Şu noktada herkes hemfikir… Türkiye’nin huzura ihtiyacı var. Güçlenip lider ülke olabilmesini sağlayacak huzurun gelebilmesi de iç ve dış barıştan geçiyor.
Nitekim…
Terörü sona erdirmek üzere İmralı görüşmeleri olarak adlandırılan süreç kamuoyunda genel kabul gördü, desteklendi.
Zaten…
Kimsenin barışa karşı olabilmesi de mümkün değil.
Özellikle…
İmralı’daki görüşme süreci için verilen karar siyaseten çok ciddi risk gerektiriyordu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan o riski göze aldı ve inandığı adımları attı.
Gelinen noktada…
Diyarbakır Meydanı’nda okunan Abdullah Öcalan’ın mesajı, beklentileri tam karşılamasa bile barış için umut verici.
Sonrasında atılan adımlar ise siyasetin önümüzdeki süreçte nasıl şekillenebileceği üzerine beyin jimnastiği yaptırıyor.
Bir kere…
Ortada bilinen bir gerçek var. Süreç başarıya ulaşır da, terör ortadan kalkarsa, bunun kararını vererek siyasi riski üstlenen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan siyaseten kazanan, dahası sürecin kahramanı olarak tarihe geçer.
Eğer…
Tersi olursa, yani süreç hedefi ıskalarsa bu kez de siyasi fatura ödemek durumunda kalır.
O nedenle…
Diyarbakır’dan yansıyan mesaj ve sonrasında yaşanacak gelişmeler, Erdoğan’ın yol haritasını belirleyecek olması bakımından önemli.
Bununla birlikte…
Sürecin öne çıkardığı bir de siyasi parti var: Barış ve Demokrasi Partisi. Kamuouyu bu partiyi kısaca BDP olarak tanıyor.
Düne kadar…
Baraj sorunu olduğu için bölgesel oylarla bağımsız seçilen milletvekilleri sayesinde Meclis’te varlık gösterebilen bir partiydi. Şimdi Erdoğan ve Ak Parti ile birlikte süreci belirleyen parti konumuna geldi.
Bundan sonrasında atacakları adımlar temsil ettikleri siyasi akımın da geleceğini belirleyecek.
Yeni süreçte…
Siyasetin bilinen aktörleri iki köklü partiden MHP başından beri karşı, net bir duruş sergiliyor.
CHP’nin durumu ise anlayabilme sorunları ortaya çıkarıyor. Başta açık kredi vererek sürece destek oldu, sonra çekince ortaya koydu ve krediyi kapattı.
Şu anda da milletvekillerine konuşma yasağı getirdiği için CHP yaklaşımı tam bilinemiyor.
Kısacası…
Toplumdaki barış isteği göz ardı edilecek gibi değil. O barışın sağlanabilmesi halinde Recep Tayyip Erdoğan’ın lideri olduğu AK Parti’nin karar vericiliğinin yanına, yeni dönemde BDP’nin belirleyiciliği eklenecek.
CHP ve MHP’nin yeniden kendilerini kabul ettirebilmeleri ise sürecin ilerleyen aşamalarında toplumun değişebilecek tepkisine bağlı.
Görünen o ki, siyaset daha çok değişecek.
–İsrail’in özür zamanlaması–
Haberi dünyaya Reuters Ajansı duyurdu. İsrail Başbakanı, Mayıs 2010’da yaşanan Mavi Marmara gemisi baskını nedeniyle Türkiye’den özür diledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın özür isteğine üç yıldır suskun kalan İsrail’in, Obama ziyareti bitiminde ve Diyarbakır’dan verilen mesajın ertesi günü özür dilemesi zamanlama açısından da anlamlı.
Erdoğan iki gün arayla iki istediğini de alıp başarıya ulaştı.
Yanı sıra, küresel güçlerin hiçbir gelişmeyi şansa bırakmadıkları bir kez daha anlaşıldı.
