Bugüne kadar terörle mücadelede silahlı yöntemler uygulandı. Şimdi farklı bir süreçte farklı adımlar atılıyor.
Peki…
Ne oldu da farklı ve siyasi riski göze alarak atılan bu adımlar bir anda gündeme geldi?
Sorunun cevabını vermeden önce siyaset sosyoloğu bakışıyla Prof. Dr. Ali Yaşar Sarıbay şuna dikkat çekti:
“Ortadoğu’da olan bitenleri düşündüğünüzde, bugün atılan adımı da daha iyi anlarsınız.”
Sonra da şunu anımsattı:
“Gazeteci Hasan Cemal’in bir röportajı yayınlandı. O röportajda, terör örgütünün dağ başındaki lideri kendi açılarından gördükleri problemleri ve önerilerini 11 madde halinde sıraladı.”
Şunu vurguladı:
“Listenin birinci sırasında; Türkiye, Kuzey Irak, Suriye ve İran’daki Kürtlerin bir Arap Baharı şeklinde halk ayaklanmasına kalkışmalarını B planı olarak hayata geçirme kararı almalarını gösterdi.”
Bu sözlerden hareketle şu değerlendirmeyi yaptı:
“Böyle bir şeye ne Türkiye müsaade edebilir, ne de küresel kararlar alabilen büyük devletler onaylayabilir.”
Şunu söyledi
“Devlet bunu önlemekle yükümlü. Maazallah, bir iç savaş, oradan Ortadoğu savaşı, oradan da çıkacak bir Dünya Savaşı… Hedef bu.”
Şöyle devam etti:
“Saçma sapan bir B planı ama bu oylandı. Zaten o röportajda da dağdaki, B planını yürürlüğe koyacaklarını söylüyor.”
Bütün bunlardan çıkardığı sonuç ise şu:
“İşte bunun üzerine devlet devreye girdi. Silahların bırakılmasının asıl sebeplerinden biri bu. İşin şakası yok.”
Terörün, son 30 yılda Türkiye’nin enerjisini tükettiğini bir kez daha anımsattıktan sonra şunu da ekleme gereği duydu:
“Gelişmeler uluslararası çerçevede oluyor. Bilmediğimiz daha çok şey var.”
