Günlük yaşamın değişik alanlarında, zaman zaman mevzuat ile hepimiz çarpışabiliyoruz. Bazen aklımızdan geçenle, bazen yapacağımız işle, bazen olması gerektiğine inandığımız konuda mevzuatı engel görebiliyoruz.
Bazen de…
Gerçekten mevzuat yaşamın önündeki en önemli engel haline gelebiliyor.
Örneğin…
Başımız sıkıştığında başvurabileceğimiz yegâne kapı olan hukuk sistemi şu sıralar yeni mevzuatı nedeniyle işleyiş sıkıntısı yaşıyor.
Çünkü…
1 Ekim’de yürürlüğe giren yeni mevzuata göre, özellikle hukuk davaları ile ilgili yapılacaklarda her şey peşin anlayışı ortaya çıktı.
O kadar ki…
Sonuncusu hafta içinde yaşanan yeni mevzuatın azizliği noktasında âdeta ibretlik bir düşündürücü durum anlattılar.
Konu şu:
Kadının biri eşinden şiddet görmüş. Açık açık söylemek gerekirse, dayak yemiş. Bunun üzerine Kadın Sığınma Evi’ne sığınmış. Ardından hukuğa başvurup koruma istemek üzere harekete geçmiş.
Fakat…
Dava açabilmesi için, yeni mevzuat gereği 186 lirayı peşin olarak mahkeme veznesine yatırması gerekiyormuş.
Bunu konuştuğumuz bir hukukçu dostumuz şunu söyledi:
“Kadın zaten dayak yediği için evinden ve kocasından kaçıp Sığınma Evi’ne sığınmış. Can güvenliği için yaptığı başvuruda dava açabilmek için önce harç tutarını peşin ödemek zorunda kalması sıkıntıya yol açıyor.”
Şu söylediği önemli:
“Bu tür olaylar genellikle yaşam koşullarının ekonomik açıdan zor olduğu ailelerde daha çok ortaya çıkıyor. Onun için, bu parayı yatırabilen var, yatıramadığı için dava açamayan var. Nitekim geçen hafta bir kadın 186 lirayı yatıramadığı için dava açamadı.”
Merak ettik, acaba eskiden nasıl bir işleyiş vardı?
Konuştuğumuz hukukçu dostumuz şunu söyledi:
“Eskiden de hukuk davalarında harç vardı ama her şey peşin değildi. Harçlar peyder pey yatırılabiliyordu.”
Anlaşılan o ki…
1 Ekim’de yürürlüğe giren yeni mevzuat çok maddiyatçı bir uygulama getirmiş. Bunun sıkıntısını ilk çekenler de eşinden dayak yediği için dava açmak isteyen kadınlar olmuş.
