AK Parti’nin genel başkan yardımcıları arasında, üstlendiği Siyasi İşler Başkanlığı görevi nedeniyle 1 Numara pozisyonunda olan Mehmet Ali Şahin’e önümüzdeki siyasi süreci sorduk.
Özellikle de…
Cumhurbaşkanlığı seçiminin neden çok önemli hale geldiği sorusuna cevap aradık.
Önce…
“İlk kez 2014’te yeni cumhurbaşkanı halkın oylarıyla seçilecek. Bu Türkiye’de yeni bir adımdır ve yeni bir başlangıçtır” dedi.
Sonra da…
O yeni adımın neden yeni bir başlangıç olduğunu anlatırken, “halkın oylarıyla seçilmiş cumhurbaşkanı yanında, yine halkın oylarıyla seçilmiş başbakan” olacağına dikkat çekti ve bu nedenle TBMM Uzlaşma Komisyonu’nda başkanlık sistemi önerdiklerini söyledi.
Nedenini ise şöyle açıkladı:
“Bunun özü şu: Cumhurbaşkanlığı göreviyle başbakanlık görevi aynı kişide birleşsin. Başkanlık sistemi budur.”
Diğer partilerin bu öneriyi reddettiklerini anımsattıktan sonra yasaya göre cumhurbaşkanını en az 20 milletvekilinin önermesi gerektiğine dikkat çekip şunu vurguladı:
“Seçimlerde göreceksiniz… Siyasi partilerin cumhurbaşkanı adayları olacak ve bu adaylardan biri kazanacak.”
Bu noktada…
Başkanlık sistemi önerisinin de temelini oluşturan yaklaşımı açıkladı:
“Cumhurbaşkanı seçildikten sonra o kişinin hiçbir siyasi görüş ve partiyle ilgisi olmadığını söyleyebilir misiniz? Söyleyemezsiniz.”
Muhalefet partilerine gönderme yaptı:
“Türkiye artık partili başkanlık sistemine, en azından yarı başkanlık sistemine geçmek zorunda. Ama diğer partiler karşı çıkıyor. Çünkü kendi adaylarının seçileceğini görmüyorlar, inanmıyorlar. Görebilseler başkanlık sitemine geçelim diyecekler.”
Olası bir gelişmeye karşı kaygı ortaya koydu:
“Halkın seçtiği iki kişi… Biri cumhurbaşkanı, biri başbakan. İkisi de halka dayanıyor. İleride, halkın seçtiği cumhurbaşkanıyla halkın seçtiği başbakan arasında sorunlar çıkabilir.”
Düşüncesi şu:
“Samimi olalım… Türkiye artık başkanlık sistemine geçmenin eşiğine geldi ve bundan kaçış yok. Siyasi nedenlerle kaçamazsınız.”
Üstüne basa basa şunu söyledi:
“Bu millet eninde sonunda başkanlık sistemine geçecek yolu açar. Biz bunu görüyoruz.”
Yol haritasını da gösterdi:
“Önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçiminden itibaren Türkiye yeni sürece giriyor. Gereği neyse yapmak zorundayız.”
Yapılması gerekeni de tarif etti:
“Tek başımıza anayasayı değiştirmeye gücümüz yetmiyor. 325 milletvekilimiz var, fakat 330 milletvekili olmadan anayasa değişikliği teşebbüsünde bile bulunamıyorsunuz. Bulunsanız Meclis’ten geçiremezsiniz. Yeni sivil anayasayı, çağdaş anayasayı yürürlüğe koymak zorundayız.”
Şunu da ekledi:
“Bundan vazgeçmedik. Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu biliyoruz ve bunu kazandırmaya kararlıyız.”
