benim, hepimizin. Teröre karşı tek vücut olma zamanı.
Biz bu dünya üzerinde toprağa düşen her can için gözyaşı döktük. Acılar sizin coğrafyanızı sardığı zaman sizlerle beraber üzüldük. Şimdi o övündüğünüz medeniyetin gereğini yapın ve ayağa kalkın.
Çünkü insanın değerini belirleyen, yaşadığı coğrafya değildir.
Biz sizin acılarınızda elimizi uzattık, beraber ağladık. Şimdi benim ülkemde hiç bilmediğiniz evlerde; anneler, babalar, kardeşler, eşler ağlıyor. Tepkinizi şimdi gösterin.
Terör saldırısıyla yanan yüreğimiz, futboluna hayran olduğumuz Arda’nın haykırış gibi çağrısıyla da titredi.
