Açılalı 20 gün oldu… Fakat, alışılmışın dışında farklı bir heykel çalışması olduğundan ziyaret edenler ilk bakışta anlamakta güçlük çektikleri için sert yorumlar yapabiliyorlar. O nedenle tartışmaları sürüyor.
Peki…
Stadyum Meydanı’nda Yüzen Taşlar Heykeli olarak açılışı yapılan bu eser ne anlatıyor? Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. Genel Müdürü Rıfat Bakan’la tartışmaların en yoğun olduğu süreçte heykelin sırlarını konuştuk.
Yola çıkış noktasını şöyle açıkladı:
“Biz taklit bir heykel istemedik. Bursa’ya ait olsun, özgün bir eser olsun, benzeri olmasın diye düşündük.”
Şu bilgiyi verdi:
“Sanatçı Christian Tobin bizim çalışmayı bitirdikten sonra Avustralya’ya gitti. Aynısını Sydney Meydanı’na dikecek. Sonra bir benzeri de Amerika’da Chicago’da olacak. Ama ilki Bursa’da.”
Şu konuda umutlu:
“Yabancı ülkelerden sırf bu heykeli görmek için gelenler olacağına inanıyorum. Bursa’nın tanıtımı için çok yararlı olacak.”
Heykelin öyküsü de ilginç…
Taşı, Ukrayna’da çıkan bazalt madeniymiş. Fakat heykelin tasarlandığı kadar büyük tabaka yokmuş. Bakan bu taşı Bursa’da bulabileceğini söylemiş ve madenci dostlarının yardımıyla Gemlik’te bazalttan daha iyisine ulaşmışlar.
Taşları Almanya’ya götürüp geri getirmek zor olduğu için de sanatçı Christian Tobin gelip 11 ay Ovaakça’da kurulan özel atölyede heykeli yapmış.
Bursa’da geçirdiği 11 aylık sürede kenti tanımış, bunu da eserine yansıtmış.
Örneğin…
Heykel çalışmasında Karagöz ve Hacivat olmamasına karşın, kentin figürü gördüğü için Tobin bu iki unsuru heykelinde giydirmeyle kullanmış.
“Karagöz ve Hacivat’ın vücutları, başları, yüzleri yok. Sadece gözler var ve karakterleri taşa işlendi” diyen Bakan, ziyaretçiler için şu ipucunu verdi:
“Hacivat eğitimli, munis, nüktedan biri. O nedenle suyu fışkırmıyor, iki yandan kanat gibi çıkıyor. Karagöz ise eğitimsiz, hırçın bir adam. O nedenle tepesinden sular fışkırıyor.”
Şu dikkat çekici:
“İki taş yalnızca birbirleri çevresinde dönmüyorlar, birbirlerine reverans da yapıyorlar. Bu da sohbet ediyorlar görüntüsü veriyor.”
Taşlar kesildiğinde üstleri parlakmış. Suyun akışı görülmeyeceği için çizgiler çekilmiş. O çizgilerin de anlamları var:
“Osmanlı mimarisinde 3 taş ve 3 tuğla gibi semboller var. Burada da ona atfen 3 kalın 3 ince çizgi var.”
Heykelin sırrı ise şu:
“Heykelde kriptolanmış yazı bulunuyor.”
Taş yüzeydeki Türkçe yazıları zaten herkes okuyup anlıyor. Ama, kriptolanmış yazı iki taşın arasına saklanmış bir cümle içeriyor. Her biri bir harfe karşılık gelen özel şekillerle o bölümde çözen için kışkırtıcı bir cümle yazıyor.
Sohbetimizde Kültür A. Ş. Genel Müdürü Rıfat Bakan bunları anlatırken şunu da ekledi:
“Dan Brown’ın satış rekorları kıran Kayıp Sembol romanını okuyanlar bu söylediğimi daha iyi anlayacaklardır. Şekillerin hepsinin gizli anlamı var.”
Teknik bir bilgi de paylaştı:
“Altlarındaki kaideler hariç Karagöz 8 ton, Hacivat ise 7 ton ağırlığında.”
Heykelin en büyük özelliği ise şu:
“Taşlar yalnızca suyun gücüyle dönüyor. Aralarında hiçbir bağlantı yok. Taşların yüzeyleri birbirlerine çok iyi alıştırıldı.”
Bunu söyledikten sonra şunu vurguladı:
“Heykellerde fotoğraf görüntüsü bekleyen yanılıyor. Soyut bir tablo bu. İçinde herhangi bir makine yok. Sadece su geçiyor. Akıl, bilim, sanat, tarih hepsi iç içe. Teknolojinin sanatla buluşması. Sıradışı bir heykel oldu.”
–Oturma taşlarının renk anlamı–
Altıparmak’taki Stadyum Meydanı’nda yer alan Yüzen Taşlar Heykeli’nin çevre düzenlemesi yapılırken de renk özelliğine dikkat edildi.
Örneğin…
Kaygan olmayan zeminde üç değişik renkteki taşlardan oturma grupları yer alıyor: Siyah, yeşile çalan gri, beyaz.
Beyaz taş akşamları serin oluyor. Gri taş ılıman özelliğe sahip. Siyah taş ise gece 12’ye kadar sıcak duruyor ve adeta yanıyor.
–Maliyet neden yüksek?–
Kültür A.Ş. Genel Müdürü Rıfat Bakan, kamuoyunun çok tartıştığı 850 bin lira maliyet konusuna da değindi:
“Aslında heykelin maliyeti 200 bin Euro. Yani 639 bin lira. Fakat meydana şelale yapılacak. O nedenle su tankları, elektrik trafosu ve pompaları da şimdiden yaptık, maliyet yükseldi.”
