Gerçi… Kadını siyasetin kartonpiyeri ya da tamamlayıcı süsü olmaktan çıkarıp aslî unsuru haline getirmek için hemen her parti ciddi adımlar atmaya çalışıyor, ama yine de gerçek olan bir durum var:
Siyasette erkek egemenliği sürüyor.
Bununla birlikte…
Kadınlar partilere göre farklı ve aynı oranda spesifik sorunlarla karşılaşıyorlar.
Örneğin…
Erkek egemen siyasetin genel işleyişi içinde pek farkına varılmayan bir duruma, geçen gün sohbetimiz sırasında Nermin Kübra Güner dikkat çekti.
Yıllardır…
AK Parti’nin kadın kolları kademelerinde siyaset yapan ve şu sıralarda da AK Parti İl Kadın Kolları Başkanlığı için adı geçenler arasında bulunan Güner kendileri için sorun olan, fakat AK Parti dışından gözlemlenemeyen konuya şöyle dikkat çekti:
“Biz başörtülü siyasetçiler yıllarca başı açık arkadaşlarımızın seçilebilmeleri için çalıştık, mücadele verdik. Aday olmamıza engel teşkil eden başörtüsünü bu yolda bağ olmaktan Sayın Başbakanımız kurtardı.”
Gerçekten de…
Çok özel bir tespiti paylaşıyor Güner ve bu tespiti daha çok AK Parti gibi, Saadet gibi, hatta bir parça da olsa MHP gibi partilerde siyaset yapan kadınları daha çok ilgilendiriyor.
Son dönemde…
CHP içinde de türbanlı kadın siyasetçiler görülüyor ama sorun genel anlamda sağ geçmişli ve din söylemli partilerde daha çok yaşanıyor.
Güner’in sözlerinde saklı bir kırgınlık da var aslında. Aynı ortamda siyaset yapan iki kadından başı açık olanı dilediği yere aday olabilirken, başı örtülü ya da türbanlı olanın anayasal hakkını kullanamaması sıkıntılı bir durum.
İşte…
Kamuda baş örtüsü serbestisi gelmesi, kadın siyasetçilerin başındaki bağı kaldıran en önemli unsur.
O bakımdan…
Konuyu polemik olarak görüp tartışmak yerine “kendisi örtüsü nedeniyle aday olamazken başı açık arkadaşı için çalışmakla yetinen kadınlar” açısından ele alıp değerlendirmek daha doğru olur.
Sonuçta…
Siyasetin eşit koşullarda yapılması ana ilke. İlk anda akla gelmeyen böyle bir eşitliğin sağlanması, kadın siyasetçiler için çok önemli bir aşama gerçekten de.
