Türkiye’nin gündeminde 27 Mayıs’tan bu yana Taksim Gezi Parkı var. Çevreci kaygıyla başlayan, toplumsal duyarlılık hareketiyle tüm yurda yayılan, kimi yerlerde şiddete dönüşen gösteriler aktifliğini kaybetti.
Şimdilerde…
Yine Taksim’den başlayan duran adam gibi kreatif eylemler görülüyor. Önümüzdeki süreçte çeşitlilik kazanması mümkün olan bu tür eylemler topluma tavır gösterme gibi bir gelenek de kazandırıyor.
Doğal olarak…
Olaylar nedeniyle gündemin tamamı Gezi Parkı’ndan oluştu. Üstelik yalnızca bizim ülke gündemimiz değil, Avrupa ve Amerika, hatta dünya gündemini de bir süre meşgul ettik.
Gerçi…
Gezi Parkı duyarlılığının ötesindeki kaygılar nedeniyle kimi gruplar bazı yerlerde polisle çatışmaya devam ediyorlar ama toplumsal tansiyonun düştüğü de bir gerçek.
Nitekim…
Ortamın sakinleşmesi, doğal gündeme geri dönülmesini getirdi.
Bunun sinyali de TBMM’de milletvekili kavgalarının başlamasıyla geldi.
Ardından…
Siyasetin normalleştiğini gösteren adımların yeniden gündeme geldiğini görüyoruz.
Örneğin…
Akşam gazetesinde Çiğdem Toker’in Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’la yaptığı röportaj yayınlandı. O röportajda Arınç yeni gündeme ilişkin üç maddelik çok önemli bir harita çiziyor
Bir…
“Temmuz ayı başına gelindiğinde, Meclis tatile girdiğinde yine elde avuçta bir şey yoksa zannediyorum ki yine Meclis Başkanı yine o gün bir karar verecek.”
İki…
“Biz parti olarak tavrımızı ortaya koyuyoruz. Bugüne kadar uyduk, uyuyoruz. Bundan sonra, iki seneye yaklaşan bir süreç içerisinde mesafe alınamamışsa, Genel Başkanımızın söylediği gibi, diğer planlarımızı uygulamak için bize süre kalmasını isteriz.”
Üç…
“Genel Başkanımız, Meclis Başkanımıza ‘Biz bu işte artık yokuz. Buradan bir netice alamadık’ diyebilir.”
İlk anda…
Yeni bir siyasi restleşme gibi geliyor ama şu da bir gerçek ki, gündemi normalleştirme yollarının başında ortaya yeni bir hedef ve strateji koymak geliyor.
Arınç’ın çizdiği haritayı da bu gözle değerlendirmek gerekiyor.
Anlaşılan o ki…
Gezi Parkı gösterileri nedeniyle tempo kaybeden siyaset, yeni anayasa çalışmalarıyla yeni bir sürece giriyor. Arınç’ın açıklamalarından da, o sürecin başlangıç tarihinin temmuz başı olduğu anlaşılıyor.
