Toplumun gelişimine paralel olarak yaşamdan beklentiler değişiyor. Buna paralel olarak şehir yaşamından beklentilerde de çok önemli değişimler var.
Nitekim…
Yakın zaman öncesine kadar belediyecilik için en önemli hedef olan yol, asfalt, kaldırım, su gibi işler günümüzde belediyelerin zaten yapmaları gereken günlük işler kapsamında ele alınıyor.
Son dönemde…
Çevre, temiz hava gibi değerler öne çıktı. Ulaşım büyük kentler için zaten vazgeçilmez bir sorun.
Bununla birlikte…
Belediyeler son yıllarda kültür-sanat etkinliklerine daha fazla yer veriyorlar. Bu da, büyük şehirde yaşayanlara günlük problemler arasında moral motivasyon etkisi yapıyor.
Dahası…
Kültür-sanat etkinliklerinin de yetersiz kaldığı bir sürece giriyoruz.
Nitekim…
Uludağ Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Çüçen, günlük yaşam içinde artık proje haline gelen önemli bir aşamaya dikkat çekti: Düşünen şehirler.
Bunu da…
“Mutlu insanlarla huzurlu bir şehir” noktasından yola çıkarak yaptı:
“Mutlu ve huzurlu bir yaşam için önce ekonomik koşulların iyi olması gerekir. Şehre gelen ve tutunmayı başarıp şehir yaşamını öğrenenler yavaş yavaş ekonomik yaşamın ötesinde, insanca yaşam için başka şeylerin de olması gerektiğini düşünür. Hatta, bunu talep eder.”
Adını da koydu:
“Bu talep sanat olabilir, kültürel etkinlik olabilir, sinema olabilir, tiyatro olabilir. Fakat yaşamdan beklenti gittikçe bunların da ötesine geçer.”
Sözü şuraya bağladı:
“İşte tam da bu noktada felsefe devreye girer. Felsefenin şehre katkısı, orada yaşayanların daha üst düzeyde düşünsel faaliyetlerle ülke ya da siyaset sorunlarını düşünüp uğraşmasını ve görüş bildirmesini sağlamak olabilir.”
Şu nokta önemli:
“İnsan bir konuda düşünce üretebilirse mutlu olabilir. Düşünmeyen insan nasıl mutlu olacak? Mutluluk bir hazdır ve bunu hissetmek gerekir.”
Yaklaşımı şu:
“21. yüzyılda şehirler artık sadece fiziksel yaşam alanları değil. Apartman dairesinde yaşayacaksınız, sabah yataktan kalkıp işe giderken yol, kaldırım gibi sorunlar karşınıza çıkacak. Şehirde yaşayan insan artık bunların ötesinde kendini hissetmek ve mutlu olmak istiyor.”
Monoton işin ötesine geçebilmenin yolunu “Yaşamını renklendirmek isteyen insanların oluşturduğu şehirler artık düşünen şehir durumunda” diyerek gösterdi ve ekledi:
“Aslında bu, aynı zamanda uygarlığın da ölçüsü.”
Devam etti:
“Bilgi toplumu düşünen, sorgulayan ve yanıt arayan insanlar istiyor. Bunun tek yolu da bilgiyle tanışmak, hesaplaşmak ve yorumlamak.”
Bunu söylerken…
“Şehirler artık çok büyük. Gelişmiş bölgeleri var, az gelişmiş bölgeleri var” anımsatması yaptı ve yorumunu ortaya koydu:
“Şehirde yaşamak aynı zamanda kültürleşmektir. Bir çok şehrimiz kültür şehrinden sonra düşünen ve sorgulayan insanların bulunduğu yaşam biçimine gidiyor.”
Kriteri de söyledi:
“Bu yolda ilerlerken de demokrasi kültürü gerekiyor.”
–Şehir ve felsefe nasıl buluştu?–
Uludağ Felsefe Derneği’nin de başkanı olan Prof. Dr. Abdülkadir Çüçen, şehir ve felsefenin buluşmasını açıklarken, “Felsefe şehrin bir ürünüdür, şehirle ortaya çıkar” dedi ve şunu söyledi:
“Bugüne kadar Türkiye’de şehirleşme yeniydi ve çocukluk aşamasındaydı. Ama artık metropoller oluştu. Büyük şehirlerde insanlar kaybolup yalnızlaşabiliyor. Ekonomik bakış yetersiz kalınca, büyüyen şehir felsefeyi de gerekli kılıyor.”
Çıkış yolunu gösterdi:
“Sadece müzik, sinema, tiyatro yetmez, daha üst düzeyde düşünme alanları da gerekli.”
