Çözümün adresi siyaset… Bu saldırı terör olayının ötesine geçti

İlginç bir süreç yaşıyoruz. Daha doğrusu, çok ilginç bir dönemden geçiyoruz.
Hep birlikte izliyoruz…
80’li yılların ortalarından beri Türkiye’nin en ciddi sorunu olan terörü ortadan kaldırmak üzere bölgesel gelişmeyle çözüme yönelik önlemler içeren iyi niyetli adımlar atılıyor.
Yani…
Siyasi otorite üstüne düşeni yapıyor, sorumluluk üstleniyor.
Üstelik…
Çok uzun zamandır muhalefet partileri ve toplumun geniş kesimleri de siyasi otoritenin adımlarına destek veriyor.
O bakımdan…
Silaha karşı siyasi ve kültürel çözümün hedefe ulaştığı bir süreç yaşanıyor.
Tam da böyle bir ortamda, bir sabah ansızın terör baskını haberiyle uyandık. Sabahın seherinde televizyonumuzu açtığımızda, uzun zamandır yaşamadığımız şehit cenazeleri haberleriyle karşılaştık.
Bir dönem büyük kentlere yönelen terörün yeniden dağlara çıktığını öğrendik.
İçimiz yandı. Yüreğimiz kavruldu. 8 şehidin acısı benliğimizi sardı. 15 yaralıya kahrolduk.
İnsan ister istemez yine aynı soruyu soruyor:
Ne oldu da terör yeniden saldırıya geçti? Bu alçakça saldırının arkasında kim, ya da kimler neden var?
Bunu yapanlar, Türkiye’nin en önemli sorununu çözmek için attığı siyasi adımları baltalamak mı istiyorlar?
Eğer…
Öyleyse bu çatışma halinden kimler yararlanıyor, kimler terörün sürmesi sayesinde kendi varlığını da sürdürmeyi planlıyor?
Yoksa…
Çevremizdeki ülkelerin teşvik ettiği bir hain saldırı ile mi karşı karşıyayız?
Ya da…
Türkiye’nin sorununu çözmesini istemeyenleri çok uzaklarda mı aramamız gerekiyor?
Dahası…
İlk anda çok uçuk gibi gelse bile, liderler zirvesi görüşmelerine yönelik kendince mesaj vermeye çalışanlar mı var?
Biliyoruz…
Bu soruların hiçbirine şu anda cevap verebilecek kimse yok. Herkesin bir yorumu var, ama ne yazık ki cevabı şu anda kimse bulamıyor.
Görünen de şu:
Bu saldırı artık terör olayı boyutunun çok ötesine geçti.
İçimiz yanıyor. Millet olarak artık şehit vermek istemiyoruz.