Uludağ’ın kente doğru inen kuzey yamaçları yüzyıllar boyunca kestanenin vatanı olarak kabul edildi. O nedenle, yüzyıllardır ülkemizde kestane denilince akla Bursa gelir.
Hatta…
Böyle bir özellik, yani kestanenin anavatanı olma özelliği nedeniyle Osmanlı döneminde, yamaçlardaki kestanelikler hep vakıf statüsünde koruma altına alındı.
Ne var ki…
Son 30 yılda kestane iki büyük darbe yedi.
İlkinde…
Yamaçları sarıveren ve kestanenin en amansız düşmanı olan mürekkep hastalığı ağaçları kırdı. Tüm uğraşlara karşın hastalığın önüne bir türlü geçilemedi.
İkincisinde…
Yine son 30 yıl içindeki Bursa’nın amansız büyümesi çok hızlı gelip Ertuğrulgazi-Teleferik arasındaki yamaçlara dayandı ve bu da kestanelikleri ortadan kaldırdı.
Plansız ve kaçak yapılaşma çevreyi sararken, yeni çevre sakinlerinden kimileri değerini bilmedikleri aşılı kestane ağaçlarını kesip yakacak olarak kullandı.
Bunu da yerel yönetimler ciddiye almadıkları için engelleyemediler.
Böylece…
Bursa ile özdeşleşen kestane, ne yazık ki bu bölgede kalmadı. Bursa’da kestane şekeri üretimi yapan firmalar da, ürünlerinde kullandıkları kestaneyi alabilmek için Aydın ve Konya yollarına düştüler.
Buna karşın…
Yakın geçmişte iki kez yamaçları yeniden kestane ağaçlarıyla donatma projesi için harekete geçildi. İlkinde Erdem Saker’in Büyükşehir ve ikincisinde Ramazan Altunöz’ün Yıldırım belediye başkanlıkları döneminde ağaçlandırma kampanyaları düzenlendi.
Ama onlardan da arzulanan sonuç alınamadı.
Şimdi…
Yamaçları yeniden kestanelik haline getirecek çok geniş kapsamlı bir çalışmayı Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu başlatıyor.
100 bin kestane fidanı dikilmesi için direktif veren Eroğlu, böylece kaybolan bir ürünü geri getirerek Bursa’ya jest yapmak istiyor.
